Dünya basın özgürlüğü günü

Hepimizin de bildiği gibi Birleşmiş Milletler 1993 yılında Özgür bir basın anlayışını pekiştirmek amaçlı 3 Mayıs’ı “Dünya Basın Özgürlüğü Günü” olarak kabul etti. O günden beri tüm Dünya da 3 Mayıs Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanır oldu.… Basın iş sendikası da bu anlamlı gün için bir bildiri kaleme almış. Bildiride kısaca bu gün gelinen noktadan bahisle basın özgürlüğünden söz edilemeyeceğini söyleyerek buna ait istatistik bilgiler vermiş. Sonucunu da “Basın bu ülkede yeterince özgür değildi şimdi ise daha kötüye gidiyor” diyerek bitirmiş. Bu görüşün doğruluğunu eğriliğini test edecek konumda elbette ki değilim. Ancak konu basın özgürlüğü olunca bir iki şey söylemek lazım.

Bence bir ülkede basın özgürlüğünü o ülkenin vatandaşları savunmalı, o ülkenin aydını veya gazetecisi değil. Doğru haber alabilmekte doğru yorum yapabilmekte neticede taleple mümkün. Çoğu zaman Sayın Selahattin Duman Ustanın bahsettiği popüler söylemlerin kuyruğuna takılan veya haberin tarafı olan medya leşkerlerinin fütursuzluğu nereden kaynaklanır sanırsınız? Elbette ki, gazetecileri hepsi popüler kültürün peşinden koşmuyor. Kalemine sahip çıkan gerçek basın emekçileri de var. Gazetecilik kendi sorumluluğuna sahip çıkmaktır. Hatta gerektiğinde bedel ödemektir. Bazen de gazetecinin eli kolu bağlıdır. Yazmaya değer bir şey kalmaz. Dünyanın en özgür basını kan gölüne dönmüş bir ülkede ne yazabilir ki… Hangi konu can güvenliğinden öncelik alabilir. Bana göre gazeteci muhalif olmalıdır. Sadece eksiklikleri kaleme almalıdır. Kaleme alırken de o kalemi dikkatli kullanmaya çalışmalıdır. Kırmama ve dökmemenin esas olduğunu bilmeli ama ele alacağı konuları da bir öncelik sıralamasına koymalıdır. . Bunları belirleyemiyorsan basın özgürlüğü olsa ne yazacaksın.

9 Yaşından beri günlük gazete okurum. Rahmetli babam eve Tercüman ve Milliyet Gazetelerini alırdı. Ben Rauf Tamer ve Şeyh-ül Muharririn Burhan Felek Beyefendilerin yazılarını okuyarak büyüdüm. Düşünce yapıları farklı olan ikilinin en çok kalemlerinin bağımsızlığını severdim. Hiç unutmam basın özgürlüğü konusunda özellikle de Şeyh-ül Muharririn Burhan Felek Beyefendi “Yazmaya değer bir şey kalmamışsa kırar kalemi, yürürsün “ demişti. Kısa bir süre sonra dediği gibi yaptı; kırdı kalemini ve bir daha yazmadı. Rauf Tamer ise halen yazmakta ama ben özelikle 80’den sonra onu hiç okumadım nerede yazdığını da bilmem…

Haber alma hakkının savunulması vatandaşa düşmezse o ülkede basın özgürlüğünün çanları çalar. Haberler yorumlar bilgi kirliği, etrafı toz duman yapar. Her kesimden iş bilir, algı operasyonları yapmaya başlar. Toplum aldatılır ve işler her geçen gün kötüye gider. Gerçeği hep beraber ve olduğu gibi kabullenip gerekli tedbirler alınarak çıkılır aydınlıklara.

Bu gün tüm basın emekçilerinin ve ülkem insanının Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutlar sansürlerin ve sansürlemelerin ülkem gündeminden sonsuza kadar çıkarılması dileğiyle

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cemil Cebecioğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.