İki Can'dan hayat dersi!

Can Yücel'den ve Can Dündar'dan birer alıntı var bugün köşemde.

Beğeneceğinizi umuyorum.

Önce Can Yücel'in hayat dersi;

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama, yarım saat erkene kurulsun saatin.

Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin.

Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.

Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.

Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.

Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart, çek kızarmış ekmek kokusunu içine.

Bak güzelim kahvaltının keyfine.

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis, önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.

Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.

Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, ohhh şöyle bir hafifle.

Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için 'alo' de, hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık.

Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa.

Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al.

Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı, sen çok darda iken kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?

Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?

Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor.

Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.

Günün güzeldi değil mi?

Akşamın da güzel olsun.

Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun.

Saklama tabakları, bardakları misafire, sizden ala misafir mi var bu dünyada.

Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil, şöyle keyif'e keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının. Gece evinde, dostların olsun sohbetin yemeğin, kahkahan olsun.

Arkadaşım, hayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

...

Can Dündar'dan; 'Eskiden ve şimdi'

Eskiden;

Çember çevrilir,

Su musluktan içilir,

Ağaçlara tırmanılırdı.

Bebekler bezden,

Silahlar tahtadan,

Resimler kömür karasından yapılırdı.

Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin

İsimleri konulur,

Saatli maarif okunurdu.

Komşuda pişen

Bize...

Bizde pişen komşuya düşerdi.

Geceler ayaz,

Sokaklar karanlık,

Yıldızlar... parlak olurdu.

Turşu, salça, mantı

Evde yapılır,

Karpuz kuyuda soğutulurdu.

Erik ağacının çiçeği,

Pencere camımıza yaslanır,

Güz yaprakları bahçemize düşerdi.

Kardan adam yapılır,

Evlerde soba yakılır,

Kış gecelerinde masal anlatılırdı.

Merdiven çıkılır,

Aidat ödenmez,

Yönetici seçilmezdi.

Evler badanalı,

Sokaklar lambasız,

Mahalleler bekçili olurdu.

Ajans radyodan dinlenir,

Çizgi roman okunur,

Defterlere kenar süsü yapılırdı.

Hayat,

Arkası yarın gibiydi,

Kesintisizdi.

Her gün yaşanacak bir şey vardı.

Herkes kendi düşünü kurar,

Kendi hayatını oynardı.

Şimdi,

Herkes

Yoğun,

Yorgun

Ve

Tek başına..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sezai Matur - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?