Umut fakirin ekmeği

Yeni bir yıla merhaba dedik. Hoşgeldi 2019. Fakat insan yaş aldıkça ilk gençliği gibi karşılayamıyor yeni yılı. Eskiden daha büyük bir kutlama sebebiyken zamanla geçen birer sayı haline geliyor. Bir çocuğun mutluluğu gibi tasasız, dertsiz karşılanmıyor.

Çünkü biliyorsunuz ki hastaysanız bu yeni bir yılın gelmesiyle geçmeyecek geçeceği varsa geçecek, harçlar borçlar yaşadığımız yıl 2019 oldu diye sonlanmayacak. Çoğu insan 1 ocak günü tatil yaparken siz yine sabahın köründe kalkmış işinize gitmiş olabilir ve hatta 31 aralık gecesi işiniz gereği nöbetçi bir polis bir doktor olabilir ve aynı yoğunlukta çalışmış ve hiç uyumamış olabilirsiniz.

Geçim derdi devam ediyor, kazançlarla alım gücü herkes açısından azaldı. Türk-İş’in yaptığı araştırmalara göre 4 kişilik ailenin açlık sınırı 1.943TL, yoksulluk sınırı ise 6. 328TL olarak belirlenmiş. Yandı gülüm keten helva.

Sonrasında bizim işlerimiz açısından bakarsak binlerce avukat için dosyalar sonlanmıyor, adliyelerde davaların karara çıkma süresi oldukça uzun. Geç gelen adalet adalet olmaktan çıkıyor. İnsanlar da bunlardan istemez avukatlarını sorumlu tutuyor, adeta günah keçisi ilan ediyor. Davalar bitmiyor, davalar bitmediği gibi davası sonuçlanan taraflar da elde ettiklerinden memnun değil. Vatandaşın ekonomik gücü azaldıkça harcını borcunu ödeyemiyor ödeyemeyince devreye devletin eli giriyor ama elde yok avuçta yoksa iş büyük bir kısır döngüye giriyor. Bu toplumsal çöküş içinde çalışan polis uğraştığı kesimin kendisinde oluşturduğu yıpranma payından nasibini almış, işlerin fazlalığı hakimleri bezdirmiş, arada avukatlar da kaynamış oluyor.

Şu umut dolu (!) yeniyıl yazımı bir psikolog incelesin efenim. Toplumsal da bir analiz yapsın, yapsın da beni de bilgilendirsin. İş böyle gidersin yeni yıl psikologların, psikiyatristlerin ve de yaptığı iş sebebiyle para karşılığı eşrafın dertlerini üstlenen bizim yılımız olacak. Çünkü ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti, iyi insanlar iyi atlara binip gitti.

Ama umut etmekten başka çare yok. Olmayanın olacağına inanmak, yokuşların inişlerinin olduğunu düşünmek, yarım kalan işlerin tamamlanması, haksızlıkların sona ermesini dilemek… Yoksa ne zamana kadar böyle gider. Hayatın çilesine tahammül gerek, değil mi ki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için göz yaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek… (Necip Fazıl Kısakürek’ten alıntı.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Soydan Ünlü - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.