İman, inanç ve hurafeler

 

Bir Müslüman açısından bakıldığında iman; kişinin kendini kâinatın yegâne yaratıcısı Yüce Allah’ın güvenlik alanına atmasıdır. Birinci aşamada bu bir teslim oluştur ve bu aşamada kişi Müslim (Allah’a teslim olan) adını alır. Burada henüz İslami şuur tamamen oluşmamıştır ve daha çok içinde bulunulan grubun etkisi ile hareket edilir. İkinci aşamada ise kişi artık işin şuurundadır, farkındalığı gelişmiştir ve iman kalbe yerleşmiştir. Bu halde kişi mümin (Allah’a güvenen) adını alır ve artık içinde bulunduğu grubun etkisi ile değil kendi isteği doğrultusunda yapar yapacak olduklarını. Böylece yaptıklarının grup tarafından onaylanıp onaylanmamasına bakmaz. Elbette yaptıkları grubun yaptıkları ile aynı paralelde olabilir, onaylanabilir ancak bu onun için asla bağlayıcı değildir.

 

İslami manada iman eden kişi öz olarak Allah’a, onun gönderdikleri (peygamberlere) ve indirdikleri (kitaplara) şeksiz, şüphesiz onay verir. İman eden şuurlu bir Müslüman’ın bundan sonra tek korkusu iman nimetini kaybetme korkusudur ve bunun devamında ise şirke düşmekten ölesiye kaçınır. Şirk ise kişi Allah’a inanıyorken gerçekleşen bir şeydir, tamamen Allah’ı inkâr ediyor olması gerekmez. Çoğu zaman kişi zahirde Müslüman iken ve hatta diğerlerinin amellerini eleştirirken kendi düşer açmazın içine. Böylece kendi yaptığı ameller de zayi olur. Şirk olan ama ona göre olmadığını düşündüğü şeylere insan ilişkilerinden örnekler vererek kendini temize çıkarmaya çalışır. Üstelik diğer Müslümanları da buna çağırır. Nitekim Yüce Allah kitabında şöyle buyuruyor:  “Allah hakkında (kafanıza göre) misal getirmeyiniz. Gerçeği Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nahl 74) Meşhur bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum, çokça duyarsınız. Fatiha suresinin hükmü muktezasınca onlara Allah’a aracısız ulaşın, yardım isteyin derseniz onlar şöyle derler: Olur mu, sen biri aracı olmadan valiyle görüşebilir misin? İşte ayet tam da bunu anlatıyor ama anlamıyorlar çünkü kurdukları sömürü düzeni öyle işliyor. Bu yaptıklarıyla da birçok kişinin Müslüman olmasına engel oluyorlar veya onlara mazeret üretmeleri için fırsat tanıyorlar.

 

