REALİTE

 

Önce realiteyi tanımlamalıyım.

Bu dünyada ki herkesin öğrendiği temel, ortak, ortalama, sıradan, düşünmeden gerçek olduğunu sandığımız şeyler...

Sözlük anlamı, gerçeklik... Gerçek olan.

 

Ya da, gerçek zan- nettiğimiz

 

Bir düşünsenize, neler yutturulmuş olabilir bize realite adı altında. Kendi gerçeğimizi bile bilemeden, birilerinin doğru diye dayattığı neleri kabul  etmişizdir acaba?...

 

Realiteyi oluşturmak için, aynı bakış açısında anlaşan, uzlaşan en az iki veya daha fazla insan olması gerekir.

 

Ne iki kişisi "Yedi düvel" bir araya geldi bizi kendi realitelerine inandırmak için diyesim var. Hatta bağırmak istiyorum. Bu gerçek olmayan gerçeklere inananları uyarmak için.

Neyse, dağıtmayayım konuyu!...

 

Bir sonuca varılması için toplumun ve ailenin realitesi vardır. Bizim toplumumuzun realitesi ne?

 

Fakat bize yutturulmak istenen, gerçek olmayan gerçeklikler için de,

bu tarz insanlar bir araya gelebilir. Kendi realitelerine bizi de sürüklemek için ne maskeler üretmişlerdir kim bilir?...

Ya da ne gibi fizik kuralları?...

 

Hep kanmadık mı maskeli gerçeklere? Ve, doğruluğu şaşmaz kurallarla sabitlenmiş görünen bilgilere inanmadık mı?...

 

Hatta, ötekileşmemek adına, yargılanmamak adına, sürüden ayrılmamak adına o maskelerden takmadık mı? Kendimizi uyutmadık mı? Gerçeğin ağırlığından, yalanın kolaylığına, şaaşasına, kalabalıklığına sığınmadık mı?

Cehaletin sarhoşluğunun lüksünde, oyalanmadık mı?

Dağına göre kar, gücüne göre omuz verenden utanmadan, kolayı seçmedik mi? Gerçekten saklanmadık mı deve kuşu misali?

 

Toplumun realitesini düzenleyenler, her şeye el atmış görünüyorlar.

Ne yiyeceğimizden tutun da ne giyeceğimize, seyredeceğimize kadar...

Problemlerimizi bile onlar belirliyor. Soruları da onlar soruyor, cevaplarını da onlar veriyor.

İdeolojimizi ve inancımızı de onlar belirliyor.

Sanırsınız ki hayatımızı kolaylaştırıyorlar. Öyle yöntemleri var ki, benim diyen kurtaramaz paçasını.

 

Kurtuluş var mı bu sahte realitelerden ( gerçeklerden)...?

 

Var.!...

 

Soru sormak!...

Olaylara, başka bakış açısıyla bakmak.

 

Eğer soru soracak olursak, sağımızda, solumuzda, ardımızda başka alanlar ve kapılar açılacak.

 

Vayy bee diyeceğimiz!... Varlıklarından bile haberdar olmadığımız olasılıklar, bilgiler ve fikirler var.

 

Soru sormazsak ve başka pencereden bakmazsak, kendi seçeneğimiz sandığımız, kabul ettirilen realitelerin labirentlerinde dolaşır dururuz amaçsızca... Ama birilerinin amacına yakıt olarak.

 

Ne zaman şüpheye düşerseniz bir soru sorun.

 

Bu doğru mu?...

Yoksa şu mu doğru?...

 

Doğruyu öğrenebilmem için ne yapabilirim?

 

Başka neler mümkün?

 

Bozuk realiteyi nasıl düzeltebilirim?

 

Daha iyi ve doğru realiteyi bulmak için  ne yapabilirim...?

 

 

Doğru soruyu sordunuzsa, sizi aradığınız şeye, cevaba ulaştıracak, rehberlik edecek kapı açılacaktır artık.

 

Bu bir kitap,  bir kişi ya da Şems olabilir.

 

Doğru bir cevap değildir aslında. . Enerjidir...

Siz soruyu sordunuz... Bekleyin yerine ulaşsın.

 

Daha başka bilgiler öğrenmeye adım attığımızda, onun olması için alan açarız.

 

Bakış açısı değiştikçe, gördüğü de değişir.

Daha neyi bekliyoruz ki farklı pencerelerden bakmak için. Kendi doğru bakış açımızı bulmak, başkalarının kendi çıkarları Için seçtiği doğruları çöpe atmak için. Başka cama geçin. Oradan manzara inanın farklı. 

 

Kendi realitelerinin doğruluğunu ispat etmek için, el- ele olan her şeyi, her kesi sorgulayalım.

Doğru soruyu soralım kendimize.

 

Kendi özümüzün doğrusunu bulmak gerek, başkasının dayattığını, yutturduğunu değil.

 

Toplum bireyi olmadığı şey olmaya zorladığı gibi, gerçek özünden, kendinden uzaklaştırır.

Değiştirir!...

Birisini değiştirmek, kendi fikrine inandırmak vahşiliktir.

Onun kendisi olmaması için karbon kopyası kişilikler oluştururlar.

 

Sırf kurdukları bu realitenin devam etmesi için,  aklımızın ve sorgulamamızın önüne bir set çektiler.

Ortaklaşa barbarlığın içinde yok olmadan, doğru soruları sormalıyız artık. Daha gerçek bir gelecek ve alanlar yaratmak için.

 

Toplumsal uyuşukluğa karşı bir şey yapmalı.

O şey, birbirimizle savaşmak değil birlik olmak.

Birbirimizin farklılığını sorgulamak değil, kendimizi sorgulamak. Kendimize doğru soruları sorabilmek.

Doğru REALITE' ye de ancak bu sorularla ulaşabiliriz.

 

Bir salın içindeyiz hepimiz.

Unutma; sana bir şey olursa bana da olur...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder

# alan, iyi, yok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?