NASILDA UNUTMUŞUM

Nasıl unutmuşum? Aslında bu türden insanlar unutulacak insanlar değil, olmamalıdır.

Hatta ondan olabildiği ölçüde yararlanmalı, tanıtmalı. Ona fırsatlar hazırlanmalı ne işle meşgul ise, sanatçı ise, ressam ise, heykeltıraş ise eserlerini sergileyebilmek için destek olmalı.

Gökçeada da kütüphane müdürü olarak çalıştığım yıllarda Uğurlu köyünde yalnız yaşayan bir emekli öğretmen yaşıyordu.  Zaman zaman da kütüphaneye geliyordu.

Kütüphane binası çok işlek bir bina idi. Bunun birçok nedeni vardı. Bina Kültür ve Turizm Bakanlığına aitti ama alt katta Halk Eğitim Müdürlüğü de vardı. Halk Eğitim Müdürlüğüne benimle birlikte atanan çocukta çok çalışkan bir kimse idi. Oda çalıştığı süre içinde birçok faliyete imza koyduğu için gelen giden çoktu. Halk Eğitim müdürü İsmail  Özavcı idi. Birçok kurs açmıştı.

Birbaşka okulda öğretmen olan ve yine girişken bir kimse olan öğretmeni yardımcı olarak aldı. O kimse daha sonra belediye başkanı oldu. İyi işlerde yaptı. Mesela ilk kez Gökçeada ' Sinema Festivali ' gibi bir aktivite yaparak gözleri, sinema sanatı ile ilgilenen kimselerin yeniden gözlerini ve kalemlerini Gökçeada ya çevirmeye sebep oldu.

Uğurlu köy dedim ama Gökçeada ki köy diye bilinen öyle adlandırılan yerlere köy demek pek mümkün değil. 

Nedeni şu: Muğla dan getirilen ve oraya devlet tarafından yapılan evlere yerleştirilen insanların konakladiklari yerler.

Evler çok güzel, yeni. Deniz kıyısı. Çok güzel üzüm yetişiyor.  Zaten Türkiye nin her yanı gibi orasi da çok güzel. Bizim öğretmen evliymiş ama gelmiş o köy de kalıyor.  Bana açıldı ama o bende kalır.

Peki ne yapıyor biliyormusunuz. Dağ tepe geziyor, kimi ağaç dalları, ağaç parçaları son derece güzel ve estetik bir hal alıyorlar. Bunları tespit ediyor. Bunları topluyor biraz da işliyor. Ve bunları birer heykel haline getiriyor. Bunları bana getirdi.  Gördüm, çok güzeldi.  Adam marifetli bir adamdı.  Bunları değerlendirmek ve adamı hoşnut etmek gerekti.

Emekleri bir karşılık bulsun ,tanınsın. Bir insanın neler yapabileceği görünsün ve bundan, bunlardan başka insanlarda esinlensinler, onlarda böyle güzel sanatlara plastik sanatlara ilgi duysunlar.

İsmail e söyledim, olur dedi, bir sergi açalım onun için.

Onay falan, kaymakamlık onayı. Öğretmen için bir sergi açtık. 

Davetiyeler dağıtıldı.

İlgi vardı.

Öğretmen mutlu oldu. Ve bana öyle geliyor ki artık daha mutlu yaşıyordu.  Pek öyle yalnız da değildi artık. Tanınıyordu.

Adını sanını hatirliyabilsem yine ararım. Öldü mü,  kaldı mı, ve öte yandan bir başka yerde yaşıyordu, yeniden oraya döndü mü haberim yok.

Aradan çok uzun yıllar geçti. Seksenler yıllar.

Üzgün ve kırılmış ruhsal hali olan öğretmen bu türden bir uğraş ile kendini tamir etmeye çalışıyordu. Ona yardım elimi uzattığım için ben ondan daha çok mesut oldum.

Fakat bu olayı Gökçeada Bir Cennet Eli kitabıma niye almadım üzüldüm. Ne yapalım oldu bir kere.

Hafızayı beşer nisyan ile malüldür. YARDIM ETMENIN ZEVKİ OLMASAYDI HAYAT YAŞANMAYA DEĞMEZDİ.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erdoğan Sunar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?