Başbakanların TBMM Konuşmaları

Cemil Çiçek’in Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanı olduğu dönemde; 1920-1923 yılları arasındaki İcra Vekilleri başkanları ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlarının TBMM’de yaptıkları konuşmaları kitaplaştırmış… 9 ciltte toplanan 6453 sayfalık çok değerli bir külliyat oluşmuş. Ne yazık ki kitap Sayın Erdoğan’ın başbakanlığı ile sona eriyor. Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım’ın konuşmaları kitaplarda yok. Kitaplar PDF formatında TBMM’nin internet sitesine de yüklenmiş.

Kitapları bilgisayarıma indirince “bazı kelimeler siyasi hayatımızda ilk defa ne zaman telaffuz edilmiş?”, “kavramlara yüklenen değerlerde bir değişme olmuş mu?” ,” en fazla hangi kavramsal kelimeler kullanılmış?” gibi konuları araştırma hevesi oluştu.

Siyasi İslamcılar “Kemalizm”i tüm problemlerimizin kaynağı gösteriyorlar ya, incelemeye “Kemalist” ve “Kemalizm” kelimeleri üzerinden başlayayım dedim. Kemalist kelimesini ilk kullanan başbakan Celal Bayar. 08 Kasım 1937 Pazartesi günü yapılan oturumda I. Bayar Hükümetinin (9. Cumhuriyet Hükümeti) güven oylaması münasebetiyle yaptıkları konuşmada 8 kez Kemalist kelimesini kullanıyor. Rejim kelimesiyle birlikte. Bayar’ın bu konuşması bir nevi Kemalizm manifestosu gibidir. Ve Kemalizm’i Ebedi Şef tarafından verilen emir ve ideoloji bütünü olarak tanımlar. Daha sonra 16 Kasım 1938 günü 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü tarafından yeniden başbakanlığa atanması nedeniyle yaptığı konuşmada 1 kez Kemalizm kelimesini kullanır. Daha sonra 29 Mayıs 1944 tarihli konuşmasında Başbakan Şükrü Saraçoğlu 1 kez Kemalist, 1 kez Kemalizm kelimesini sarf ediyor. TBMM’nin 24 Aralık 1946 Salı günü yapılan oturumunda Milli Eğitim Bütçesi üzerine söz alan Recep Peker “Ben Müslümanım, milletim Türk ve siyasi akidem Kemalist. CHP nin esaslarına inanmış bir adamım, yani lâyikim.” Diyerek Kemalizm’i siyasi akide olarak tanımlıyor. 1946’dan 1973’e kadar hiçbir başbakan Mecliste “Kemalist” veya “Kemalizm” kelimesini kullanmıyor. Ta ki 31 Ocak 1973 Çarşamba günü Başbakan Ferit Melen’in TBMM’de yaptığı konuşmaya kadar… Ferit Melen de bu kelimeyi Anayasayı değiştirmek istemenin Kemalizm’den sapma olduğunu söyleyen tabii senatörleri cevaplarken olumlu veya olumsuz anlam yüklemeden kullanıyor. Özetle 1937’den önce de 1946’dan sonra da hiçbir başbakan kendisini ve rejimi “Kemalist” olarak nitelendirmemiş. Yalnızca 3 başbakan Bayar, Saraçoğlu ve Peker Kemalist olduklarını söylemişler. Kemalizm’i bir ideoloji olarak tanımlayan da yalnızca Bayar… Yani üçüncü Cumhurbaşkanımız ve Demokrat Parti’nin genel başkanı Celal Bayar…

Üzerinde durulması gereken bir kelime de: Türkçü. Yalnızca iki başbakan kullanmış. Birisi olumlu anlam, diğeri de olumsuz anlam yükleyerek… 5 Ağustos 1942 Çarşamba günü 13. Cumhuriyet Hükümetinin Programını Sunuş Konuşmasında başbakan Şükrü Saraçoğlu şöyle konuşur; “Arkadaşlar, Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. (Bravo sesleri, şiddetli alkışlar) Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve lâakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. (Bravo sesleri alkışlar) Biz azalan ve azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz ve her vakit bu istikamette çalışacağız.” Saraçoğlu daha Türk devletinin yürüttüğü Türkçü politikalardan örnekler verir. Şükrü Saracoğlu dışında konuşmalarında “Türkçü” kelimesi kullanan olmamıştır. Ta ki Recep Tayyip Erdoğan’a kadar. Erdoğan 26 Aralık 2010 tarihinde yaptığı konuşmasında Türkçü kelimesi şöyle geçer; “Bu ülkede ben bir Başbakan olarak Kürt sorununu savunuyorum ve savunmaya da devam edeceğim ama Kürtçülüğün karşısındayım, aynen Türkçülüğün de karşısındayım. (Ak Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)”. Nereden nereye?

İlk İcra Vekilleri Heyeti Reisi olan Mustafa Kemal Paşa’da itibaren Başbakanların çoğu Milliyetçilik, milliyetperverlik kavramına büyük önem verdiklerini görüyoruz. Mustafa Kemal Paşa’nın 14 Ağustos1920 (1336)Cumartesi günü gerçekleşen oturumda sarf ettiği “Bize milliyetperver derler. Fakat biz öyle milliyetperveranız ki, bizimle teşriki mesai eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onların bütün milliyetlerinin icabatını tanırız. Bizim milliyetperverliğimiz her halde hudbinane ve mağrurane bir milliyetperverlik değildir” sözleri ile meclis zabıtları bir başbakanın ağzından milliyetçilik kavramı ile ilk kez tanıklık eder. Celal Bayar 29 Haziran 1938 Tarihli konuşmasında; “Bizim için esas olan şey, Kemalist rejimidir. Türk vahdetidir, Türk milliyetçiliğidir” diyerek Kemalizm ile Türk milliyetçiliğini ve Türk birliğini aynı düşüncenin parçaları olarak takdim etmiştir. Menderes’in, Melen’in, Ürgüplü’nün ve Demirel’in hükümetlerinin Milliyetçi olduklarını söyleyen açıklamaları vardır. Muhalefet tarafından milliyetçi olmamakla suçlanan Ecevit 4 Şubat 1974 Pazartesi yaptığı konuşmada milliyetçilik karşıtı olduğu suçlamalarına cevap olarak; “Milliyetçilik konusunda her halde bir muhalefete ihtiyacımız olmayacaktır. Bundan emin bulunsunlar. (C.H.P. sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Çağımızın gereklerine en uygun bir milliyetçiliği uygulayacağız.” Diye cevap vermiş. Konuşmasının pek çok yerinde gerçek milliyetçilerin kendileri olduğunu ifade etmiştir. Nihat Erim, Ferit Melen, Sadi Irmak gibi Başbakanların da Türk Milliyetçiliği tabiri yerine Atatürk Milliyetçiliği tabirini kullandıkları görülmektedir… Recep Tayyip Erdoğan da “etnik milliyetçiliğe biz karşıyız. Bölgesel milliyetçiliğe karşıyız. Dinsel milliyetçiliğe de karşıyız.” Diyerek hiç bir sosyoloji sözlüğünde yer almayan “Milliyetçilik” kelimesinin tanımıyla da uyuşturulamayan “Dinsel milliyetçilik”, “bölgesel milliyetçilik” gibi kavramları siyasal literatürümüze sokmuştur. Ve üstelik bu cümleyi konuşmalarının büyük bir çoğunluğunda tekrarlamıştır. Yine Erdoğan’ın bir konuşmasındaki “Evet, biz, nutuk milliyetçiliği değil, millete ve ülkeye hizmet üreten fiilî milliyetçilik yapıyoruz.” Derken, söze değil icraata dayalı bir milliyetçilik yaptıklarının mı kastettiğini, yoksa Atatürk’ün “Nutuk”ta tanımladığı “Türk Milliyetçiliği” anlayışına bir reddiye mi dile getirdiğini anlayamadım…

Laik

ve laiklik kelimeleri ise 1961’e kadar çok az kullanılmış. Laik kelimesini ilk kez 1931 yılında İsmet İnönü, Menemen olayları ile ilgili soru önergesine verdiği cevapta kullanmış. 1946’da Recep Peker ve 1949’da Şemsettin Günaltay 1951’de Menderes birer kez kullanmışlar… Ama 1961’den sonra Laik, laiklik, laisizm kelimelerinin her başbakanca defalarca kullanıldığını ve laikliğin ne olup olmadığı konusunun çok sık bir şekilde tartışıldığı görülmektedir…

Enflasyon

kelimesini ilk telaffuz eden başbakan Adnan Menderes. Türkiye’de özellikle 1940-1945 yılları arasında enflasyon çok yüksek olmasına rağmen hiç gündeme gelmemesi de muhalefetin olmaması ile açıklanabilir… Devalüasyon kelimesini ise ilk kez Celal Bayar tarafından kullanılmış. İkinci kez 1955’de Adnan Menderes tarafından… 1960’dan sonra da hemen hemen her başbakan tarafından.

Reform

kelimesi de başbakanlarımızın çok kullandığı kelimeler. 1944 yılında Şükrü Saraçoğlu’nun Toprak Reformundan ve Vergi reformundan bahsettiğini görüyoruz… 1940’larda ve 1960’larda Toprak reformu çok gündeme getirilmiş, ama 1980’den sonra tamamen gündemden düşmüş onun yerine Arazi Toplulaştırması konuşulmaya başlamıştır. 1940’lardan sonra vergi reformu çoğu başbakanın konuşmasında yer almış, 1960’lardan sonra idari reform, personel reformu, adalet-hukuk reformu daha çok konuşulur olmuştur…

TBMM’nin hazırladığı bu eser, yakın tarih meraklıları için bir başucu kitabı… Değişimleri, gelişimleri, anlamamıza ve çoğu kez de fikri şablonlarımızı sorgulamamıza yol açacak, başbakanlarımızı kendi ifadeleri ile tanımamızı sağlayacak bir başvuru kitabı…

Okuyunca, inceleyince anlayacaksınız ki kanaatlerimizi gerçekler değil, ideolojik saplantılarımız belirliyor…

Bundan sonra da zaman zaman başbakanlarımızın nutuklarından ilginç cümleleri aktarmaya devam edeceğim…

Yakın tarihe ilgi duyanlara tavsiye ederim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fazlı Köksal - Mesaj Gönder --- Okunma

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

08

Mustafa Yalçın - Güzel ve yararlı çalışmanız için teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50
07

Kerim Rodoplu - Güzel bir yazı olmuş. Şükrü Saraçoğlu nun 5 Ağustos 1942 de TBMM de yaptığı konuşmada Türkçülük hakkında "Biz azalan ve azaltan değil çoğalan ve çoğaltan Türkçü olacağız " demesini günümüzde Türkçü olduğunu söyleyenlerin Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alanlar ile kol kola olması düşündürücü. .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50
06

Ayhan Turhal - Bu konuda fazla bilgim yoktu güzel bir inceleme ile durumu bize özetlemişsiniz sagolun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50
05

Musa Can - Başkanım teşekkür ediyorum. Çok güzel konuları dile getirmiş sin Son dönemlerde Türk milliyetçiliğinden daha fazla bir kaymaların olduğu aşikar hükümetler tarafından..Önceki hukumetlere göre

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50
04

Baki Akın - Zahmet ederek elde ettiğiniz bilgileri bize güzel bir üslupla aktardığınız için teşekkürler

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50
03

Şahin KARADAĞ - Bu yararlı çalışmayı irdeleyip bizleri bilgilendirdiğiniz için tebrik ve teşekkür ederim sn. başkanım.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50
02

Yunus Türkölmez. - Tebrik ediyorum, tam anlamıyla arşivlik bir yazı.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50
01

Necdet guzek - Harika tespitler, ağzına yüreğine sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 08:50