FARKINDA MIYIZ?...

Gazze'de soykırım yapıldı. Ve biz hepimiz sanki bir film izler gibi seyrettik bu içler acısı görüntüleri. Paylaşımlarıyla, dualarıyla, protestolarıyla bile olsa zulüm gören insanların yanındayız mesajı veren ne çok güzel insan varmış. Bu insanların arasında mıyız?...

Avrupa ve Amerika halkının bu soykırıma karşı duruşları bizlerden daha asil ve cesaretli görünüyor.

Hele ki üniversite öğrencilerinin gelecekleri pahasına bile olsa Gazze'ye- halkına- davasına destek oluşları "Güneş Batıdan doğdu " dedirtti hepimize...

Bu durum sevindirici bir tablo olmakla beraber bizi, bize sorgulattırdı...

Bu durumun nedeni niçini derin konu gibi görülüyor...

İlke durumumuz ve duruşumuz irdelenmeli.

Her türlü düşüncenin başı, davranışların baş kuralı olmazsa olmazımız ilkemize

bağımız gevşemiş gibi...

Dünyada; “Soykırım” terimi 1944 öncesine kadar mevcut değildi. Soykırım, bir grubun varlığını ortadan kaldırma amacıyla gruplara karşı işlenen şiddet içeren suçlara karşılık gelen çok acı bir terimdir.

Birleşmiş Milletler 9 Aralık 1948'de, Holokost'un gölgesinde ve Lemkin'in yorulmak bilmez şahsî çabalarının da önemli katkısıyla Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni onayladı.

Soykırımı Hitlerin zulmüyle yaşayan Yahudi halkı, kendine kucak açan Filistin’e nankörlük etmiştir.

Dijital çağda yaşanılan bu soykırım, sosyal medya sayesinde zulmün ve zalimliğin bu kadarı da mı vardı dedirtti?...

Ve her türlü zulme karşı çıkabilme potansiyelimizi de sorgulattı bize.

Taraf olma tarafımız var mıymış?

Yani "İnsanlık tarafımız"...!

Cemil Meriç ne güzel demiş;

"Taraf tutmayan insan şahsiyeti felce uğramış insandır... Ben tarafım, hakikatin tarafıyım."

Bizler de bir tarafın tarafı oluşumuzla güç veriyoruz bir tarafa...

Ve herkes gibi varlığımızla, yaşadıklarımız ve yaşattıklarımızla dünya için her gün yeni gerçeklikler üretiyor, gerçeğin sonuçlarını yaratıyoruz.

Tüm eylemlerimiz, düşüncelerimiz, duygularımız senden- benden ayrılıp dünyanın bir gerçeği haline dönüşüyor. Zihinlere, hafızalara yerleşiyor.  Yaşananlara yansıyor.

Her kelimemiz, her davranışımız  düşüncemiz bir aracı. Dünyada oluşan bilginin bir kaynağı.

Peki, memnun muyuz hayatımızdan ve yansıttıklarımızdan?

Yaşadığımız hayatla bir şeylerin mümkün olabileceği konusunda birilerini cesaretlendirebiliyor muyuz?

Dünyaya değiştirebiliyor muyuz?

Ürettiğimiz yeni gerçekliklerle, dünyaya temiz bir hava, yeni bir soluk getirebiliyor muyuz?

Bilinen tekrarlarla değil, farklı gerçeklerle dünyayı umutlandırıp, neşelendirebiliyor muyuz?...

Güçlünün yanında değil doğrunun yanında olabiliyor muyuz?

Sözün özü dostlar;

Ardımızda bize ait farklı bir ses, bir renk, bir ezgi, bir eda bırakabiliyor muyuz?

“Hayat” adı altında dünyaya imzamızı atmak için bize sunulan şansı,  iyi değerlendirebiliyor muyuz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Ramazanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?