Şehir ve Ramazan

Bakara 183-184: Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız (ittika edesiniz) diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

Oruç Medine’de farz kılındı ve başlıktaki şehir (medine) belli bir sayıya ulaşmış yerleşik yer anlamındadır. Ayrıca belli yasalara uyanların, kabul edenlerin mekânı olarak değerlendirilebilir. Kur’an-ı Kerim’de muhtelif yerlerde ibadetlerle birlikte anılan ittika-takva kavramı öne çıkar. İttika ise; bir şeyi kendisi için koruma yapma, iki şey arasına engel koyma, elem ve zarar verici şeylerden kendini koruma altına alma vs. manalar içerir. Oruç kalkandır, hadisi de oruca bu anlamı yüklüyor belli ki. İşte oruç ve Ramazan kişinin ve grupların şehir hayatında belli ölçülerle, sakınmalarla yaşaması için gerekli bir eğitim programıdır. Ramazan deyince akla sadece oruç gelmez. Bununla birlikte iftar, sahur, sadaka, yardım, namaz, zekât ve muhtelif diğer şeyler hayatımızdadır. Ramazan ve orucu bir hayat tarzı olarak benimsediğimizde takva kavramı öne çıkmalıdır özet olarak. Bunu Hz. Ömer’in şu tanımı çok net anlatır ve bu şehir hayatının tarifidir kanaatimce: Dikenli bir yolda nasıl yürürsünüz? El-cevap: Gayet dikkatli, gayet dikkatli…

Bazılarının sorduğu “sizin aç kalmanıza Allah’ın ihtiyacı mı var?” meselesine gelirsek bu iki yönden ele alınabilir. Manen Yüce Allah’ın el-Malik sıfatı ki her şeyin sahibi anlamına gelir. Buna genellikle ‘evet, biliyoruz’ derler ama eşya üzerinde ve hatta insan üzerinde sınırsız tasarruf sahibi kendileriymiş gibi davranırlar. Bu da yeryüzünü ifsat etmeye yeter. Hâlbuki Yüce Allah’ın bu konu ile ilgili diğer bir sıfatı ise el-Melik’tir ki her şeyin mutlak yöneticisidir anlamına gelir. Bu durumda yediklerimiz ve içtiklerimiz ve diğer rızıklar konusunda tasarrufun O’na ait olduğunu ve bunu kabullendiğimizi en iyi oruçla gösterebiliriz, göstermeliyiz. Maddi olarak ise ayette geçen ‘oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır’ ifadesi önemlidir. Son dönem yapılan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki belli bir süre aç kalmak insan için önemli kazanımlara sebeptir. İnsan vücudu o an neyi önemli görüyorsa ve öncelikli ne ise ona odaklanır hepimizin bildiği gibi. Yemek yendiğinde öncelik genellikle hazmetmeye yöneliktir. İnsan hasta olduğunda genellikle vücut tedbir olarak iştahımızı keser, buradaki mesajı anlayabiliyor muyuz? Yani yemek bir süre yenmediğinde insan hasta olmaz veya ölmez. Bilakis vücut kendini onarır ve iyileştirir. Sağlıkla ilgili içerik üreten bir Alman doktor bir videosunda şunu inceliyor: Müslüman ülkelerde kanser niçin (oransal olarak) az oluyor? Cevabın birinci sırasında orucu söylüyor ve faydalarını sıralıyor. Ayrıca hemen hemen bütün hastalıklarda doktorlar sınırlandırılmış diyet listelerini vermesini de bu konuya örnek gösterebiliriz.

Gelelim çocuklara oruç tutturulması konusuna, çocuk dediysem anne- babaların çocuğu olanları kast ediyorum. Onlar aslında gençler olarak adlandırılabilir. Efendim, bu çocukların beslenmeye ihtiyacı var, hele ki okuyorlarsa. O halde onlara oruç tutturmak yanlıştır! Onların muhtelif gıdalara ihtiyacı olduğu doğrudur ancak önce şunu cevaplayın: Çocuklarınız okullarda doğru mu besleniyorlar? Yoksa yedikleri şeyler onlara zarar mı veriyor? Soruların cevabını hepimiz biliyoruz. Hâlbuki bu çocuklar oruç tuttuklarında düzenli olarak ev yemeklerini yerler, sebze, meyve, et, yumurta vs. bu listeyi uzatabiliriz. Diğer türlü beslenme mi (genellikle fastfood) yoksa ikincisi mi daha iyi? Sorunun cevabını vicdanlarınıza bırakıyorum.

İmsak kavramı da önemlidir oruç konusunda ve bu diğer zamanlar için de bir antrenmandır. Kesmek veya tutmak anlamına gelen imsak; her türlü kötülüğe karşı kendini tutmak veya her türlü kötülükle irtibatı kesmek olarak açıklanabilir. Zaten milletimiz de oruç terimini tutmak ile birlikte kullanarak mesajı anladığını göstermiştir. Eğer kendimizi tutmazsak yeri geldiğinde o yapılan işe oruç demek pek mümkün değildir. Burada şunu hatırlatmakta fayda var, yanlış anlaşılmasın, insanlarla olumlu manada irtibatı kesmiyoruz.

İftar kavramı yani orucu açmak da ayrıca incelemeye değer bir konudur. Daha ezan okunmadan oturulur sofra başına ve her şeye ulaşabilecekken dokunmayız hiçbir nimete. Belki hiç sevmediğimiz yiyecekler bile bizim için önemli ve hoş hale gelir. Sonra vuslata ermek ve sanki cennet nimetleri bunlardır, deriz. Burada diğer bir önemli husus ise yani orucun temel mesajlarından biri bütün bu bekleyiş, hazırlıklar ve sonrasında birkaç dakika içinde doymayı getirir. Belki sözle ve belki de hal dili ile aslında koşuşturup durduğumuz ve bazen uğrunda savaştığımız şeyler o kadar da önemli değilmiş, deyiveririz. Yani bunca yıpranmaya, paralanmaya değmezmiş. Şayet bunu anlayabildiysek ve sonrasında hayatımıza yansıtırsak orucun önemli maksatlarından biri gerçekleşmiş demektir.

Bakara 186: Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.

Şunu sorabilirsiniz, bu ayetin Ramazan ve oruçla ne alakası var? Bu ayet Bakara suresindeki dört oruç ve Ramazan ayetinin arasına yerleştirilmiş. Bu bana şunu çağrıştırdı: Allah’ı belli yerlerde arayanlar, türbelerde gezenler için bir uyarı sanki. Yüce Allah, ben kullarıma yakınım ve onların dualarına icabet ederim, diyor ve ekliyor onlar da benim çağrıma kulak versinler, bana güvensinler ki doğru yolu bulsunlar. Yani doğru yol için başka bir şeye ihtiyacınız yok. Yoksa sizin var mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler