Yerli malı

YERLİ MALI;

Türk'ün Malı, herkes onu kullanmalı...

Evet; slogan buydu...!

Çocukluğumuzdaki, en güzel, en heyecanlı haftayı sorsalar, "Yerli malı" haftası deriz...

Aman ne heyecan..!

Öğretmen bize söyler, biz de evdekilere.

Alır mı bir telaş herkesi.

Neydi ki bu iş?

Ne öğretirdi ki bize?

Üretmek..! Kalkınmanın en önemli parçası.

İşte;

Bunu öğrettiler biz çocuklara.

1923'de ülkenin bağımsızlığının korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararı alındı.

Sevgili öğretmenlerimiz de, bunu anlatırdı işte bizlere.

Biz yemek peşindeydik, üretmek neydi ki? Daha bilmiyorduk.

Evlerimizden getirdiğimiz fındık, ceviz, elma, armutları sınıfta ortak masalara koyup hem paylaşır hem de yerdik.

Bayramdı o gün bize...

YERLİ ÜRETİM’de, Cumhuriyetin en temel taşlarındandır.

Yerli malı haftamız kutlu olsun. Her daim...

Toplumsal tutum bilinci aşılamak için, gerekli bir hafta.

Hatta tüm yaşantımızda, ete kemiğe bürünen bir davranış olmalı ki, temel taşlarımızdan biri de oynamasın artık.

Artık çocuk değiliz.

Üretimde, ön safları tutmalıyız.

Hatta, öyle büyüdük ki, üretimin nefes olduğunu ve nefes almazsak yok olacağımızı biliyoruz.

Genç nesiller de kutlasın bu haftayı. Ve bizler, "Yerli" siz kalmasın o çocuk masaların diye, üretmeliyiz.

Yabancı uyruklular baş köşede yer almadan.

Öyleyse hadi,

Yerli malı, Türk'ün malı herkes onu kullanmalı...

Hala sloganımız olsun...!

SU IN,

PETROL OUT

Çocukluk, tüm tohumların atıldığı bir dönem. Diğer zamanlarda, hangi tohumlar büyüdüyse bizde onu yaşıyoruz.

Torunumun yanında suyu açık bırakamazsınız.

Hatta dişini fırçalarken, sana akıl verecek kadar bilgili bu tasarruf konusunda.

Tasarruf sudan başlar.

Ve en yerlimiz sudur.

Yıllardır bu konuda ahkam kesen, uyaran kesim vardır. Herkese bir parça etki etmiştir, bu su savaşları konusu. Ne kadar biliyoruz?

Ne kadar fark-ındayız?

Karadeniz'e gittiğimde, umut doldu içim. Hele ki Ayder...

Güldür, güldür akan dereleriyle hiç korkmayın dedirtirdi...

Aklımda kalan anılarda, bizim gibi oralara gelen İsrailli turistler vardı.

Öyle bizim gibi, elinde bir bardak çay manzara seyretmiyorlardı.

Öyle akıllı bir sorgulamayla sohbet ediyorlardı ki...

İbranice bilmem, ama vücut dili bilirim...

Evet suyumuz azalıyor.

Karadeniz'e rağmen, Ayder'e rağmen .

Peki nasıl tasarruf yapacağız. Hele ki bu pandemide.

Offf, gene aklımda deli sorular...

En gereklilerimiz.

HAVA.

SU.

Yüzdeye vurursak, en gereksizler daha pahalı.

Ama en gerekenler bedavaydı bir zamanlar.

Şimdi maskesiz çıkmam abi modundayız. Su zaten çarka takıldı. Çark oldu.

Kapitalizmin elinde...

Bu konuda bir farkındalık oluşturmak gerek artık.

Fark etmenin iyileştirici gücüne, hala daha inanıyorum.

Herkesin kendi çözümleri vardır bu konuda. Ahkam kesilecek, şu kadar suyla şunu yapın demeyeceğim.

Ama şunu biliyorum ki, artık sizde biliyorsunuz.

Dünya'nın yuvarlak olduğunu bilince düz gibi davranılmıyor artık.

Ve; biz en bol zamanda gelmişler, en rahat dönemde büyümüşler, Ataları gururlandırma zamanı geldi.

Yetti, bizim onlarla gururlandığımız. Azıcık da onlar gurur duysun bizimle.

Dünya'nın ekolojik yapısını bozduk. Ormanlar gitti. Yağmur ormanları bile.

Öyle duayla yağmaz bu yağmur.

Oysaki dua en sevdiğimdir.

Elinden geleni yapıp, ettin mi duanı, geri çevrilmez kapıdan girer.

VE; gerçek olur ne istediysen.

Ama yağmur...!

Aşağıda nem tutacak ağaç lazım. Nem, gökyüzüne çıkacak bulut oluşacak. Ve o bulut tekrar yeryüzüne yağacak.

Öğretmenim öyle anlatmıştı.

Dua nerden çıktı ki?

Hiç bir şey yapmadan dua olur mu ki?

Ağaç diksek, ormanları korusak, ekolojik sisteme saygı duysak...

Eeee bide üstüne dua.

Yağdırır mı? Mevlam yağdırır..!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder --- Okunma

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Ümit - Elbette toplum olarak tüketicilikten üretime geçme sorumluluğumuz oldu kaynaklar tükeniyor. Malesef bu tüketimde sorumluluk yine büyüklerde bireyin yanı sıra. Sanayi ve tarımda acil önlemler alınması gerekiyor. Tarım su tüketiminin yüzde 75 ini gerçekleştiriyor. Eskimiş su pompasını değiştirmek ya da damla sulamaya geçmek o kadar büyük fark yaratıyor ki...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Aralık 07:46
03

keremesen - cokguzelsoyledinseyhanhanimsapancagolumuzcancekisiyorinsAllahyakindaiyilesir

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Aralık 07:46
02

Gülbey gümüş - Yerli malı kullanmak hwr vatan severin azıdır olmagörevi olmalı kalkınmanın zıdırolmassa olmazıdır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Aralık 07:46
01

Ender Özden - Belki de gerçek manada dua etmemizi istemeyenler, sadece kavli dua ile kamufle etmek istedi gerçekleri. Böylece önüne geçecek, kendi kaynaklarımızın katili olmamızı sağlayacaktı. Halbuki ne güzel demiş atalarımız, "bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur" diye. Evet, suyumuza ve havamıza da bakabiliriz. Yüce Allah böyle emretmez mi zaten? Onun emanetlerine hıyanet etmemek asıl dua değil midir? Emanete riayetten sonra el açarak pekiştirmek, Yüce Yaradana yakarmak esas final değil midir dua kapısında. Ne el açmak yersizdir, ne de el açmak yeterlidir demeli. Öyle bir harmanlamalıyız ki Rab'be yakarışı, kulunun hak ettiğini görüp belki de öyle kabul edecek dualarımızı...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Aralık 07:46