Hatırla, hatırla, 28 Şubat'ı hatırla

28 Şubat bir darbe süreciydi; kendini devlet yerine koyanların, devlet iktidarının olmazsa olmaz temel taşı sayanların, devletin bekasını kendi varlıklarıyla eş tutanların kurguladığı ve yürüttüğü bir baskı dönemiydi.

Darbeler geleneğinin bir devamıydı.

Siyasal iktidara yönelik, dönemin hükümetine karşı yapılmış askeri bir müdahale gibi görünse de, 28 Şubat müdahalesi de, aslında önceki darbelerde, muhtıralarda, olağanüstü hal rejimlerinde olduğu gibi, topluma yönelik bir müdahaleydi.

Kendini devletle özdeş gören, kendi hayat tarzını herkes için şart koşan bir zihniyetin, toplumsal mühendislik projesinin bir ürünüydü.

Her darbe dönemi gibi 28 Şubat’ın aktörleri de, toplumu kamplaştırmayı, kutuplaştırmayı ve karşıtlıklar üzerinden huzursuzluk çıkarmayı uygun gördü.

28 Şubat bildirisine yansıyan ifadeleriyle, onlar için bir tarafta cumhuriyetten, laiklikten, vatandan ve milletten, aydınlıktan yana bir ittifak vardı.

Bu ittifak, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacına sadıktı.

Diğer tarafta ise irticai faaliyetler yürütenler, aşırı dinci kesimler, çağdışı görünüme bürünenler, yasa dışı örgütler ve bölücü terör örgütünü cesaretlendirenler vardı.

Bu ittifak da milletimizin düşmanca kamplara ayrılması amacı gütmekteydi.

O dönemdeki kurguya bakınca; bir tarafta yerli, milli ve milleti temsil iddiasında bir ittifakın, karşısında ise hain, bölücü ve kökü dışarıda olanların kurduğu başka bir ittifakın yer aldığını sanırdınız ama asıl hikâyenin böyle olmadığını akıl ve izan sahibi herkes anlayabiliyordu.

Yine de mezkûr kurgunun, birinci ittifaka dâhil edilen kitle tarafından kabul görmesi için bir takım başka öğelere de ihtiyaç vardı.

Bunun için 28 Şubat döneminde, sandıktan geniş bir kitlenin oyunu alarak çıkmış meşru bir siyasal parti, dönemin egemenleri tarafından karalandı, tehdit edildi, hedef gösterildi, bölücü bir odak gibi lanse edildi.

Parti gibi partiyle ilişkili dernekler ve vakıflar da, baskı, yasak ve kapatma politikasından nasibini aldı.

Topluma tekçi, tek tipçi bir hayat tarzı dayatıldı ve buna uymayan her türlü kılık-kıyafet yasaklandı.

Kamusal hayat ve sivil toplum, yasaklarla, siyasi davalarla ve ihraçlarla zapturapt alınmak istendi.

Dönemin iktidar medyası, aynı manşetlerle, aynı köşe yazılarıyla, aynı akşam haberleriyle bezenmişti.

İktidara ilişmiş sivil görünümlü toplum kuruluşları, ortak bildiriler yayınlıyor, mitingler düzenliyor ve mevcut siyasete, baskı ve darbe sürecine gönüllü hizmet ediyordu.

Akademi ve yargı, brifinglendiriliyor; yukarıdan gelen talimatlarla, emir komuta zincirinin bir halkasıymış gibi hareket ediyordu.

Toplantı, gösteri ve yürüyüş gibi temel haklar, ancak iktidar lehine ise kullanılıyordu; aksi takdirde şiddetle bastırılıyordu.

Velhasıl, 28 Şubat sürecinde, toplumun belirli bir kesimi dışlanarak, hainleştirilerek, bölücüleştirilerek hedef haline getirilmişti ve sırtlarına vurulan yafta, onlara yönelik her türlü haksızlığı ve hukuksuzluğu meşrulaştırıyormuş gibi davranılmaktaydı.

Böylece ilk ittifaktan yana olanlara; karşılarındakilerin, ülkenin çağdaş medeniyetler seviyesine sıçramasını, kalkınmasını, büyümesini istemeyenler oldukları masalı kolayca anlatılabilir, beka sorunuyla karşı karşıya kalındığına ikna edilebilirlerdi ve bu iki taraf arasındaki derinleştirilen bir uçurum, kalıcılaştırılan bir kamplaşma, kör bir döğüş süregiderse, o zaman dönemin iktidar sahipleri ve ortakları da mevcut saltanatlarına daha rahat devam edebilirlerdi.

Öyle olunca batan bankalar, yolsuzluklar, bürokrasideki kadrolaşmalar ve her alanda yaşanan krizler de mesele olmaktan çıkıyordu.

Şimdi, bugünden o döneme bakınca, 28 Şubat sürecinin yarattığı tahribatı çok daha iyi görebiliyoruz.

Sorunlarımızın, iktidardakilerin değil iktidar etme biçimlerinin, devlet iktidarını yönetme zihniyetinin değişmesiyle çözülebileceğini de…

Aksi takdirde, bir 28 Şubat’ın bitip, diğerinin başlamasına engel olamıyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beytullah Önce - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.