BORALTAN KÖPRÜSÜ FACİASI

Kaçımız bilir bu  yürek yakan  olayı?

Ve kaçımız ağlar bu utanca...?

"Boraltan bir köprü,

Aşar geçer Aras’ı,

Yuğsan Aras suyuyla,

Çıkmaz yüzün karası.

Karası, karası,

Merhamet fukarası,

Düşman bekler karşıda,

Önüne kattı beni,

+Can alınan çarşıda,

Kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri,

Merhametsiz birine,

Beni siz vursaydınız,

Şu gavurun yerine."

Boraltan Köprüsü faciasını eşi benzeri olmayan bir olaydır.

Ne insanlığımıza ne töremize   uymaz

Biz Türkler, hiçbir koşulda kendisine sığınan sığınmacıları ne pahasına olursa olsun teslim etmemişizdir.

Fakat Türkiye' ye sığınan  Azerbaycanlı Akademisyen vatandaşlarımızın, Iğdır'da Rus askerlerine teslim edilmeleri utanç ve insanlık dışı bir durumdur.

Göz göre göre katledildiler...

Çoğumuz bilmeyiz bu olayı...

Tarih pek çok şeyi saklamıştır bizden...

Nedenini- niçinini sorduğumuzda... Farklı pencerelerden bakmamızı sağlayacak bir çok olay var...?

Elimden geldiğince bunları duyurmak istiyorum.

Sovyetler birliği dağıldığı güne dek, çatısı altında yaşayan pek çok millete zulmetmiştir. Tarih bunların örnekleriyle doludur.

Sovyetler Birliğinin zulüm ve işkencelerinden kaçan bir grup Azeri halk, 1945 yılında

Boraltan Köprüsü üzerinden Türkiye topraklarına kaçar ve sığınır. Azeri vatandaşların Türkiye topraklarına sığındığını duyan Stalin, derhal Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle iletişime geçerek 193 sığınmacının iade edilmesini ister. Diplomatik bir krizin doğmaması için Stalin'in emri yerine getirilir ve Ankara'dan Iğdır'da bulunan sınır karakoluna Azerilerin derhal iade edilmesi ile ilgili telgraf çekilir. Telgrafı gören yetkililer, durumu kabul etmeseler de sığınmacıları iade etmek zorunda kalırlar.

193 Azeri Akademisyen vatandaş, Boraltan köprüsü üzerinden Rus askerlerine teslim edilir. Köprüden geçmeleriyle Rus askerleri tarafından kurşuna dizilirler.

1945 yılının ne öncesinde ne de sonrasında kendisine sığının hiçbir sığınmacı bu şekilde iade edilip öldürülmesine neden olmadığından bu olay, tarihe "Boraltan Köprüsü Faciası" olarak geçer.

Tarih boyunca baskı ve zulüm nedeniyle ülkelerini tetketmek durumunda olanların sığındığı ülke Osmanlı Devleti olmuştur.

15. y.y boyunca İspanyadan 100 bin Yahudi kaçmıştır.

1492 yılında kapılarını yahudilere açan Osmanlı padişahı ll. Beyazıt'ın yayınladığı ferman tarihe önemli bir kayıt olarak geçmiştir.

Fermanda, İspanya yahudilerini geri çevirmek şöyle dursun " tam bir içtenlikle karşılanmalarını, aksini hareket edenlere, göçmenlere kötü muamele yapacakların veya en ufak bir zarara sebebiyet vereceklerin ölümle cezalandıracaklarını" ifadeleri dikkat çeker.

Misafirperliğin bir örneği,

"Tacımı veririm de Devletime sığınanları geri vermem diyen" Sultan Abdülmecid  zamanında  yaşandı.

Macar ve Lehlerin sığındığı ülke yine Osmanlı Devleti'ydi çünkü...

Töreye aykırı bulduğu için savaşı göze alan Yıldırım Beyazıt'ı unutmayalım.

Timur'un saldırılarıyla topraklarını kaybeden ve Osmanlı'ya sığınan Celayir Sultanı Ahmet ile Karakoyunlu Devleti hükümdarı Kara Yusuf ve ailelerini vermeyi kabul etmedi.

Ankara savaşı sebeplerinden biridir bu durum.

Peki ne oldu da bize 1945 yılında can gardaşlarımızı düşmana teslim ettik...?

Neyi kaybetmiştik...?

Özümüzū mü yitirdik...?

Töreyi mi...?

Bu olay Türk'lüğün

bir yüz karası olarak tarihimize işlenmiṣtir.

Çağ açıp çağ kapatanTürk ulusunun vicdanı şerefi ve soydaṣlık bağı diplomasiye yenik düṣmüṣtür.

Gogola "Boraltan" yazalım...

Yüreğimiz dayanırsa o dönemde emir eri olan Anadolu'lu Dedeyi dinleyelim."

"Bunlar bizim insanlarımız Rusa teslim etmeyelim" diyen subayın

"Teslim edin" emrini verdikten sonra üzüntüsünden beylik silahını şakağına dayayıp intihar ediṣini de öğrenelim..

"Siz öldürün gardaş bizi Rusa vermeyin" deyişlerini de...

Askerlere, ūzerlerindeki ziynet eşyalarını "Rus alacağına siz alın, nisanlınıza götürün" derken, ölüme giderken bile gardaṣlarını dūṣündüklerini de bilelim...

Bilelim ki...!

Özümüzü kaybetmeyip bir olmayı...

Ya da özümüzü kaybedip yok olacağımızı da öğrenelim artık...

Unutmayalım ki sadece Türklerin değil, diğer müslüman milletlerin de umudu biziz.

193 Azeri canın ruhuna... (Bazı kaynaklarda 407 kişi olduğu söyleniyor.)

"Sığınmıṣken Vatana,

Lanet olsun satana.

Boraltan Köprüsü'nde rahmet olsun yatana..."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler