Erdemler çoğalsın yeni yılda

Yeni, yeni umutlarla yeni yıla girdik.

2020, hepimize verdi dersi gitti.

Kabımız kadar aldık, ama aldık bu dersten her birimiz ...

En büyük dersi, BİZ olmak...

AMA, yapamadık bir-birimiz-siz değil mi? Hiç bir şey tat vermedi bir-birimiz-siz...

İşte; bir olma, biz olma zamanı ...

Hani, şu eskiye özlem varya...

Hani topaç, hani kuzine, hani horoz şekeri, hani soba üstü kestane, hani hani o kokusunu özlediğimiz ne varsa eskiye dair...

Anladınız...

Ben; imeceyi özledim. Bizim buralarda MECİ derler. Ne mi o..?

El ele... El birliğiyle iş bitirmek... Bir olma, birlik olma hali...

Çocukluğumdan bilirim bu birlik gücünü. El ele verildiğinde neler yapılır. Bir tarla ekilir, biçilir, toplanır.

Ah neler vardır o imece de... Dost meclisi gibidir. Sohbetler, şarkılar, çocuk sesleri. Gece yakılan lüx lambası, yenilen meyveler, kekler poğaçalar. Yaa, tadı var işte şeker gibi dimağda...

Annem anlatır. Bizim kuşak görmediyse de, gençliğinde buluştuğu, sosyalleştiği mekanmış meci alanları. Kızlar, fındık, mısır ayıklarken mani atarlarmış duvar diplerinden gençler yavuklularına.

Yani; bayram gibiymiş bu meci işleri.

Severiz bayramları...

Gecen yıl bu zamanlar tanıştığım bir yazar Ender bey. İki kitabını da okumuştum.

Seviyorum genç yazarları. Azimlerini, hırslarını takdir ederim hayallerini de.

Buyurun, röportajdan devam edelim.

Merhaba,

“Kalbime Üç Cemre Düştü” ve “İximia” kitaplarının yazarı Ender Özden ile mini bir röportaj yaptık, baştan söyleyeyim aynen konuştuğumuz gibi aktarıyorum buraya, öyle afilli cümleler, süslü kelimeler beklemeyin, tamamen içimizden geldiği gibi samimice konuşmamızı yazıyorum.

Seyhan Arslan:

Durum ne? Yaş, baş, çoluk çocuk?

Ender Özden:

18 Ocak 1981 İstanbul doğumluyum. Kimlikte Çanakkale, Atadan Trabzon (Baba, dedem Trabzon’dan Çanakkale’ye göç edip oraya yerleşmiş), doğduğum ve doyduğum yer dersek de İstanbulluyum diyebilirim. Evleneli 12 yıl oldu. İki de oğlum var, ellerinizden öper.

Seyhan Arslan:

Maşallah, memleket çokmuş, ama bir bakıma hepimiz öyleyiz çeşitli sebeplerle. Ebeveynlik zor ama, bir o kadar kutsal ve keyifli bir iş. Babalık ve yazarlık arasında benzerlik, daha doğrusu babalığın yazarlığa bir yardımı bir katkısı oluyor mu sende?

Ender Özden:

Bu devirde çocuk büyütmenin, hayatımıza kattığı tecrübeleri yaşadığımız günlerdeyiz işte. Yazmanın yarısı hayal kurmak. En azından benim tarzım bu. Hayallerimin tohumu da çocuklarım diyebilirim. Kim bilir, belki de onlara daha iyi bir dünya bırakma isteği, ya da bu isteğe paralel olan umutların tükenme korkusudur. Bir şekilde dokunuyor, dokunmalı da zaten. Eğer dokunmuyorsa sıkıntı var demektir.

Seyhan Arslan:

Yazmak farklı bir karakter mi istiyor? Yani bilinen, klasik Ender Özden olarak mı yoksa daha farklı, merak eden, gören sorgulayan mı?

Ender Özden:

Aslında bu sorunun cevabı kişiye göre, hatta aynı kişide farklı zamanlarda ortaya çıkan ruh hallerine göre bile değişir bence. Hatta ve hatta iki farklı sayfada, daha da köke inersek iki farklı satırda bile değiştiği oluyor. Ayrıca şu hayatta inandığım bir şey vardır ki o da Allah herkese bir konuda mutlaka bir yetenek vermiştir. Haa, ben kitap yazma konusunda yetenekliyim demek istemiyorum, bu tamamen okurun takdiri olmalı ancak; şunu diyebilirim. Kimisi iyi futbol oynar, kimisi iyi resim yapar veya şarkı söyler. Yeter ki doğru yeteneğin ne olduğunu bulabilsin. Bu sebeple çok da karakter arayışı gerekmiyor galiba. Merak etmek, sorgulamak mutlaka gerekli ve hatta olmazsa olmaz ama başka bir karakter ortaya çıktığını düşünmüyorum. Sonuç olarak tüm bunlar aslında birleştiğinde karakteri ortaya çıkarıyor.

Seyhan Arslan:

Aslında kitapların okunduğunda bu söylediklerinle pekişiyor. Kitaplarını okumuş biri olarak ben çok net anladım. Hatta iki farklı tarzda iki kitap, sanki biri muzlu diğeri çikolatalı pasta gibi, farklı tatlar. Ancak ben ikisi arasında bariz bir farkı ifade etmek isterim. İlk kitap hadi neyse… Her gencin gençliğin yazmak istediği kitap gibi… diye düşünmüştüm açıkçası. Ki..! Fakat, öyle çıkmadı beni yanılttı…Sağ gösterip, sol vurmak gibi.

Ender Özden:

Yazarken ilk hedefim bu zaten, okuru yanıltmak. Yanıltmaktan kastım konu içerisinde ters köşe yapmak değil, tamamen kitabın tümünde ters köşe yapmak. Yani benim kitabımı birisi eline aldığında okumak zorunda kalmalı. Kapağa bakarak bir fikir yürütememeli. Merak etmeli, hayalinde canlandırdığı konu ile kitabı okuduğunda bulduğu bambaşka şeyler olmalı. Ancak itiraf etmeliyim ki bunu pek başaramadık galiba. Arz ve talep açısından baktığımızda maalesef bu gerçeği göz ardı edemem.

Seyhan Arslan:

Bence kitaplar çok başarılı. Sadece Biz okurlar cesaretli değiliz yenilere. Bildik dışına çıkamıyoruz. Ego denilen tatlı canavar, kitap işine de karışıyor vallahi.

Neyse..!

Ben yine de farklı bir karakter hissediyorum. Belki de gerekli bu yazmak için.

Muzur çocuk duruyor yerinde. Büyümemiş. Bize bu kitapları okutan, size yazdıran çocuk.

Terketmemişsiniz onu. Korumuşsunuz.

İyikide...!

Yoksa, çıkmazdı okuyanı şaşırtan bu kitaplar.

Ender Özden:

Az önce dediğim gibi. Kişi kendi içinde farklı karakterlere anlık bürünüyor. Bu da ana karakteri oluşturuyor. Belki de bunu biz kendi kendimiz anlayamıyoruz ama okurlarımız anlayabiliyor. Sizin algıladığınız güzel bir örnek olabilir. Hani bir olaya kuş bakış ve dışarıdan bakmak gibi. Biz kendimizi hangi açıdan göreceğiz? Siz ise bizi tüm açılardan görüyorsunuz. Burada insan kendiyle çelişiyor gibi görünüyor. Zaten hayat başlı başına çelişkiler örgüsüyle dolu değil mi ki?

Seyhan Arslan:

Küsme mi, pes etmek mi hissettiğim?

Hiç sevmediğim iki duygu. Haaa akışa bırakmaksa eyvallah. Bu akış nerelere götürür insanı. Bol bereketli topraklara. Nehir akışı... Göl durgunluğunu sevmem. Bataklık tır gölün dibi, umutsuzluk vardır orda, oksijensiz ortam.

Ama nehir akışı öylemi ki? Akışın verdiği bolluk, bereket...

Bak buradayız ve güzel şeyler olacak.

Ender Özden:

Pes etmek çok kullanmak istediğim bir kelime değil elbet ama küsmek diyebiliriz. Sonuçta kimse yaptığı bir işi kendi için yapmaz. Demek istediğim bir marangoz olsanız kendinize bir sandalye bir koltuk yaparsınız en fazla sonrası talep edenlere. Onlar kullansın, beğensin, marangozun işi içlerine sinsin. Yazarlıkta böyle bir pay bile yok küçücük bir nüans gerekirse çoluğa çocuğa hatıra birer kitap en fazla hepsi bu. Hayaller zaten benim, bunları kendim için kâğıda dökmenin pek bir anlamı yok. O yüzden küsüyor insan ister istemez. Nasıl ki bir şarkıcının gıdası alkışlar ise bizimki de iki güzel sözün, bir sürü olumlu ya da olumsuz eleştirinin kelimelere dökülüp bize ulaşması.

Seyhan Arslan:

Ne diyelim, herkes için hayırlısı. Ben umuyorum ki kitapların mutlaka bir gün hak ettiği değeri bulacak ve sen daha nice kitaplar yazacaksın.

Ender Özden;

İnşallah. İnanın bunu ben de çok istiyorum. Bu benim hayalimdi, en azından hayalimi gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşayabileceğim. Basılmış iki kitabım var şimdilik bununla yetineceğim gibi duruyor. Daha doğrusu yetinmek zorundayım. Gelecek günler ne gösterir göreceğiz.

Seyhan Arslan;

İxisima 2'yi yazdınız. Benim gibi bekleyenleri var biliyorsunuz? Şu umutsuz dünyaya, bir umut İxi, kurguda olsa biliyorsunuz ?

Ender Özden;

Evet, onu da yazdım ama konuşmamızda belirttiğim gibi şu ön yargılar yüzünden ilk kitaplar ilgi görmeyince yayın evleri yeni kitap basımına yanaşmıyor. Bizde bütçe konusunda sıkıntı yaşayınca basım aşmasına geçemiyoruz maalesef. Önce çıkan kitaplar sonra çıkacak olanları finanse edebilmek zorunda...

Seyhan Arslan;

Aslında ben inanıyorum, İxi Hollywood’da film olsa gişe rekorları kırar.

Ender Özden;

İxi mia 2 devam kitabı daha da iyi oldu, ama Türkiye'de bu işler çok zor. Ya çok paranız olacak, ya da...

Seyhan Arslan;

Köşe başını tutan Dayınız olacak. Maalesef, bir işi sadece iyi yapıyor olmak ülkemizde işe yaramıyor. Bu belki biraz sert oldu ama yumuşatmak için gerçekleri saklama huyum yoktur.

Tüm yazılarımda BİR olma, BİRLİK olma, kelebek etkisi fark, farkındalık, elele olmak ve sevgi var.

Yeni başlangıçlar, yeni yollar, yeni düşünceler, yeni davranışlar ve her gün kendimize yeni bir ERDEM eklemek kurtaracak bizi ve Dünyayı.

Iximia 2'nin basımında payımız olsun derseniz "İximia ve Gökten Üç Cemre Düştü" kitaplarını okuyacaksınız.

Dostluk nasıl olurmuş görmek için de...

Bu kitap hangi akılla, hangi bilgiyle, hangi hayalle yazılmış demek içinde...

İnternet satışı mevcuttur.

Teşekkürler Ender bey.

Yazmaya devam.

Umut için.

BİZİM için.

Hayalleri ete kemiğe bürümek için...

Yazın..!

“Düşünmek için aklı başında, derin düşünmek için oldukça deli olmal ısın.” (Nikola Tesla)

#Yorum

#Iximia

Ender Özden

Evet! Bu kitap nasıl yorumlanır? Helede Spoiler vermeden.

Okurken hep Nikola Tesla geldi aklıma. Aslında son dönemlerde her şey onu hatırlatıyor. Haarp. Sırplı mucidin tüm buluşları, Amerikan istihbaratı tarafından çalınmış ve kötü yönde kullanılmış.

Ve, bu gün iklimlerle oynanması, suni depremler yaratılması hep Tesla'nin buluşları yüzünden. Acaba Tesla bunları bilseydi ne yapardı? İnsanlığın gelişimi ve refahı adına yaptığı buluşlarının, insanlığın yok olması adına kullanıldığını??? Buluşlarının doğayı değiştirdiğini, depremlerde insanların öldüğünü ve gökyüzünden zehirlendiğimizi bilse...

