Her şeyi kendi bildiklerinden ibaret sananlar

Celaleddini Rumi şöyle bir kıssa anlatır Mesnevi’sinde: Bir sinek, eşek sidiğinin üzerinde gezinen bir saman çöpünün üstüne kondu ve bir gemi kaptanı gibi başını yukarı doğru kaldırdı ve şöyle meydan okudu "Ben bu denizin ve gemiciliğin mektebinde okumuş, bu işe ömrümü vermişim. İşte deniz, işte gemi, işte adam, işte kaptan, işte görüşü keskin bir kahraman".

Bazıları bir konuda uzmanlaşınca, profesör veya sair unvanlara sahip olunca kibre kapılıyorlar. Her şeyi ben bilirim edasındalar. Kendi alan bilgilerini bütün her şeyin kaynağı olarak görüyorlar ve bilmedikleri konular hakkında da ahkâm kesiyorlar. Onlar toplumların önemli müktesebatını hiçe sayıyorlar, bir kalemde silip atıyorlar. Elbette bir kısım etkilenmeler olacaktır ama kimin, kime etki ettiği öyle kolayca bulunabilecek veya bilinebilecek bir şey değildir. Hâlbuki onlar fırsatını buldu mu her şeyi kendi bildiklerine göre yormayı seviyorlar. Ya hu bırakın bu işleri yorulduk artık, neyin peşindesin, kime hizmet ediyorsunuz belli değil. Çok belirgin ve aykırı işler konusunda toplumu uyarın fakat nerede duracağınızı da iyi bilin. Yoksa bu vebal size yeter, başka günah işlemenize gerek yok.

İlk örneğimizi Sümerler hakkında araştırma yapan bazılarından vermek istiyorum. Çıkıp muhtelif medya organlarına neredeyse yeryüzünde yaşanan bütün inançların onlardan alındığını söylüyorlar. Tabii ki bizde bu daha çok İslam hakkında oluyor. Böylece din Allah’ın indirdiği değil insanların uydurduğu bir din oluyor onların anlatımlarında. Sonra zehirlerini de kusuyorlar, dinlerin hepsi safsatadır. Belki bazıları böyle olabilir ama hepsinin böyle olduğunu söylemek hadleri değildir. Ne yani bu yargıya Sümerlerin tabletlerini okuyarak mı vardınız? Yoksa birileri sizi yönlendirdi de ifsat için mi çalışıyorsunuz? Sonunda da bundan etkilenenler etrafındakilerin azıcık imanını da alıyorlar, aman dikkat.

İkinci olarak İslami kavramların bir kısmının Zerdüştlük dininden alındığı algısını oluşturanlardan bahsedeceğim. Özellikle hadislerin büyük bir kısmının Avesta’dan kitaplara sokulduğu iddiasını öne sürüyorlar. Hâlbuki İran kaynaklı bu din toplama bir dindir ve kitapları da İslam’dan çok daha sonra yazılmıştır. Bir alıntı varsa onlar bunu almışlardır, diyor bazı araştırmacılar. Ayrıca kadim dinlerle sonraki dinlerin bir kısım benzerliklerinin işin başlangıcında ilahi bir din olduğu görüşü ile de uyumludur. Bazılarının aklına yatmayan şeyleri (güya İslam’ı sevdirmek adına) bunlar dinde yok, demeleri çok cesaret gerektiren bir iştir ve bedeli ağır olur. Kişisel olarak bunları reddedebilirsiniz veya bazı abartıları eleştirebilirsiniz ama bir yerde durmak lazım. Bir bakarsınız yoldan çıkarsınız fakat farkında bile olmazsınız.

