Gazi Mehmet Keçeci

Mehmet Keçeci..

1306'da yani 584 ilave edersek, 1890 yılında Görele'de doğdu.

Demesine göre, nüfus cüzdanı 15 yaşlarında iken çıkarılmış.

Görele, Giresun'un şirin bir ilçesidir.

O taraflarda, yaylacılık geleneği vardır.

İşte bu Mehmet Amcamız, 17 yaşlarında Sis Dağı Yaylası'nda mallarının başındadır.

Bir haber gelir ki, sevinçten göklere uçar.

Anadolu'nun dört bir yanından, yiğit delikanlılara ihtiyaç vardır.

Ve bunların sayesinde kurtulacak bir vatan.

Hayvanları, komşu yaylacılara teslim ederek, tez elden Erzurum'a varır.

Ve ünlü bir kışlada, öğle yemeğini yerken, babası Bilâl'in sesiyle irkilir.

- Mehmet, oğlum sen de mi geldin?

Bir iki gün birlikte kalırlar. Önce, babasını cepheye, Mehmet'i de,

- Biz seni çağıracağız, diyerek memlekete gönderirler.

Sis Dağı Yaylası'ndaki hayvanlarının başına dönen Mehmet, 2 ay sonra, Sivas üzerinden bir cepheye varır..

Erzurum'dan, Selanik Karadağ'a kadar, bütün cephelerde vuruşur ki, kirli ayaklar, vatanın bir karışını bile kirletemeye.

Bu uğurda, 2 yıl esir bile kalır, Karadağ'da.

Mareşal Fevzi Çakmak'ın girişimleriyle, Esir Mübadelesi'nde, bu aziz vatana tekrar döner.

Şahadet yarışı devam etmektedir. Nefes bile almadan, hemen cepheye koşar. Bursa'nın Gemlik ilçesinde, Papaz Uçtu adıyla maruf bir yer vardır ki, aylardan Mart ayı'dır. Her taraf bembeyaz kar altındadır. Atatürk ve İsmet İnönü komutasındaki birlikler, ölümüne atılmaktadır düşmanların üstüne. Onlardan da bizlerden de yüzlerce insan yere yıkılıp kalmaktadır habire.

Bir mermi de bizim Mehmet'imize gelir ki, iki ayağını birden deler geçer.

İlk işi, kan kaybını önlemek üzere, ayaklarını sıkıca bağlamak olur.

Hemen ardından da, yanındaki şehit arkadaşlarının mermileriyle silahlarını alıp, kelleler almaya devam eder.

Daha sonra canının azalmaya başladığını fark edince, yine şehit arkadaşlarının kaputlarını da alarak, iyice sarınır.

Üç gün sonra, ayakları kütük gibi şişmiş bir halde bulurlar O'nu.

Hemen Adapazarı'na getirip, Karaağaçdibi'ndeki, bugün Atatürk Evi olarak bilinen binada, tedavi edilir. İki ayağı birden kesilecektir ama çıkmadık canda, az da olsa ümit tükenmez.

Günlerce, ince madeni hortumlar sokarlar ayaklarını içine. Hem de uyuşturucu filan kullanmadan. Sonunda kurtarılır ayakları. Taburcu olunca, gemi ile Görele'ye gönderilir.

Ama Adapazarı'nı sevmiştir bir kere. Savaş bitince, ilk işi, Sakarya'nın Kocaali ilçesine bağlı, Yalpankaya Köyü'ne gelip yerleşmek olur. İki yıl sonra da ver elini Karapelit.

Karapelit ile Açmabaşı Köyleri arasındaki dere üzerinde, Rumlardan kalma bir değirmen vardır. Onu işletmeye başlar. Had safhada olan kıtlık nedeniyle, fındıklar kabuğuyla ve içine de ayıklanmış mısır koçanları atılarak öğütülmektedir. Herkes kabız olsa da, başka türlü karın doyurmak mümkün değildir.

Kıtlık ve Açlık, eşkıyalığı da tetiklemiş, can korkusu, her tarafta hissedilir ve yaşanır olmuştur.

Bir keresinde, mavzerli eşkıyalar, uzaktan ateş etmeye başlamışlar ki, Mehmet Emmi değirmeni terk edip gitsin.

Onca cephede vuruşan birinin, bir kuru gürültüye pabuç bırakması ne mümkün.

Çıkmış dışarı ve çağırmış eşkıyaları. Cana kıyılmasına müsaade etmeden, doyurmuş karınlarını ve yolcu etmiş.

15 sene sonra Selâhiye Köyü'ne yerleşen Gazi Mehmet Keçeci, 1968 yılında rahmetli olmuştur.

Mavera'dakilere selam olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.