İç muhalefete ayıracak zamanınız yok, ya dış muhalefete?

CHP İl Sekreteri Sayın Ağur yaptığı açıklamada

'Bizim tek hedefimiz 2011 seçimlerinde iktidar olmak ve Sakarya'dan en az 2 vekil çıkartmaktır. Bundan dolayı parti içi muhalefete ayıracak vaktimiz yok...' diyor.

Bu habere tepki gösteren CHP'li bir arkadaşım, gönderdiği mail'de kendini şöyle ifade etmiş:

***

' 'CHP'nin derdi Demokrasi, özgürlük falan değil. İktidar söz konusu olunca bakın söylemleri ne hale geldi. Kılıçdaroğlu ile bir rüzgar yakaladılar, ama bunların da diğer partilerden bir farkı yok. Güya sosyal demokratlar, ama iktidar ateşi demokrasinin en temel ayaklarından birini es geçmelerine neden olabiliyor. CHP yıllardır muhalefette olmasına rağmen, CHP yöneticileri şimdi iç muhalefetle uğraşamayız diyebiliyor. AKP'ye demokrat değilsiniz diyen bir partinin demokrasi anlayışı da ancak bu kadar işte.' Diyerek bize tepki gösteren seçmene ne diyeceğiz? Sayın Ağur bize bunu açıklayabilir mi lütfen? Önümüzde milletvekili seçimleri var. Bu seçimde CHP'nin ilk 2 sırası (hatta 3) önemli. Bununla alakalı partide tartışmalar olacak, hizipler çıkacak, partinin üyesinden, delegesine muhalifler olacak, genel merkez sıralamaya karışacak (her ne kadar karışmayacağını söylese de). Parti içi muhalefet için, Türkiye'nin en köklü, en eski ve şu anda tek sosyal demokrat partisinde 'vakit yok, uğraşamayız' deniyorsa biz demokrasi için kime güveneceğiz? AKP'nin demokratlığının kendisine karşı çıkılmadığı sürece var olduğunu geçtiğimiz 8 yılda öğrendik. Sayın Ağur'un bu açıklaması AKP'li İl Başkanı'ndan gelse eminim, CHP'liler buna tepki gösterir, AKP'yi antidemokratik olmakla suçlarlardı. Blok listeye yıllarca itiraz ettik, ama iş sıkıya gelince çarşaf listeden vazgeçtik! Eleştirdiğimiz şeyleri kendimiz yaparak eleştirdiklerimizi değiştireceğimizi mi zannediyoruz? Açıkçası bu açıklamalar, bu siyasi girişimler tutarsız geliyor bana ve partim adına kaygılandırıyor beni...'

***

Okurun tepkisi böyle...

Kılıçdaroğlu'nu partinin Genel Başkanlığı'na taşıyan ekip, yıllarca Deniz Baykal'ın kendini Genel Başkan olarak korumak için parti iç tüzüğünü nasıl kullandığından, kendini dokunulmaz kılmak, muhalefetin oluşmasını engellemek için parti tüzüğüyle nasıl oynadığından şikayetçi olmuşlardı...

Geldiğimiz nokta neresi?

Baykal'ın siyasi tutumlarının benzerlerini görüyoruz Kılıçdaroğlu'nda da...

Bu tutuma getirilen açıklamalar anlaşılır olabilir...

Ancak herkesin adaletsizlik için, baskı için kendince bir nedeni vardır...

AKP'liler kapatılan Fazilet Partisi'nden neden ayrıldılar?

Erbakan'a neden isyan ettiler?

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan eleştirdiği, suçladığı Necmettin Erbakan'ın siyasi davranışlarını nasıl sergiler oldu?

Adalet için başkaldıranların, iktidar olduktan sonra birden tutum değiştirmesi manidardır gerçekten...

Kılıçdaroğlu da aynı zihniyette mi?

Bilmiyoruz bunu...

Taha Akyol'un da belirttiği gibi, Kılıçdaroğlu'nun mizacı buna uygun değil...

Ancak çevresindeki siyasi yapılanma bu uygulamaları meşru görür ve bunları devam ettirirse, parti içi muhalefete böyle bakarsa, geçmişteki baskıcı anlayışa devam ederse; değişen bir şey olmayacak ve bunda kaybeden sadece CHP olmayacaktır.

Sayın Ağur'un bu tür açıklamalardan kaçınması gerektiğini düşünüyorum...

Bu sözler kırıcıdır...

Partiye emek vermiş insanların partiden küstürülmesine, parti tarafından dışlanmalarına neden olur bu açıklamalar...

Bunun örneklerini Deniz Baykal çok yapmıştır zamanında...

Sayın Ağur'un parti içi muhalefetle uğraşmak yerine, dış muhalefetle yani yerel siyasette AKP'ye muhalefet etmekle zamanını geçirmesi gerek...

Onun açıklama yapacağı muhatap parti içi muhalefet değil, AKP'dir, AKP'nin yerel siyasetçileridir...

Yaptığı açıklama, parti içi muhalefetle uğraşma niyetini hissettiriyor...

'Parti içi muhalefete ayıracak zamanımız yok.' demek bir çatışma durumudur.

Reddettiğini söylediği şeyi yapmaktır.

Zamanı buna ayırmak, bu tartışmayı devam ettirmektir.

Bu Sakarya'nın zaman kaybetmesi anlamına gelir...

Sayın Ağur, parti içi muhalefeti diline dolamak yerine, son bir haftadır ortalıkta gezinen:

Baskın yapılan su fabrikasının genel müdürüyle yemek yiyen bürokratla, tıp fakültesinin ona buna dağıtılan kadrolarıyla uğraşması gerek...

CHP'nin ve Sakarya'nın ihtiyacı olan budur...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.