İhmal edilemeyen nasihatler

Kendi haline bırakılmış deve ya da davar anlamına gelen kelimeden türetilmiş bir kavramdır ihmal, bu haliyle işin önemini kavrayamamak vardır işin içinde. Hâlbuki mesele derindir ve belki de sonu vahimdir. Bazen bir ebeveyn çocuklarını bu anlamda gördüğünde yani davar gibi boşladığında işte bu kelime tam anlamını verir. Gerçi davar veya sığır fiyatları arttığından beri bir yer değiştirme de olabilir, zaman zaman örneklerini gördük çünkü.

Nasihat ise bu boş vermişliği önleme çabasıdır ve bu nedenle söylenen sözler, anlatılan kıssalardır bir bakıma. Ancak asıl nasihat yaşayarak gösterilen şeydir hal diliyle çünkü kulak kapatır kendini aynı zamanda görmediği şeye. Vay uyanık beni kandıracak güya, der ama siz duymazsınız haliyle. Gelelim bizim derlediğimiz nasihatlere ve söylemeyelim yapmadıklarımızı yoksa olmaz bir tesiri kimseye.

Dışın ile için bir olsun. Zaten testinin içinde ne varsa o sızar dışına sen ne kadar saklamaya çalışsan da. İşin ehli anlar onu ve sen hakkı gizlediğinle kalırsın. Hakikatin üstünü örtmeyin, der kitap ve hakikatin önünde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Ayrıca bu ikilem bir süre sonra seni kaosa sürükler de mutsuzluk kaderin olur. O halde saklanma, ortaya çık. Yanlışsan düzeltelim seni iyilikle, doğruysan sen bizi düzelt ki şeytanın istedikleri olmasın.

Kendine doğru arkadaşlar seç. He ne kadar iyilik bulaşıcı değilse de kötülük bulaşıcıdır çünkü ‘üzüm üzüme baka baka kararır’ denmiştir fakat beyazlar denmemiştir. Yani hastalık bulaşır, deva bulaşmaz. Bu durumda en azından kötülükten emin olursun, kim vurduya da gitmezsin. Arkadaş derken yakın olanları, dostları kast ediyorum, kısa süreli birliktelikleri değil.

Mutlaka bir (veya birkaç) rehber edin ama mutlak rehberler edinme. Ataların “ ağaca dayanma çürür, insana dayanma ölür” sözünde olduğu gibi senin gibi ölümlüleri mutlak rehber edinmek en büyük hayal kırıklıkları ile sonuçlanır. İnsan değerli bir varlık olsa da bazen şeytanın oyuncağı olabilir, kisveler sizi aldatmasın. Peygamberler hariç (ki onlar artık yok) hiçbir kimse bir elemeye tabi tutulmadan kabul edilmez, kendisine uyulmaz. Yani elinizin altında doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, hak ile batılı ayıracak kriterler olsun. Mesela; doğru nakil (Kur’an ve sahih hadisler), objektif bilimin verileri ve salim aklın çıkarımları.

Sabrı doğru öğren ve sonra sabırlı ol. Çoğu zaman kötülere karşı, zulme karşı çıkmamayı, susmayı, hakkı-hakikati söylememeyi öğretirler bize sabır olarak. Hâlbuki sabır, haksızlıklara direnmek ve bu yolda karşımıza çıkacak zorluklara katlanmaktır. Şairin ifadesi ile söylersek:

Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Amacını (ülkünü) gerçekleştirmek için araçlar kullan ama araçları amaç edinme. Şayet bunu yaparsan bir süre sonra birbirine karışır her şey ve sen başkalarının amacının aracı oluverirsin de farkında bile olmazsın. Yani seni kullanırlar ve atık bir kâğıt gibi buruşturup bir kenara atıverirler. Her gün ve dahi her gece bir değerlendirme yap, bugün ne yaptık, kimin işine yaradı. Şunu hiç aklından çıkarma, inanan ve aklını kullanan insan zahire bakar, batına değil çünkü biz batını bilemeyiz. Bu yönde masallar anlatanları da kale alma.

Yılma, yine yeniden başla. Gereken çaba gösterilmişse hak ve hukuk adına başarısızlık diye bir şey yoktur aslında. Çünkü biz zaferden değil seferden sorumluyuz. Asıl zafer hesabın görüldüğü gün kazanılır. Ya defteriniz dürülür C şıkkına gidersiniz ya da defteriniz sağ elinize verilir C şıkkına gidersiniz. Ne yani hepimiz aynı yere mi gideceğiz, bakmasını bilmezsen sen öyle zannedersin. İşin özeti bir görevi tamamla ve yeniden başla ta ki hak vaki oluncaya dek. Bunun dışındakiler kuruntulardır.

Boş şeyleri hayatının merkezine koyma. Böyle şeyleri meslek bile edinme hatta çok kazansan bile. Bana dünyadan üç şey sevdirildi, diyor biricik örneğimiz. Yani yumurta sepetine en az olacak şekilde saman koy yumurtalar kırılmasın diye ancak tamamen saman doldurma yoksa yumurtaya yer kalmaz. Ulvi gayelerimiz var bizim ve bunları yaparak insan oluruz ancak. Aksi halde sıradan bir beşer olur gideriz, cennete gitsek bile düşeriz onun da çölüne.

Her daim ilim öğren ancak edebi asla ihmal etme. Öyle diyor şair: “Girdim ilim meclisine, eyledim kıldım talep, dediler ilim geride, illa edep illa edep.” Edebi doğurmayan ilim sadece bir yüktür. Onun hamalı olursun sadece. Bugün ne geliyorsa başımıza bilgisizlikten değil ahlaki sorunlarımızdan ileri geliyor. Nereye bakarsanız bakın bir sorun varsa büyük ölçüde kaynağı budur.

İşin özeti şudur: Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir, diyor şair. Günümüz şartları gereği kötek bizden gelemez ama göklerden geleni de kimse engelleyemez. Haydi, kalın sağlıcakla ve geçmiş bayramınız mübarek ola!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder

# iyi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?