Şimdi gelelim en kritik meseleye yani inanç meselesine. İman eden birinin sonraki hedefi imanının gereklerine uygun yaşamaktır. Burada artık bir kısım seçimler önemli hale gelir. Seçim yapabilmek içinse doğru bilgi gerekir. İslam’ın temel kaynakları bellidir, Müslüman bu kaynakları kullanarak din konusunda aldatılmayacak bir duruma gelmelidir. Yoksa grupların iyi yanları olduğu gibi grupların yoldan çıkaran birileri tarafından manipüle edilmeleri söz konusudur. Bir kısmı şeytanın oyuncağı olmuş, bir kısmı harici güçler tarafından içeri sokulmuş kişiler çokça duyduğumuz hallerdir. Arabistanlı Lawrence, bilmem hatırladınız mı? Onun Müslüman bir topluluk içine girerek yaptıklarının olumsuz etkileri hala devam etmektedir maalesef. İmanımızın gereğini yaşama isteği bizi bir arayışa yönlendirir ve şayet biz da hazırsak kendimize en uygun olan yolu, grubu, görüşü seçeriz. Burada şunu gayet rahat ve net olarak söyleyebilmeliyiz: Evet, işte bu benim imanımın gereklerini tam olarak yapabileceğim gruptur. Sonrasında artık kapıyı kapatmalıyız çünkü bundan sonrası ancak kafa karışıklığı yapar. Son dönemlerde bunu çokça görüyoruz, özellikle sosyal medya organlarının yaygınlığı bunu teşvik ediyor. Birkaç şey bilen herkes ahkâm kesiyor ve yargı dağıtıyor. Sonuçta da içimize şüphe ekiyorlar. Her birine kulak verdiğinizde ortada doğru dürüst bir Müslüman kalmıyor. Kapıları kapatalım, dedik ama kapıyı kilitleyelim ve üstelik anahtarı da yutalım, demiyorum. Sonrasında çıkmamız gereken durumlar olabilir. İlk olarak seviyemiz yükseldikçe aslında verdiğimiz kararın doğru olmadığını anlayabiliriz ya da bu grup bize dar gelebilir. İkinci olarak ise başlangıçta iyi olan bu grup sonrasında çeşitli sebeplerle bozulmuş veya yoldan çıkmış olabilir. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: İçinde bulunduğunuz grup hakkında sık sık sağlama yapmalısınız. Grubun veya grupta başı çekenin sizin gözlerinizi perdelemesine izin vermemelisiniz. Aksi halde başlangıçtaki hedefinizin saptığını görebilirsiniz veya göremezsiniz. Amacınız imanınızın gereğini en güzel şekilde yapmak iken başkalarını süfli emellerine hizmet edersiniz, maazallah. Durumu şöyle de ifade edebiliriz; iman ettiklerinizi yaşamazsanız, yaşadıklarınıza iman edersiniz, toplumsal bir kaide olarak.

Şimdi hurafelere gelirsek ki ben bu konuya başka bir açıdan yaklaşacağım. Belki bazılarımız bunlar da hurafe mi, diyebilir, bakalım. En yaygın hurafe bana göre kendi anlayışımızın, içinde bulunduğumuz topluluğun yegâne kurtuluş olduğu zannıdır. Ümmetin âlimlerinin ihtilafı rahmettir, ilkesine rağmen bu böyledir. Maalesef bunu yapanlar ya bu işten rant elde ediyorlardır ya harici güçlerin oyuncağı olmuş veya şeytani duygular onları ele geçirmiştir. Bir diğeri ise dinin yapılmasını istediği şeyleri kategorize ederken Allah’ın affettiği şeyleri bile zorunlu hale getirmektir. Hanefi mezhebi bağlamında söylersek farz farzdır, müstehap müstehaptır. Farz zorunludur (mazeretliler hariç) ama onlara sorsan müstehabı bile farz gibi anlatırlar. Hatta daha fazlasını bile söylerler ve insan hayatının kişiselliğini, farklı şartları hesaba katmazlar. Sanki hüküm koyucu onlardır. Bazen de mubaha, harama el atarlar. Aslında onların durumu trajik ve komiktir, (sözüm meclisten dışarı) miri malını, kul hakkını çalarlar ama Besmelesiz yemek haramdır, derler.

 

Aslında hurafe veya batıl inanç Yüce Allah’ın rablik ve ilahlık sıfatlarını başkalarına vermektir, bazen de kendileri alırlar bunu, Allah korusun. Şöyle bir yaklaşımda fayda var, herkes anladığını yaşasın, anlatsın ama yanılabileceğini de kabul etsin. Kimse kimseyi kendini Allah’ın yerine koyarak yargılamasın. Asıl olan hüsnü zandır yoksa bu işten İslam âleminin bir fayda görmeyeceği açıktır. Bilakis harici güçler bu işin meyvesini toplar. Kendinde söz söyleme hakkını gören herkes bir araya gelsin büyük veya bozuk ihtilafları ortadan kaldırsın, küçük ihtilafları da hoş görsün. Her şeye rağmen bir fikir birliğine varılmazsa diyeceğimiz şudur: Leküm diniküm veliye din.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kenan Çatalbas - Hocam gerçekleri hiçbir şeyden ve hiç kimseden çekinmeden yazdığın için teşekkür ederim.

Bu topluma sizler gibi din adamlarının sayısının artması lazım

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 12:03
02

Mehmet Tarakçı - @Kenan Çatalbas 01 nolu yoruma cevabı: Kenan Bey, iyi dileklerinize ve iltifatınıza teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Şubat 14:13


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler