İnsanın Mücadelesi, Sanata Sıçrama ve Estetik

 İnsan dünyaya geldi mi yaşamak için uğraşmak zorundadır.

 Yoksa hayatta kalmak ve yaşamak mümkün olmaz ve olamaz.

 Doğan bir çocuk önce anne-babaya muhtaçtır. Onların yardımlarıyla büyür ve bu büyüme süreci içinde birtakım bilgiler edinir.

 Çocuğun beyni birtakım bilgiler ile kodlanır ve çocuk o bilgiler ile ve onların yanında edindiği okuldan bilgilerle yaşam mücadelesi içinde yer alır.

 Aslında bu çok doğal bir süreçtir.

 Yani ilkin insan önce bilgi edinir, bilgi sahibi olur ve bu bilgilerle ayakta kalmak için mücadele eder. Karşılaştığı bir zorluk esnasında ne yapacağını, neyi yapacağını bilmektedir. Diyelim ki hasta oldun, bir yanın ağrıdı; normal olarak bir hekime, doktora gider.

 Geçinmek için para kazanmak, bir gelir sahibi olmak için bir iş yapmak zorundadır.

 Bir mekan tutmak, bir evde kalmak gibi zorunluluğun var. Bir mekan yapacaksın kendine. Bunun birçok aşaması var. Mağaradan gökdelenlere kadar mekan gibi bir problem var.

 Bütün bunların temelinde hep bilgi var. İnsan yaşamını bunun üstüne bina eder.

 Bütün bunların üstüne tefekkür sırası gelir. Düşünürsün.

  İyi de ben niye buradayım, nereden geldim, bunun bir amacı var mı? Öleceğim, ne olacak?

 İnsan beyni düşünür, bunun önüne geçmek mümkün değildir. Eğer beyinde bir sakatlık, arıza yoksa.

 İnsan hep bu sorulara bir cevap aramıştır.

 Her düşünen, tefekkür eden insan bu türden sorulara gelip çarpar ve bunlara bir yanıt arar. Sonuçta gelip bir yere durur gibi olur.

 Ama arayış bitmez. Hayat akıp gidiyor. Sen o insan değilsin artık. Akıp giden hayat da o hayat değil.

 Sürekli giden bir hayat var ama o sürekli değişip dönüşmekte.

 Bilgiler edindin, bu bilgiler ile bir eylemde bulunursun. Bir davranış gösterirsin. Yaşadığın yer ve mekan bu eylem ile bir kültür oluşturur. O mekan senin kültüründe bir parça olur artık.

 Aslına bakarsan o mekan seni bir kültür kalıbı içinde yoğurur.

 Bilgi edindin ve bilgiler ile tefekkür ettin. Birçok şeyi muhayyilende inkişaf ettin. Kimi kez kalbine, gönlüne beklenmedik zamanda bir ışık çarpar. Gönül öyle bir sözcüktür ki hiçbir dilde bir karşılığı yoktur.

 Gönle düşen o ışık bir sıçrama yaparsa bundan bir sanat doğar. Sanatçı bu aşamaların en yukarısında yer alır.

 O sanatçı söz ile, yazı ile veya herhangi bir malzeme, materyal ile bir şey üretir. Bu üretim süreci içinde bir estetik çıkar ve bütün bunların bir bileşkesi, bir araya gelmesi bir medeniyet yaratır. Sen artık o medeniyetin bir insanısın. Sanatçı bir başkadır. Bir de bu kültürü de doğurur, meydana getirir.

 Roma'ya bakın; hiç düşünmeden, isim bile vermeseler buraya Roma dersiniz. İstanbul'a bakın, hiç düşünmeden; "Burası bir İslam şehri." dersiniz. Mimarisiyle, her şeyiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erdoğan Sunar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler