YEL DEĞİRMENLERİNE KARŞI SAVAŞMAK...

Ne yazsam derdinde düşünürken hep "tarihte bu hafta ne olmuş?" Google araması yardımcı olur...

Ne olmuş dersiniz bu hafta tarihte?

Don Kişot kitabının ilk bölümü, 16 Ocak 1605 yayınlanmış.

Bu ünlü kitabın konusu Don Kişot ve Sancho’nun macera dolu yolculuğudur.

Ana fikir ise sınıf ve değer arasındaki ayrımdır.

Yazarın yaşadığı dönemde bunu ele almak radikal bir fikirdi. Don Kişot, aristokratların genel görüşüne yani saygın ve asil oldukları yargısına da saldırır.

İspanyol engizisyonu tarafından yasaklanan kitap ancak 19. Yüzyılda eksiksiz olarak tekrar okuyucuyla buluşabilmiştir.

Don Kişot u neden okumalıyız ki?

Don Kişot, modern romanın öncüsüdür. Çünkü okuru edilgen durumdan çıkarıp onu aktif duruma sokar. Yorumcu kimliği kazandırır.

Okuru doğrudan romanın içine katan ve okuru düşünmesi için etken duruma getiren bir romandır.

Peki bu kitabı yazan ve Don Kişot karakterine hayat veren Miguel de Carventes kimdir?

Türklerle Avrupa devletleri arasında gerçekleşen İnebahtı Savaşı'nda asker olarak yer alan, daha sonra hayatının beş yılını Cezayir'de Türklere esir olarak geçiren Cervantes'in Batı edebiyatında ilk romanlardan biri olarak kabul edilen Don Kişot'ta İnebahtı Savaşı ve Türklerle ilgili konulara sıklıkla rastlanır...

Edebiyata güçlü şekilde girmesi, bu savaşı sonrasında olmuştur.

Avrupa devletleri bütün güçlerini birleştirmelerine rağmen Türkleri yenemedikleri için, Batı edebiyatında da Türklere ait fikirler, maalesef her zaman ön yargılı olmuştur. Servantes' in kitabında da Türklere ait görüşleri ağırlıklı olarak objektif olmasa da, yer yer gerçekçi bilgilerin verildiği de düşünülmektedir.

Dostoveski' nin bile "İnsan düşüncesinin son ve en yüce sözcüğü" olarak tanımladığı Don Kişot ülkemizde Reşat Nuri Güntekin tarafından dilimize çevrildi.

Bu kitapta ana fikir, sınıf ve değer arasındaki ayrımdır. Yazarın yaşadığı dönemde bunu ele almak radikal bir fikirdi. Don Kişot, aristokratların genel görüşüne, yani saygın ve asil oldukları yargısına saldırmıştır aslında.

Don Kişot'un yardımcısı Sanco Panza bugün bile çevremizde çokça örnekleri olan "mide odaklı" hayatın içinde sürüklenen insan tipidir. Hayatta kalmak ve günlük ihtiyaçlar dışında bir kaygısı yoktur.

Don Kişot ise sistemin dişlilerine meydan okuyan biri.

Geleyim sadede...

Ne çok benziyoruz Don Kişota...

Hep yeldeğirmenleriyle savaştık.

Gerçek düşmanı- tehlikeyi görmedik. Görmememiz için sanal yeldeğirmenleri yaratıldı...

Oyalandık...

Hiç demedik biz niye üreten bir ülke olamadık? Üreten bir ülke iken niye fabrikalarımız kapatıldı- bombalandı.

Devrim arabalarını kaçımız sorguladı.

Peki eğitim sistemimiz niye Amerika'nın emri altına girdi ?...

Milli savunma fabrikalarını kapatıp, uçakları gömüp...  niye?..

Amerika'nın 1. Dünya savaşı artığı uçaklarını aldık.

Niye batı hayranı olduk...? Avrupa değil miydi ki bize düşman o yedi düvel?...

Niye unuttuk- unutturulduk...

Peki yıllarca başörtüsü- türban adı altında ettiğimiz mücadelenin adı neydi?

Hiç düşündük mü?

Başörtüsüne duyulan kin- yasaklama LGBT düşkünlerine bile duyulmadı?

İslam'a gelen eleştiri neden diğer dinlere gelmedi?

Neden İslam’dan uzaklaştırıldık?

Yıllarca yel değirmenleriyle savaştık.

Yel değirmeni ile savaşmak ne demek ki?

Yel değirmenleri, gerçek olmayan veya aşılamaz görünen düşmanları temsil eder. Bu düşmanlar, kişisel veya toplumsal sorunlar, adaletsizlikler, korkular veya hayal kırıklıkları olabilir.

Yel değirmenlerine karşı savaşmak, bazen cesaretin, idealizmin veya tutkunun bir göstergesi olarak da görülür.

Yel değirmenleri ile savaşmak, adaleti orada istemeyen ve sağlayamayanlardan adalet beklemeye ve aramaya çalışmanın anlamsız ve umutsuz olduğu zamandır.

Yaşam stilidir doğrucu davutluk' tur.

Doğru bildiğin yolda devam etmektir. Ve bildiğin doğrular için savaşmaktır.

Ve aynı doğruda düşünmeyenler tarafından aşağılanmak, çoğunlukla yalnız hissetmek ve en nihayetinde de dokuz veya daha fazla köyden kovulmak gibi bedelleri vardır.

"Bilirim,

Hele bir düşmeye gör hasretin hâlisine,

Hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,

Yolu yok,

Don Kişot`um benim,

Yolu yok,

Yel değirmenleriyle dövüşülecek. " diye ne de güzel demiş Nazım Hikmet...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler