İstiklal ve İstikbal

İstiklali olmayanın istikbali olmaz. Doğrudur! Gelecek ancak özgür insanlar için bir ihtimaldir. O halde?

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.

***

Özgürlük, günümüzde bireysel bir hakkediş olarak ele alınıyor. Kişi hak ve özgürlükleri falan… Ama konu “yabancı devletlerin düşmanlıkları” olduğunda kişisel özgürlüklerin sınırlanması pahasına ilk aklımıza gelen istiklal oluyor.

Türk ve Dünya Tarihi bize gösteriyor ki; biz Türklerin, çocuklarını gelecek nesillerin arasına katabilmesi için bağımsız bir devleti olması şart! Dolayısıyla devletin bekası söz konusu olduğunda bırakın kişisel özgürlükleri, canımızdan bile vazgeçebilir bir ruh olgunluğa erişebiliyoruz.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ? Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

***

Çocuklarımız için sağlam bir gelecek, atalarımız bize bıraktıklarını önce korumak sonra geliştirmek ile mümkün olabilir. Bir devlet kendi sosyal, iktisadi ve askeri kabiliyetleri doğrultusunda “yenilmez” olabilir. Sonu birçoğumuzun ölümüyle sonuçlanmış olsa da verilen bütün mücadeleler aslında ölmek için değil, refah içinde daha uzun yaşamak ve yaşatmak için verilmiştir.

Türkün savaş meydanında ölümü, bir “vaz geçmişlik” değil daha çok bir “sahiplenmedir.” Ancak bu sahiplenmeye ilave olarak “becerikli devlet adamlarının varlığı” da vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım; Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım; O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.

***

Aslında fazla söze gerek yok!

Ne Hollanda ne Almanya ne de güç delisi başka bir ülke başıboş hayallere kapılmasın! Biz çok iyi biliyoruz ki; şirket, döviz kuru, dış ticaret, ithalat açığı veya pasaport vizesi gibi kavramlar barış zamanı konuşacağımız konulardandır.

Bir de konuşmayı pek sevmediğimiz zamanlar vardır.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl; Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl: Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

***

Meşhur bir dua var, hepimiz biliyoruz.

“Allah (cc) milletimize bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” Marş için âmin!

Fakat Türk gibi düşünen, Türk gibi yaşayan Ziya Gökalplere, Mehmet Akiflere, Mustafa Kemallere bugün de çokça ihtiyacımız olduğu aşikardır!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Serdar Çakan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 2022 yılı asgari ücreti ne kadar olmalı?