Anakronik yaklaşımlar

Nesne veya olayların kendi tarihi zaman ve mekanlarından koparılarak farklı bir çerçeveye oturtulmasıdır anakronizm, basit bir tanımla. Kasıtlı veya kasıtsız olarak yapılabilir ancak bizim üzerinde duracağımız kasıtlı olanlardır. Bir nevi çarpıtma ve sonunda muhatabını yanıltarak ikna etme çabasıdır bunlar. Bizim gibi şark toplumlarında çokça yapılır ve karşılık bulur. Bazen de bir bağlılıktan uzaklaştırmayı hedef alır. Anakronik yaklaşım sahipleri genellikle adaletten yoksundur ve başlangıçta bir hedef belirler sonrasında onu destekleyecek deliller arar. Olana, olaylara tarafsız bir gözle bakmaz çünkü amacı hakikati öğrenmek-öğretmek değildir. Asıl amacı kendi fikirlerini destekleyen şeyi bulmaktır. Bulabilir mi? Elbette bulabilir ve hatta kendisi bulamasa bile bulanları okur veya dinler.

Bu yaklaşımlardan vereceğimiz ilk örnek tarihi şahsiyetlerle alakalıdır. Genellikle bu şahsiyetleri alıp manipüle etmeye bayılıyoruz. Genellikle bu şahısları ele alırken aşırı uçlara kaçıyoruz. Bunun yakın tarihimizdeki en bariz örneği Sultan 2. Abdulhamit’tir. Ya seviyoruz her yaptığını, göklere çıkarıyoruz ya da sevmiyoruz yerin dibine batırıyoruz. Böyle şahsiyetleri ele aldığımızda öncelikle yaşadığı çağı ve şartları iyi bilmeliyiz. Sonrasında bir insan olarak hatalar yapabileceğini kabul etmeliyiz. İşe olumsuz bakanlar ondan bir örnek vererek (yaşadığı şartları bilmeden) onu kötü ilan edebiliyor. Diğer taraf ise onun yaptığı her şeyi doğru bularak hatalarını bile hayra yoruyorlar. Bu konuda bizim görüşümüz konuya daha itidalli yaklaşmak yönündedir. Şimdiden geçmişe doğru ne kadar gidebilirsek ki efsaneler çağını kast etmiyorum kişileri bir değerlendirmeye tabi tutup günümüze ışık tutan yönlerini ele almalıyız. Ancak bu şahısların vizyonlarını değil misyonlarını öne çıkarmamız gerekir, o çağın gereklerine göre ortaya koydukları şeyler bugüne uymayabilir. Biz onun hedeflerini esas almalıyız yoksa bu fikirler bize fayda değil zarar getirir. Yine Sultan 2. Abdulhamit’ten örnek verirsek İstanbul kanalı projesi bugün için uygun olmadığı aşikârdır. Şayet bu projeyi bugün yapmaya kalkarsak zaten çekilmez olan İstanbul hayatı (nüfusun artmasıyla) daha da kötü hale gelecektir. Hiçbir proje (kazanç elde edecek az bir kesim için) çoğunluğun rahatını kaçırmaya hak sahibi değildir.

Diğer bir örnek ise insanların (ki bunun içinde Müslümanlar da var) Müslümanların bir davranışına bakarak veya geçmişte uygulanan bireysel bir şeyi bütüne mal etmeleridir. Böylece İslam’ı ve dolayısıyla Müslümanları bu yolla kötüleyebilirler. Uygulamanın o günün şartlarında ve yaygın bir şekilde uygulandığını göz ardı ederler. Bugün bile dini yanlış anlayarak veya kasıtlı olarak kendi menfaatleri doğrultusunda yorumlayanları işin odağına almak oyunlarının bir parçasıdır. Müslümanların bilime karşı oldukları, gerici oldukları savını ileri sürerler. Mesela; matbaaya karşı bir hareketten bahsedilir tarihimizde ve şöyle derler bu konuda: Müslümanlar ilerlemenin karşısındalar. Peki, matbaayı kim getirmiş ilk olarak sorusunun cevabını biliyorlar mı acaba? Belki Müslüman devletlerin bir zamanlar ilmin merkezi olduğunu da okudular mı, matbaalarda basılan eserlerin birinde? Bir toplumun veya topluluğun nerede olduğunu ancak o zamanların toplumları ile kıyaslayarak bulabilirsiniz. Akıl hastalarının içinde şeytan var denilerek yakıldığı Hristiyan coğrafyasında olanları, aynı akıl hastalarının müzikle tedavi edildiğini görerek kıyaslayabiliriz haliyle. Sonrasında Müslümanların düştüğü durumu birlikte eleştirelim çünkü onlar İslam’ın istediği yoldan gitmediler, değişmesi gerekenleri değiştirmeye yanaşmadılar tıpkı Orta Çağ’da olduğu gibi.

Diğer bir yaklaşım ise kılık ve kıyafetlerle alakalıdır. Öncelikle kitabın ifadesini ele alırsak mahrem yerlerini örtmek, sıcaktan-soğuktan korunmak ve süslenmek olarak karşımıza çıkar. Sonrasında takvayı yani sakınmayı esas almamız gerektiğini belirtir. Şayet takva yoksa elbisenin bir şey ifade etmeyeceğini belirtir. İnsanlarda bu konuda takıntılar vardır ve her biri kendi açısından insanları yargılamayı seçer. Bir kısmı kıyafetleri eski çağ- yeni çağ bağlamında değerlendirir ancak altını deştiğinizde görürsünüz ki onun sorunu İslam iledir. Çünkü diğer kılık ve kıyafetlere ne kadar absürt olsa da bu denli karşı değildir. Her iki uca doğru olabildiğince toleranslıdır. Bizim okuduğumuz dönemde başörtüsü yasağı vardı ama başka ülkelerden gelenlere ‘bu onların geleneksel kıyafeti’ diyerek dokunulmuyordu. Geleneksel veya değil madem özgürlük var niçin aynı değerlendirmeye tabi tutulmuyor? Beri tarafta ise benzer bir yaklaşımı görürüz. Belli bazı kıyafetleri giyenin diğer konulardaki hatalarını görmede yanılgıya düşerler, ayete rağmen.

Son olarak eskilerin bir sözü üzerinden bir örnekle bitirelim: Futbol karın doyurmaz. Çok çelişkili bir söz gibi gelirdi bize ama son yaşananlar sanki onları haklı çıkarıyor. Malumunuz üzere futbol camiasının önde gelen isimlerinin de içinde olduğu bir olay. Genel olarak işin kaymağını yiyenler yani bu işten en çok para kazananlar düşmüş tuzağın içine. Gerçi ben işin mahiyeti ve zanlılar açısından bir şey diyecek değilim ama şunu görüyoruz ki alınan kolay milyonlar pek yeterli olmamış ve daha fazlası istenmiş. Üstelik yasal olmayan bir yola başvurulmuş. İçlerinden biri şöyle söylüyor: Çocuklarımın rızkının peşindeyim. Peki, ona şunu soralım doğal ve yasal olmayan yüksek bir kazanç acaba kaç garibanın sırtından çıkacak biliyor musun? İşin ilahi boyutundan bahsetmiyorum, sizin inancınıza karışmam ama yaptığınız şeyin insani anlamda nelere mal olduğunu hatırlatmak zorundayım. İşler yolunda gitseydi de siz hala rahat uyuyabilecek miydiniz? Elbette burada faize savaş açıp sonra vanaları sonuna kadar açan nasçıları da unutmadım. İşin en kötüsünü siz yaptınız bir şeyleri kullandınız, değdi mi bari üç günlük dünya için?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler