ONUNCU KÖY BİLGİLERİ...

"Biz onları hem Türk hem müslüman sanıyorduk"...

Dokuz köyden kovduracak bu bilgiler doğru mudur acaba?

Ne diyordu rahmetli Cemil Meriç Batı'nın en büyük zaferi bizim tarih kitaplarımızdır diye.

Mevzu Vatan olunca her bilgiyi analitik düşünerek değerlendirmek şart.

X Sosyal medya platformunda Ayhan Aytunç ismi ile bir paylaşım yapıldı. Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana Türk ve Müslüman olarak bilinen bazı şahsiyetlerin gerçekte böyle olmadığını açıkladı. Aytunç’un bu yazısı kısa süre içerisinde sosyal medyada gündem oldu.

İşte o yazı…

"Biz onları hem Türk hem de Müslüman sanıyorduk!

Oysa gerçek hiç de öyle değil

1927 yılında "İki yüz bin" Yahudi, "Sekiz yüz bin" Ermeni'ye kimsenin ruhu duymadan isim- soy isimleri Türkçe ‘ye çevrilerek, Türk kimliği verildi."

Evet...

Bu konuyu bizlerde biliyoruz.

Ama...!

Başka seylerden de bahsediyor Aytunç yazısın da...

"Biz onları hem Türk hem de Müslüman sanıyorduk!

Oysa gerçek hiç de öyle değil

Aslında bu pek önemli bir konu değil. Bundan daha can alıcı olan konu şu ki;

Kripto dediğimiz bu 15 milyon Yahudi ve Ermeni kitle hiçbir zaman yırtık elbise giymek zorunda kalmadı.

Hiçbir zaman açlık, susuzluk, yokluk veya yoksulluk çektirilmedi.

Kimisi general yapıldı, ordu idare etti.

Kimisi müdür yapıldı, okul idare etti.

Kimisi başhekim yapıldı, hastane idare etti.

Kimisi diyanet işleri başkanı, hoca yapıldı, cemaatler idare etti. Kimisi hâkim-savcı yapıldı,   nice koç yiğitlerin ve mübareklerin canına kıydı... Hepsine de Anadolu insanının üzerinde idareci sıfatı verildi.

Tiyatro, edebiyat, müzik, sinema, basın, yayın, gazete, Tv hep onların tekelinde bulunduruldu. Ve bu kriptolar sürekli şu cümleyi kullandılar;

"Biz bu ülkenin asli unsurlarıyız!"

Onlar zeki, bilgili, demokratik, ilerici ve çağdaştılar. Onlara köpeklik etmeyenler ise her zaman gerici, yobaz, cahil, karanlık. Onlar azınlıktı ama gayet zengin ve şatafatlı bir hayat içinde kendilerini efendi, bizi ise köle olarak gördüler.

Cümle âlem çatır çatır araba, uçak, silah fabrikaları kurarken, bu kriptolar bizi suni başörtüsü sorununa, suni Kıbrıs sorununa, suni Kürt sorununa, alevi sorununa hapsetti. Yiyecek bir dilim ekmek, bir zeytin dahi bulamaz olduk.

Taa ki, 8 Şubat 2018'e kadar. Bu tarih, her vatandaşın Soyağacını görebildiği, Devletin, "hepinizi tanıyoruz! Ananızı babanızı, nereden gelip nereye gittiğinizi biliyoruz!" dediği önemli bir günün başlangıcıydı.

Kendilerini bu vatanın aslı unsuru olarak gören, Devletin dahi kendilerinden haberdar olmadığını zanneden soysuzların kıçı kabak gibi açılıverdi. Kimin ne olduğu ortaya çıktı.

Barolar daha özgür olacak dediğimizde, tabipler odası kapatılmalıdır dediğimizde, Mimar ve mühendisler odası haddini bilecek dediğimizde, 93 yıldır kurdukları kahpe saltanatı ölümüne savunma derdine düştüler ve düşmanlıklarını alenen yapmaya başladılar.

Siyasette ittifak kuruyorlar... Sermayede birlik oluyorlar… Eğitim ve sağlık alanında toplanıp bildiri imzalıyorlar.

İslam ümmetinin bu gün bu kadar per- perişan olmasının yegane ve birinci sebebi dostunu düşmanını ayırt edememesi batı patentli necis düzenleri İslam zannetmesi."

İşte böyle diyor Aytunç bey bu sarsıcı yazısında.

Sarsıldım mı? Hayır...

Bunları bilememek yada şüphelenmemek mümkünmüydü...

Zaten biraz tarih bilen- merak eden- analitik düşünen herkes- her vatansever fark-ındaydı birşeylerin...

Hadi biraz daha irdeleyelim bu konuyu..

Daha ne kokular çıkacak...

Türkiye Cumhuriyeti kurulunca 1923'te Yunanistan' la nüfus mübadele anlaşması yapıldı.

Türkiye'de ki rumlar Yunanistan'a, Yunanistanda' ki müslüman Türkler,  Türkiye'ye gönderilecekti.

İşte burası önemli!...

Sabetayistler Yunan yönetimine başvurup

"Biz Müslüman görünsek de gerçekte Yahudiyiz. Bizi Türkiye'ye göndermeyin" dediler.

Lakin gönderildiler. Binlerce Sabetayist...

Hepsi bir- iki dil bilen eğitimli insanlardı.

Türkiye savaşta eğitimli insanlarını

kaybetmiş, eğitim durmuştu.

Bu sebeple devlet kurumlarına komple

Yunanistan'dan gelen Sabetayistler dolmaya başladı. Ticaret, devlet işinden anladıkları için ekonomik hayatı ele geçirmeye başladılar.

Eğitimli kimseler olmadığı için görev onlara verildi.

Hatta dönemin başbakanı İsmet İnönü'nün meşhur bir sözü var:

"Ankara garında bekler, trenden inen

Her kravatlıyı yakalar

Dış işlerine memur yapardık" diyor.

Bürokrasi, eğitim, ticaretteki boşluk Sabetayistlerle dolmuştu.

Yönetimi belirleyecek seviyeye gelmişlerdi.

Türkiye'de- ülkemizde köşe başlarını kapan - yerleşen- yerleştirilen sabateistlerin en büyük düşmanı Osmanlı, islam ve islam kurallarıydı. Sabatay Sevi'yi, Osmanlı ve İslam yargıladığı için İslam ve Osmanlı'ya kinliydiler.

Laik, sol, batıcı kesimi merkez edindiler.

Osmanlı ve İslam düşmanı Gençlik yetiştirmek için düzen kurdular.

Sabetayist Ilgaz Zorlu diyor ki;

"Laiklik bir din değildir... Fakat sabetaycılar laikliği bir din haline getirdiler". Laikliği din olarak kabul ettirip dini, Tarihi ezmede kullanılmasını sağlayan sabetaistlerdir.

Sapık tarikatları gösterip, islamı komple karalama sabetaist planıdır.

Yaaa işte böyle...!

Biz onları müslüman sanıyorduk! Oysa gerçek hiç de öyle değilmiş...

Dünyanın yuvarlak olduğunu öğrenen artık düz gibi davranamazmış.

Söylenecek çok şey var da... neyse!...

Cemil Meriç'in de dediği gibi;

Fazladan izahat, lisanen kabahattir..!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Cevat Birgül - Seyhan hanım yazılarınızı "okunabilir " yazı olarak değerlendiriyordum. Köşenize aldığınız yukardaki yazıyı da daha önce okumuş, ancak önemsememiştim. Burada da karşılaşınca ülkenin durumunu "dış güçlere" bağlayanlarla aynı düşündüğünüz kanaati oluştu bende. Osmanlıyı yıkan Cumhuriyetçiler! Ülkenin ger kalmasının günahı da bu Cumhuriyeti kuranlar! Başka eklemeler de yapabilirim ama yazı uzamasın. Kötülüklerin anası Cumhuriyetçiler! Diyerek bitireyim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Mart 01:05


Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?