Bir de uzaylı teorilerine inananlar var dünyada ve ülkemizde. Yeryüzünde ne varsa fikir ve açıklayamadıkları teknik yapılar vs. her birini uzayın derinliklerinden birilerinin getirdiğini öne sürüyorlar. Yoksa bunların açıklanamayacağını zannediyorlar. Aslında bu görüşler insanı küçümseyen anlayışlardır. Çoğu zaman altlarından çapanoğlu çıkar ve insanlık hakkında kötü emeller besledikleri açıktır. Uzaylı kavramını çok seviyorlarsa onlara diyeceğim şudur: Biz de uzaylıyız zaten yoksa siz uzayın dışında mısınız?

Bilim adamı düzeyindeki ateistlerin yaptıkları da birçok mesnetsiz iddiayı içinde barındırıyor. Bildikleri birkaç kavram ve teori üzerinden açıklıyorlar her şeyi. Şimdilik tutundukları pozitif bilimlermiş gibi görünüyor ama bilim adına yapılan bağnazlıkların tuzağına düşüyorlar. Elbette bilimin getirileri vardır ama her şeyde olduğu gibi onu da kendi emelleri için kullananlar olmaktadır. Özellikle bilimin şüphe ilkesine uymayarak kesinlik anlayışıyla hareket ederler ancak arkasından kirli hesaplar çıkar. Bazen bilim onlar için bir din haline gelir ve içinde de bir sürü hurafe vardır, ilginç değil mi? Onların evrenin yaratılışı ile ilgili teorileri de ilginçtir ki sürekli değişir çünkü bildikleri o kadar azdır ki evren hakkında bu onların sürekli fikir değiştirmesine yol açar. Gerçi onlar yaratılışı ve yaratıcıyı reddederler ama sonunda birçoğunun sonunda vardığı nokta gerçeği itiraf etmektir. Çünkü her yeni izah bilginin artmasıyla geçersiz hale geliyor. Aslında onlar da bir nevi şirk yaşıyorlar ama itiraf edemiyorlar. Hawkins’in ‘ bir tanrı olabilir ama bilim ona ihtiyaç duymadan her şeyi açıklayabilir’ sözüyle de bunu saklı olarak itiraf edişi gibi.

Son zamanlarda İslam üzerine yorum yapanların çoğunluğu (bir kamerası ve sosyal medya hesabı olan) öne çıkmak, meşhur olmak veya daha farklı sebeplerle işleri karıştırıyorlar. Tarihi algıları karartmalar, karalamalar, önemli şahsiyetler hakkında şüphe oluşturarak bilerek veya bilmeyerek birilerine zemin oluşturuyorlar. Bunu neyin karşılığında yapıyorlar, bilmiyorum. Bir zamanların sakız çiğnemek orucu bozar mı, tartışmalarından bile sığ bunlar. Öyle ki kimsenin tutunacak bir dalı kalmıyor, uçurumun kenarındayız ve her an ayağımız kayabilir, Allah korusun.

Son olarak yapay zekâ konusuna dikkat çekmek istiyorum. Bu yeni nesil dijital programlar ile her şey kurgulanabilir ve kandırılabiliriz. Kübra isimli dizi ile sanki bunun mesaj veriliyor. Her türlü kavramı, inancı kullanarak yönlendirmeler yapılabilir, uyanık olmakta fayda var. Özellikle Müslümanlar için söylüyorum, dininizi doğru kaynaklardan öğrenin ve karşılaştığınız her şeyi, her hareketi bir sağlamaya tabi tutun. Mehdi veya Mesih bekleyenlerin de kendilerini sağlama almaları gerekir. Yoksa tuzağın içine çekilirsiniz ama farkında bile olmazsınız. Âcizane bir önerim şayet onlar gelirse ve siz de hazırsanız bunu anlarsınız, yaptıklarıyla veya yapmadıklarıyla. Bir de dua edin ‘Allah bizi doğru yoldan ayırmasın’ şeklinde. Hatta namazda okuduğunuz Fatiha’nın anlamını kavrasanız da olur.

Yazımızı kaynağını bilmediğim bir sözle bitirelim, günümüzle olan bağlantıyı siz kurun artık: Türkiye’de her şey olursunuz ama rezil olamazsınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler