Yazmalı Nazım

Tüm düşünürlerin hayatına baktığımızda hep bir zorluk görürüz.

Bir kaos, sevgisizlik, derbederlik, kuyular...

Bilginin kendi yatağını bulması için çok dere tepe gezmesi gerek belki de.

Vahşi ormanlar görmesi, bataklıklara batması, yangınlara girmesi gerek.

Hayatımıza bu yönden baktığımızda, her birimizin yol bulma şekli farklıdır.

Sadece görmek gerekir olanı ve olanın ardında olanı.

Hep Nâzım gelir aklıma.

Neydi onu Nâzım yapan?

O koca cüssesi mi?

Kadınları mı..?

Sürgünleri mi..?

Vatan sevgisi mi..?

Yüreğindeki yaraları mı..?

Nâzım olmak kolay değil.

Belki de her yerden yanmalı.

Dört bir yandan, çepeçevre...

Kolay değildi ki, yanlışlar yapmalı, doğrular bulmalıydılar.

Kâh gülmeli, kah ağlamalıydılar.

Nâzımlar, nazım yazılarıyla yürek olmalı, yürek vermeliydi.

Kaç Nâzım bilmez Nâzım olduğunu.

Hala yanmakta bilir kendini.

Dışarının gölgelerinden sıyrılamayıp, içine bakmaya cesaret edemez.

Yandığına yanmaktan, kömürüne bakmaktan, elmas olduğunu bilemez.

Bilmeli insan.

Bilmeyene de bildirmeli.

Heyyy kalk diklen!

Sende Nâzım gücü var.

Gör, bak demeli.

Diyebilmeli!

O bilmese de karanlığının kuytusunda, ışığının körlüğünde.

El olmalı Nâzım'lara.

Yel olmadan, gölge olmadan.

Mahpuslar olmalı, Pirayeler yanmalı, sürgünler, karanlıklar olmalı ki olunsun.

Belki biri demeli.

Heyy Nâzım...

Olmuşsun gari..

Artık çık yola ışık olmaya...

#Yorum

#PutlarYıkılırken

#OsmanBalcıgil

Bu kitaba nasıl yorum yapılır bilemiyorum!.

Ülkemizin ve Dünyanın yakın tarihini de içeren bu kitap, bilgi sunarken iç hesaplaşmalara itiyor herkesi. Kendi ideolojisinde, dayatılmış öğretilerde, kati fikirlerde...

Aslında her şeyde!

Evet bir Nazim romanı .Yine gizli yazılmış broşürler, tutuklamalar, mapuslar, şiirler, senaryolar var.

Yine Kızıl ordu sempatisi var.

Yine düzene eleştiri var.

Yine Stalin sevdası var.

İki güzel "çocuk" un? Nazım'ın ofisine gelmesiyle başlıyor roman. Çok seviyor onları Nazım. Bu akıllı iki çocuğu teşkilatına yönlendiriyor.

Ve... romanın akışı bunun üzerine sürüyor gibi.

Gözaltılar – tutuklamalar – hapisler - işkenceler...

Davaya sadakat. Körü körüne sadakat..

Ve... İç hesaplaşma.

Anti faşist ve faşist grupların o dönemdeki ideolojileri hiç hoşuma gitmedi .

Biri Almancı, biri Sovyetçi.

Biri Almanya’nın yetiştirdiği biri, diğeri Sovyetin.

Biri, Hitlerin Almanya’sını savunuyor, biri Stali’nin Kızıl ordusunu.

Aklıma nedense Enver Paşa geldi yine.

Ve, Alman sevdası.

Birde Talat Paşa ve İngiliz sevdası.

Dedim ki;

Heyyyy neler oluyor?

Siz Türksünüz!

Ne bu sevda böyle?

Neee???

Bizim savaştan çıkmış, yorgun ülkemiz için harcasanıza enerjinizi.

Bilginizi!

Yorgun...

Yeniden, yapılanmaya, devrimleri kabul etmeye çalışan bir ülkeydik.

Bir de dostlarla mı uğraştık?

Bir de; en Vatan severlerin, en akıllıların, Alman ve Sovyet dolduruşuyla... Siz birbirinizle uğraşırken, birbirinizi kırarken hangi kesim hazırlandı piyasaya sürülmeye?

Şu anda biz onlarla uğraşıyoruz. Ahhh bir bilebilseydiniz? Ahh..!

Evet. Zor dönemleri yazmış yazarımız. Çok güzel yazmış. Çok itina ve doğru bilgi aktarımıyla. Diğer kitaplarında da bunu hissettim. Doğru bilgiyi veriyor her iki taraf için.

Yorumu ve sorgulamayı sana bırakıyor.

İkinci Dünya Savaşı öncesi ve savaş döneminde verdiği bilgiler muhteşem. İnanın, bir sürü dama taşı yerine oturacak.

İsmet İnönü'nün manevrasını yazmadan edemeyeceğim.

Bizi, bu yıkım dolu savaştan geri tuttuğu için aklına hayran kaldım.

Bu kitap, içeriğinde tarih kitabı niteliğinde olsa da bir roman tarzında yazılmış. Çok sürükleyici.

O iki güzel "çocuk"un aşkı var. İnançları var. Hem Nazım'a, hem de ideolojilerine.

Körü körüne inanç, sorgulanmayan bilgi, sorgulanmayan lider, nereye götürürse oraya gidiyorlar işte...

Görmeye, sorgulamaya geç kalacaklar mı?

Arkasından gittikleri, savundukları liderlerin sözlerinin ve davranışlarının ayrı olduğunu görmeleri ne kadar sürecek.

En önemlisi yanıldıklarını kabul edebilecekler mi?

Çok mu zor, ben yanılmışım demek? Çok mu zor, yanlış fikrin peşinden gitmişim demek? Yanlış kişilerin.. Yanlış şeyler öğretilmiş ve öğrenmişim.

Körü körüne inanmışım.

Demek!

Yanlışı kabul etmek de bilinçlendiğini göstermez mi?

Erdem değil midir yanlış yoldan geri dönmek?

Daha büyük planların müridi olmak, sorgulattırılmayan fikirleri kabul etmek...

İnanmak...

Bu uğurda, her şeyini vermek...

Bilinçlenme kaçınılmaz bazı durumlarda.

Balcıgil'in, diğer kitaplarını da okuduğumda putlarımı kırmıştım.

Bu kitap, herkesin fikrini -zikrini önüne koyup sorgulamasını sağlayacak. Putlar yıkılacak.

Demedi demeyin...

Ahh keşke, Ömer,

Ahh keşke, Leyla.

Ah keşke, Koca Nazım diyesim var.

Ve ah keşke... Nihat Adsız da..!

Bu kitap okunmalı. Okutturulmalı.

Ah keşke, dememek için..!

Teşekkürler Osman Balcigil.

Yakın tarihimizi iğne oyası gibi işleyip bize sunduğunuz için. Tüm taşları yerine oturtmamızı sağladığınız için araştırılmış doğru bilgileri rahat koltuğumuzda önümüze sunduğunuz için.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder --- Okunma

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

06

Osman Balcıgil - Merhaba Seyhan Hanım. Yazınızı dikkatle ve beğenerek okudum. "Keşke"lerinizin hepsine katılıyorum. Kitaplarıma gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Sevgiler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ocak 09:37
04

Kamer - Hala çocuk gibi güzel olmak istiyorum. "Bir olmamız gerek"diyen çabalarınızı takdir ediyorum.InsAllah oluruz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ocak 09:37
03

Dr. T. Sibel Yılmaz - Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerek, sayın yazar, sizin de belirttiğiniz gibi. Eğer çekici yemeden keskin olmaya kalkarsan kendi bindiğin dalı kesersin, başka tutunacak dalın da kalmaz. Onun icindir birbirimizi dinleyelim feryadımiz..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ocak 09:37
01

mesut ramazanoglu - guzel bir konuyu açıklığa kavuştursun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ocak 09:37