GERÇEKLİK ÖTESİ ÇAĞIN MAĞDURLARI MIYIZ?...

Sıra  beynin orucunda...

Her türlü  çarpıtılmış bilgiden, kötülüğe- ayrıṣmamıza yol açacak duygu ve düṣüncelere sevkeden bilgilerden sakınma zamanı...

Post modern ya da hakikat sonrası Post Truht (Gerçeklik Ötesi) olarak nitelendirilen bir dönemden geçiyoruz.

Gerçeklik uçmuş yok olmuş.

Inançlarımız duygularımız ve gerçeklerimizin yerini sanal ortamlarda ki bilgi borbamdımanları yok etmeye başlamış.

Bu bombardımanların yarattığı kaos ortamında gerçeği bilmek- bulmak çok zor.

Sahte haberlerin hızla yayılması insan psikolojisini bozduğu kadar toplumsal birliği ve güveni  bozuyor.

Ve devlete olan güvenirliği de  olumsuz etkiliyor.

Yalan haberler ortaya atıldıktan sonra bunu hiç bir şey durduramıyor.

Doğru olmadığı ortaya çıksa bile fikirleri, inançları etkilemeye devam ediyor.

Çığ misali katlanarak hedefine ulaşıyor.

Postmodern durum, büyük anlatıların yıkılmalarına, bu anlatıların perdelediği azınlık anlatıları (etnik ve dinsel azınlıklar, kadınlar, LGBT, her türlü queer hareketlerinin) kendilerini duyurmalarına ve kurmalarına fırsat yarattı. Yaratıcı bir yıkıma yol açtı. Adına “kimlik siyaseti” denilen siyaset yapma biçimi, postmodern durumun bir ürünü olarak siyaset sahnesine çıktı. 

Toplumları, gurupları yönlendirmeye çalışıp, politik kararlarını etkileme amaçlı bir yol bu.

Ve yolu da belli...!

Ortaya çarpıtılmış bir bilgi at...

Bir çok kişiye ulaştır..

Kin -nefreti ve bölücü fikirlerini insan psikolojisi üzerinden sahalara yansıt...

İşte o kadar . 

Dezenformasyon çağında  bu sahte haberlerden kaçış yok...

Tekrarlanan yanlış haberlere- iddialara maruz kaldığımızda,  "ben inanmam, aklım fikrim var" desek de  , tekrarlandıkça bu yalanlardan kurtulamıyoruz.

Dışarıdan gelen bilgi fırtınası altındayız.

Yalan ve sahte tuzağı sarmış etrafımızı.

Dini ve politik inançlarımız üzerinden, dezenformalite bilgi tuzağı mağdurlarıyız.

Hepimiz yanılabiliriz.

Yanlış inancın ve bilginin kurbanı olabiliriz.

Hatta bu inancın trolü ve eylemcisi de olabiliriz.

Bireysel olarak bu bombardımanlarla başa çıkmak çok zor.

Post-truth, kamuoyunun bir konuda karar verirken ya da bir konu hakkında kanaat getirirken doğruları belirlemesinde, ortak nesnel deliller yerine bir takım kişisel duygular ve inançların etkili olduğu ortamı ifade eder.

Bu Yalan Bilimi çağıyla,  beynimizin donanımı sayesiyle savaşabiliriz.

Aslında bilgileri de geçmiş inançlar ve  bilgiler süzgeciyle  alıyoruz.

Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, ortaya atılan dezenformasyon haberlerinin tipini ṣeklini şemalini belirliyor...

Salgırganlığın derecesini de...!

Seçim, terör  ve afet dönemlerin de  çarpık bilgi bombaları tusunamiye dönüşür... Bunu bildik ve gördük...

Hele ki şu dönemde...

Seçim yaklaşırken...

Biri bin para olmuş yalan yayılım haberlerinin sınır tanımazlığına şahit oluyoruz. ...

Ön yargılarımız, ideolojik yatkınlığımız bizi yalan- çarpıtılmış- dezenformatik haberlere karşı savunmasız hale getiriyor.

Yoğun tekrarların olduğu durumlar da yanlış bilgiler beynimize egemen oluyor.

Tek gerçek var...!

Ama...

O gerçeği tahrip etmenin binlerce yolu da var...

Troller...!

Sosyal medya yayıcıları... gönüllūleri...

Sosyal çatışma yaratmak isteyen algı operasyoncuları bu konuda  uzmandırlar.

Gerçeği tahrip edebilmek becerisine sahiptirler.

Bu durumdan kurtulmak çok zor diyor uzmanlar.

Yanlış bilginin yanlış olduğunu ögrensek bile, bunu hafızadan atmak kolay değilmiş...

Sinir bilimcilerin  araştırmaları  bunu gösteriyor.

Peki, bu gerçek dışı haber kurbanı olmaktan nasıl kurtulabiliriz?

Bu konulara karşı dirençli hale nasıl  geliriz...?

Yalanı tanımaya hazır olmalıyız.

Manipülasyon nerden gelir...?

Şüpheci ve farkında olmak gerek...

Daha şüpheci

daha farkında

daha farkında olmak...

Tarafsız analiz yapmak, her şeyi doğru, ayrıntılı ve ön yargısız anlamakla bağlantılıdır. Bazen ayrıntılarda saklıdır gerçekler.

Gerçeği görmek, öğrenmek, bulmak sancılı olabilir.

Konfor alanımızdan çıkıp yanlış bilgilere karşı direnmek de zor gelebilir.

Ama gerçeği bilmenin aşkı  herşeyi bedeldir...

Dezenformasyon kurbanı olmamanın ANAHTARI;

Eleştirel düşünme,

sorgulama...

Çocukken başlamalı  bu sorgulamalı bakış açısına.

Ki yalan haberleri ve trolleri  gözünden tanıyabilelim.

Şüphe et, şüphe et...

Güvenilir kaynaklardan teyit et.

Yanlış bilgiyi tanıyalım ki nerden çıkacağını bilelim. 

Ve dezenformatik sürecin kurbanı olmayalım..

Şüphe ve teyit olmazsa olmazımız olmalı.

Diğer seslere de kulak vermeliyiz.

Başka bakış açılarından bakmalıyız.

Unutmayalım ki hepimiz bu dezenformasyon tuzaklarına düşebiliriz.

Provokasyon haberlerin yanında mağdur edebiyatı en geçerli olanları.

Ama biz, sinsi ve tehlikeli algı operasyonlarına artık kanmayalım.

Şüphe ve teyit olmazsa olmazımız olsun.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?
Tüm anketler