Atlantisliler geldi aklıma..!

Tarihin en akıllı, bilimde en son haddeye varmış yok olmuş uygarlık. Bir gecede hemde... Çünkü bilgilerini, Tanrıcılık oynamakta kullanmışlardı. Klonlama ve hibrit insan yaratmak için. Sonları yok oluş oldu.

Günümüzdede aynı şeyler tekrar ediyor sanki. Koyun Doly'i hepimiz biliriz.

Ve, son dönemlerde insan aklında yapılan robotları.

Aklımda deli sorular uyandıran bu bilimsel ve teknolojik buluşların cevabını bu kitapta buldum işte.

Okurken 'vayyy' dedirttiren bir kitap. Samimi olursam; hayret ve şaşkınlığım aslında böyle bir kitabı, sanki bir Türk genci yazamaz gibiydi.

Asıl konu ve kurgular olağanüstü bir zeka ürününün sonucu bence.Hatta, fizik, biyoloji uzmanlığı isteyen yerler ...

Kitabın konusu hakkında bilgi vermemeye çalışıyorum. Çünkü en güzel yanı okurken hayrete düşmeniz. Hatta 'Ixisima' nin kadın mı erkek mi olduğunu okudukça anladım. Sizede tavsiyemdir.

Evet bilim kurgu niteliğinde bir kitap.Belkide "Distopya".

Ama ; bilimin insanlık yararına değil de zararına kullanıldığını hepimiz biliyoruz artık. İlaç sanayi-chemtreals- haarp...vb.

Ve, İdealist bilim adamlarının, karanlık tarafa hizmet edenlerce kullanıldığını biliyoruz.

Çok beğendim. Hatta, konu seçimi ve kitabın yazım diline bayıldım.

Bilgi ve araştırma isteyen böyle önemli bir kitabın, benim Ülkemde yazılması beni gururlandırdı.

Ve; bu kadar güzel yazılması...

Teşekkürler Ender Özden. Yazmaya devam. Bu ülkenin sizin gibi yazarlara ihtiyacı var. Bildiğimizin dışında olanlar olduğunu bilmek gerek artık. Biraz sarsılmak gerek. Jeton düşmeli artık.

Dileğim; bu kitabın hakettiği değeri görür .Hatta çeviri yapılır ve Dünya okur. Çünkü onlarda uyanmalı.

Alınız ve okuyunuz derim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder --- Okunma

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

08

Ender Özden - Değerli söyleşi için teşekkür ederim. Böyle güzel ve koca yürekli bir büyüğümü tanımışken, onun desteğine nail olmuşken nasıl yazmam...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 08:22
06

Dr.T.Sibel Yılmaz - Evet, okuyalım, okutalim çünkü edebiyat hayattır. Daha doğrusu hayat sanatı takip vd taklit eder. Güzel şeyler okuyalım ki, güzel şeyler başımıza gelsin, herşey çok güzel olsun.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 08:22
05

aziz kahraman - seyhan hanim cok dogru soyluyorsun her kes erdemli olsa ve hepimiz biricik icin birik hepimiz icin olsaguzelolur bu uzak sehir sidneyden cokcok selamlar nice yeni yillara

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 08:22
04

Vildan Fırtına - Oğlumun kitabını bu kadar güzel yorumlamaniz çok güzel ağzınıza sağlık sizin gibi değerli kişiler başımızın tacıdır tesekkurler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 08:22
03

Erol arslan - Arkadaşım Meci(imece)yi hatırlatman birde yazarla yapmış olduğun sohbet ‘i paylaşman güzel olmuş yine mükemmel özetlemişsin tebrik ediyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 08:22
02

Sabiha ozkerem - Dogruyolu secmek bulmak generi ,guzelle yollara yonlendirmek okumayi se dirmek ,onculuk yapmak ayri bir meziyettir edebiyati sevdirmek guzel yurekliliktir tsk seyhancigim

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 08:22
01

Guzin Hallı - Yazarımız Ender Özden'in kitabının okuyucusunun bol olmasını dilerim. Seyhan Hanım kitabı oyle guzel anlatmış ki, söyleşiyi okuduktan sonra hemen koşup kitabı almak istiyor insan.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 04 Ocak 08:22