Aklımda deli sorular

Bazıları yaratıcıdan bahsederken şöyle bir şey söyleyebiliyor: Ya yaratıcı yoksa? Aslında bu problemi çözmek kolay ama soru soranın maksadı cevabı öğrenmek değil genellikle. Bu durumda şöyle cevap verebiliriz mizahi bir yaklaşımla: Şayet cevabınız ‘yoktur’ ise konuşmaya bile gerek yok, her şey boş ve anlamsız olur. Hiçbir kimseyi ve hiçbir şeyi değerlendirmeye de gerek yok, sen de dâhil her şey bir hiçtir. Öyleyse yaratıcının var olduğunu düşünen birine bunu söylemen bir anlam ifade etmiyor, bak işine. İşe ciddi yaklaşanlara ise şöyle bir cevap mümkündür. Gazali’nin metodik şüphecilik kurgusu (Dekart da benzerini söyler) yani ben varsam şu üç ihtimalden biri olmalıdır. İlki kendi kendimi yaratmam ki bu söz konusu bile değildir çünkü kendimi yaratsa idim her yönüyle en mükemmel şekilde yaratırdım. Sıradan biri olmam bu tezi haksız çıkarır. Belki herhangi bir etki olmadan kendiliğinden olmuşumdur. Bu ise birçok tenakuzu içinde barındırır. Son olarak beni yaratan biri vardır. Şairin deyimi ile O’na varmak bu kadardır.
Bazen de şöyle bir yaklaşım sergilerler eğer bir yaratıcı varsa görmemiz gerekir veya bir deneyin konusu olmalıdır. Hâlbuki bazı şeyler eserin tanıklığı ile ispat edilir çünkü eser sahibi insanın duyuları ile bulunamaz veya idrak edilemez. Burada eser sahibinden kastımız yoktan var etme anlamıyladır. Yoksa bir ressamın yaptığı tüm malzemesi hazır olan resmi kastetmiyorum. Mesela; bazı gezegenlerin başlangıçta tespiti eldeki imkânlarla bilinemediği halde etrafına yaptığı tesirler ile olması gerektiğine kanaat edilmiştir. Bazen eski zamanlardan kalma mağaralardaki resimler bulunur, eser sahibi yoktur ama eserin kendisi bize bir kısım bilgileri verir. Yani bir şeyin varlığının delili senin duyu organlarının algıları ile sınırlandırılamaz. Oysa sen küçük bilgi limitinle sonsuz bir evrenden bahsedebiliyorsun yoksa hepsini gördün mü? İşin özü, bazı bilgiler aklidir, bazı bilgiler naklidir, diğer bir kısmı ise hissidir-içseldir. O halde ön yargılarını kır öyle bak, çoğu zaman sen insanlara ön yargılı, dersin, hatırladın mı? Bu arada ön kabul ile ön yargıyı karıştırmayalım ikisi ayrı şeydir. İnsan birçok yeni bilgiye ön kabul sayesinde ulaşır.
Diğer yaratıcı yaklaşımı ise agnostik yaklaşımdır. Bir yaratıcının varlığını bilemeyiz. Madem o duyularımızla idrak edilemiyor o halde var veya yok olduğunu söyleyemeyiz. Aslında bu atıl bir yaklaşımdır. Varsa vardır, yoksa yoktur beni enterese etmez, tavrıdır. O zaman sen de var olduğu kabulüyle yaklaş dersen, sorumluluk getireceği düşüncesi ile buna yanaşmaz. Bu felsefeyi hayatın bütün alanlarına yaydığımızda ve herkes aynı kafada olduğunda vay dünyanın haline, diyebiliriz. Bu tarlaya domates eksek olur mu, olmaz mı bilemeyiz o halde ekmeyelim.
Bana garip gelen yaklaşımlardan biri ise deist yaklaşımdır. Evet, bir yaratıcı vardır ama bizden istediği bir şey yoktur. Sanki bizi eğlence olsun veya meşgale olsun, diye yaratmış ve sonra kendi halimize bırakmış. İlginç bir yaklaşım değil mi? Sorsan belki şöyle bir örnek verir: Çocukları dünyaya getirip sonra ilgilenmeyen anne-babalar var! Aslında cevap basit, çocukları için kendilerini feda eden milyonlarca anne-babaya bak! Deist yaklaşımın da aslında önceki bilinmezci yaklaşımda olduğu gibi sorumluluktan kaçma sevdası var. Yaşa gitsin, sonrası Allah kerim. Eskiler şöyle derdi: Allah kerimdir ama kuyusu derindir.
Herhalde bu konudaki en garip yaklaşım şudur: Yaratıcı vardır, onun yarattıklarından istediği sorumluluklar da vardır ve sonrasında hesap, cennet ve cehennem vardır. Ancak bu anlayıştaki bazı kişiler sanki hesap yokmuş gibi davranırlar. Kul hakkı yerler, hakka-hukuka riayet etmezler. Bir yaratıcı yok. Hesap yok diyenler kadar umarsızdırlar ve hatta onlar kadar bile etik davranmazlar. Gerçekten çok ilginç ve bana şeytanı hatırlatıyor. Bile bile lades, diyorlar yani.
Evren ve insanın oluşumu ile ilgili bir konu konuşulduğunda gündeme yaratılış ve evrim teorileri gelir. Ülkemizdeki algı inançlı insanlar yaratılış, ateist anlayışında olanlar evrimi savunuyor, şeklindedir. Hâlbuki batıda ve diğer bazı ülkelerde hem evrimi kabul eden hem de yaratıcıya inanan bilim insanları vardır. Onlar evrimin bir yaratıcının varlığı ile açıklanabileceğini söylerler. Böylece evrilme işini de ayarlayan biri vardır, yaratıcı tarafından koyulan kurallarla işler ve olması gerekenler olur. Kitabın ol(kün) emri de buna işaret eder. İnsan özelinde olaya yaklaşırsak insanın maddi ve manevi gelişimi de kitabın temel konularındandır.
Son olarak şu konuya değinmekte fayda var, bazıları İslam’ı öne sürüp kötü örnek olanlara bakıyorlar ve ondan uzaklaşıyorlar. Deist veya ateist oluyorlarmış. O halde kötü örneklere bakıp her şeyden uzaklaşıyorlar mı, bu sorunun cevabını vermeliler yoksa samimiyetleri sorgulanır. Kaldı ki din-İslam adına gösterilen, öne çıkarılan örnekler birileri tarafından piyasaya sürülüyor ve amaçları belli, uyanık olmak lazım. Ayrıca bir insanı değerlendirirken görüntüye bakmak veya birkaç hareketini almak ne kadar sağlıklıdır, bunu sizin vicdanınıza bırakıyorum. Özgür bir ülkedeyiz (kısmen de olsa) isteyen istediği kılığa girer ve bazen de kötülemek adına rol bile yapabilirler toplumu kışkırtmak için. Sağduyulu insanlar bu oyuna gelmez, gelmemelidir. Mesela; çarşaf giyerek biri hırsızlık yapsa suçlu çarşaf mı yoksa hırsız mıdır? Şayet cevabınız ilki ise sadece şunu yazacağım anlayana: Kravat, takım elbise ve fötr şapka!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder

# Yeni, yok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?