Eve gelen misafir

            Geçen pazar gününü, pazartesi gününe bağlayan gece, evlerimizin kapısı çalındı. on ay yolculuk yapsa da, neşeliydi gelen. On bir ay önce giderken, bıraktığı şeylere göz gezdirdi “hepsi yerli yerinde mi?’’ dercesine. Yalan yok. Bıraktığı gibi duran da vardı, üzerine bir parmak toz kaplamış ve unutulmaya yüz tutmuş olan da. Biraz hüzne kapılsa da belli etmedi ev sahibine, “belki seneye geldiğim zaman, her şey yerli yerinde durur’’ deyip, teselli etti kendini acı bir tebessüm ile…

            Geçen pazar gecesi, değerli bir misafir geldi evimize. Hiçbir ikram beklemeden, gönle huzur ikram eden. Bir misafir geldi hem geceleri aydınlatan hem de gecelerin farkına vardıran. Bir misafir geldi evimize, fakir ile zenginin arasında farkı silip, Allah katında her insanın, eşit ve aciz olduğunu hatırlatan. Misafir geldi evimize nefsi, hoş bir seda ile terbiye eden. Bir misafir geldi evimize, adı “ ramazan’’ olan, insanı hizaya sokan, rahmet rahmet yüreklere yağan ve yediden yetmişe, her insanın yüzünde tatlı bir tebessüm olan. Evet özel bir misafir geldi evimize, kalacağı her gün için, ayrı bir değer getiren, dünyanın her yerine bereket serpen, sadece oruç ayı sanılan, ama aslında sevgi ayı, sabır ayı, hoşgörü ayı ve en önemlisi birlik ayı olan, bir ramazan ayı daha geldi evimize.

            Ramazan, on bir aylık yoldan geldi gelmesine de biz gerçekten iyi şekilde misafir edebiliyor muyuz Ramazan’ı? ilk on günü, bitmeye yüz tutmuş ramazan, memnun mudur ev sahipliğimizden, memnun mudur tuttuğumuz oruçtan, memnun mudur öfke geldiği anda, gösterdiğimiz ya da daha doğrusu, göstermek istediğimiz sabırdan?

            Ramazan, ultra lüks iftar sofraları, sosyal medyada renkli fotoğraf paylaşımları ve “direkler arası eğlencesi’’ gibi, saçma salak bir mantık için gelmedi. Ramazan, gerçek bir “ramazan’’ olmaya, değerini bilerek hissedilmeye, anlamını idrak ederek yaşanmaya geldi. Bir küçük zeytinin kıymetini anlatmaya, sabrın sonunun, her zaman selamet olduğunu haykırmaya ve kulu, gerçek bir “kul’’ yapmaya geldi.

            Normal zamanda, eve bir misafir geleceğinde, her insan kusursuz olmaya ve misafirini en iyi şekilde ağırlamaya çalışıyor. Ama ne yazık ki, ramazan ayına aynı önemi veremiyoruz. Sadece oruç ayı zannedip, o şekilde davranmıyoruz. Oysa ramazan, kendisine ikram olarak, hoşgörü istiyor. Öfkeyi silip, sabır ekmemizi ve dünyada nefes alan her şeye ve herkese selam vermemizi istiyor.

            İşte bu yüzden, bu ramazan, sadece oruç tutmayalım. Oruç ile birlikte, birçok yüreğe dokunalım. Ramazan’ın her günü, Gazze’yi analım mesela. Orucu açarken, kutlu zafer için mücadele eden Hamas’a dua edelim. Hayatı konuşup, bolca Allah’ı zikir edelim ve bu Ramazan’ı gerçek ramazan gibi yaşayalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?