Bizimle Oynuyorlar

Nasıl öğreneceğiz onu?
Duyduğumuz, okuduğumuz her haberin bir gerçeklik payı var ama doğru olan ne? Olması gereken ne?
Fikir çatışmaları, bazen en sevdiğimizle bile nasıl da kıran kırana oluyor.
Bilgi kaynaklarımız birbirinin rakibi olunca, ister istemez bizler de rakip oluyoruz.
Dün depremin yıldönümüydü ve hangi kanala baksak depremle ilgiliydi izlediklerimiz.
Kanalın birinde iktidar mensupları yuhalanıyorsa diğerinde muhalefet yuhalanıyor.
Kanallardan birinde mağdurlar dert üzerine dert anlatırken diğerinde aldıkları yardım için dualar eden, yöneticileri alkışlayan insanlar var. Özhaseki'nin dediğine göre iyi ki evimiz yıkıldı bize villa verdiniz diyen bile varmış.
Memnunların olması mağdurların susmasını mı gerektirir? Ya da şikayetleri geçersiz mi kılar?
Özgür medya olmayınca, tek kanaldan, her sesi duymak imkansız.
Telefonlarımıza düşen haberler, reklam ve bildirimlerse yangına körükle gider türden.
Ben Erdoğan'a mı kızdım, onu yeren, kötü gösteren videolar, yağmur gibi akıyor.
Yok olmadı İmamoğlu'na kızdım diyelim; o zaman İmamoğlu'nu yeren videolar coşuyor. Tüm gerçekleri bu izlediklerimizden ibaret sandığımızda da kopuyor kıyametler.
Medya sektörü, bilişim sistemini çok iyi kullanıyor. Sahiplerinin hedefi doğrultusunda, kamuoyu oluşturabilmek için de bizi araç olarak kullanıyor.
Bizler gibi rasyonallikten uzak, duygularla seçim yapan halklar, çoğunlukla ne istediğini bilemiyor diyeceğim ama filozoflar diyor ki, "insan rasyonel bir canlıdır. Her zaman çıkarlarını korur. Tercihlerinin merkezinde hep kendisi vardır."
O halde anlamak istemediğimiz şey var, o da herkesin aynı şeyi isteyeceği ve çıkarların çatışacağı.
"Ben" le başlayan iyilik ve güzellik anlayışı "Biz" e dönmedikçe, sönmeye mahkum değil mi?
Herkes kazanmadan kazanmak, nereye kadar mümkün?
Sömürülen ülkelerin tümünde iç çatışmalar hakim. Sömürmenin en kolay yolu, sömürülecek ülke insanını birbirine düşürmek.
Bireysel kazanımları bir kenara bırakıp ülke geleceğine yönelirsek, yanlışları, hataları, eksikleri daha rahat görebiliriz.
Belediye tarafından et verilenler, but verilenler, biner lira yardım alanlar, yardım kolileri ile geçimlerini sağlamaya çalışanlar, sağlık sektöründe sadece torpille iş görebilenler, eğitim sistemimdeki çarpıklıklar yüzünden çocuğunu özel okula yollama mecburiyetinde kalanlar, asgari ücrete mecbur edilenler, zammı iki dudak arasından çıkacak sözle belirlenen emekliler, bu sistemin mağdurlarıdır. Yıkılan şehirler, ölen insanlar, kayıplar, aradan geçen bir yıla rağmen devam eden mahrumiyetler, sistemin düzgün işlemediğinin kanıtıdır.
İktidarda kim olursa olsun, ne yaparsa yapsın onu göklere çıkarana, yalaka denir.
Muhalefet partisini destekleyen, iktidarı eleştiren ama kendi iktidarları zamanında olup biten haksızlıklara sessiz kalanlara da yalaka denir.
Muhalif olmak partisiz olmayı gerektirir. Kim gelirse gelsin yanlışı dile getiren, ülke ve halkın menfaati için yılmadan mücadele eden muhalifler, herkesin gözdesi olmalı. Çünkü onlar sessiz yığınlara dil olan cesur insanlardır.
Maalesef ki onların kıymeti daha çok öldürüldüklerinden sonra anlaşılır.

Reyhan Karagöz Çetin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reyhan Karagöz Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Erkin - Türk insanı ilkesizleştirildi, Ortadoğululaştırıldı, kimliksiz, kişiliksizleştirildi.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 23:22


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler