Konforlu cümleler

               

Yüreğim dar olsa da satırlar harf, satırlar kelime, satırlar cümle bekler sonuçta. Gazze’ye bombalar yağıyor iken, yaşlı, kadın, çocuk terörist devlet İsrail’in, namert kurşunları ile can veriyor, hayatta kalanlar da, açlık ile mücadele ediyor iken, huzur dolu Türkiye’de yaşayan bizim, dibe düşmeye, melankolik cümleler kurmaya ya da ne bileyim, 50 liralık patates, soğana isyan etmeye, hakkımız olmadığını biliyorum.

                Hakkımız olmasa da biz de pek mutlu sayılmayız. Yok yok, ‘’beterin beteri var.’’ muhabbetine hiç girmeyeceğim. Her bir duygu, kişiye özgüdür çünkü. Beterin, elbet bir beteri var. O ayrı bir mesele. Ancak bir acı yaşıyor iken, beterini düşünmek, ne yazık ki kolay olmuyor. Şahsen ben, 7 Ekim’den bu yana, Filistin’de yaşıyorum. Aklım Filistin’de, gönlüm Filistin’de, hem bir Müslüman, hem bir gazeteci olarak Filistin’e gitmek istiyorum, Hamas’ın verdiği o şerefli mücadele ile gurur duyuyorum, bu savaşın galibinin Hamas olacağından, en ufak şüphe duymuyorum, elimden geldiği kadarıyla, İsrail ürünlerini boykot ediyorum, tweet atıyorum, sert yazılar yazıyorum falan filan… bütün bunları yapan ben, hayatın imtihan tarafı zülfü yâre dokununca, Gazze kalmıyor akılda, yürek ise, dibe düşüyor anında.

                Bu durum, sadece bana ait bir durum değil kusura bakma… sen de böyle değil misin Allah aşkına? cebinde üç kuruş eksilince, gözün görüyor sanki Filistin’i. Para biraz eksilince cüzdanında, derdin olmuyor ne vatan, nede Mescit-i Aksa… sen ya da ben, hiç fark etmez. Siyasi ya da sivil, hiç fark etmez. Biz konforlu alan varken, iyi bir dava adamı, iyi bir Müslüman, çok güzel sabır eden insanlarız. Lakin rahat alandan çıkınca, ‘’hiç dert bitmedi.’’ ya da ‘’bana ne, devlet yapsın.’’ gibi, konforlu cümlelere sığınıyoruz.

                Eleştirmek için söylemiyorum bunu. Ne yazık ki durum, bu şekilde. Oysa, her bir insan, bu devletin bir parçası. Eğer sen, hiçbir eylem yapmıyor, yan gelip yatıyorsan, senin ‘’devlet yapsın.’’ deme hakkın olamaz. İlk önce, sen kalkacaksın ayağa. İlk önce, sen boykot edeceksin İsrail ürünlerini. Biliyorum, eleştirdiğin pek çok dizi var. Kızarak ta olsa, o dizileri heyecan ile izlerken, ‘’RTÜK, bu dizilere neden bir şey yapmıyor canım?’’ diyemezsin.

                Daha önce de dedim. Destek, sadece oy vermek olamaz. Oyu ver, çekil kenara, cebinde üç kuruş eksilince de çık meydana, küfür et ona buna ve en sonunda da bana gel, dava adamlığı tasla… böyle bir mantık olabilir mi? sen, sadece konforlu alanda dava adamısın. Örneğin, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıp, ‘’ekonomik olarak ne pahasına olursa olsun, askerimizi Filistin’e gönderiyoruz. İsrail’e karşı Hamas ile mücadele edip, Mescit-i Aksa’yı özgürleştireceğiz.’’ dese, parasal olarak zora düşeceğin için, bu hamleye karşı çıkan, ilk sen olursun.

                Konforlu alanda, dava adamı olmak kolay gelir insana… çile alanında, biz ne kadar dava adamıyız, yüreğimize bi sorsak ya…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler