KORKU VE ÖFKE ARASINA SIKIŞMIŞ BİR TOPLUMUN KADERİ

Saat 22.30 sularında ortadaki garipliğin askerin darbe girişimi olduğunu anladığımda, beynim uyuştu.

Dakikalarca salonda televizyon karşısında başım iki elimin arasında

"Nasıl olabilir böyle bir şey!" diyerek gittim geldim.

Bu asla kabul edilemez!

Sokağa çıkmayı düşündüm.

İktidardan duyduğum rahatsızlık, ülkenin gidişatıyla ilgili endişeler beynimi karınca gibi yedi bir saat boyunca.

Çıkmalı mıyım?

Çıkmamalı mı?

Duramadım.

Çıktım.

Valilik kavşağında toplanmaya başlamışken kalabalık ve henüz valilik binasına yürümemişken, yanımdaki iki polisten birinin diğerine

"Neden askerle karşı karşıya geleyim" dediğini duydum.

Korkuyordu.

Valilik binasının kapısının önünde asker kalabalığa ateş açıp insanları yaraladığında,

genç bir adam yanındaki polise

"Abi sıksana ne bekliyorsun" dedi.

Polis "Yapamam, nasıl yapayım!" dediğinde,

genç adam adam polisin silahına sarıldı

"Abi ver şunu bana!" dedi.

Polis bırakmadı silahını.

***

O gece orada gördüğüm öfkeli insanlar, halkın bir kesimiydi.

Diğer kesiminin evlerinde oturduğunu anlamıştım.

İktidarın bunu hak ettiğini düşünüyor olmalılardı.

Ertesi gün Kent Meydanındaki gösteriye gittiğimde gördüğüm manzara,

bu düşüncemi pekiştirdi.

Orada sadece AKP'liler vardı.

Sloganlar parti propagandasına dönüşünce, duramadım.

Çıktım.

***

Birbirimize söylemekten kaçındığımız gerçek şu:

Ülkenin diğer yarısı için bu demokratik bir mücadele değil.

Diğer yarısının ne için sokaklarda olduğu üzerine yığınla yorum yapılsa da,

gerçek olan, bunun için hayatlarını riske etmiş olmaları, canlarını verenlerin olmuş olması.

Şimdi, darbecilerin idamını isteyerek, yaşadıklarını korkunun, acının, gelecek için duydukları endişenin bedelini istiyorlar.

Kimi facebook'da;

darbeyi protesto etmeyenlerin, darp edilen asker görüntülerini paylaşanların, iktidarı eleştirenlerin fişlenmesi istiyorlar;

"Not edin bu kişileri!" diyorlar.

***

15 Temmuz, zannedilenin aksine,

ülkedeki kutuplaşmanın, insanların birbirine duydukları öfkenin, nefretin daha da koyulaşacağı bir sürecin başlangıcı olacak gibi duruyor,

iktidar tutum değiştirmezse.

Ne yazık ki,

sonraki saatlerde ve günlerde gördüklerim,

tutum değiştirmeyeceklerinin işaretleriyle dolu.

***

Bu iktidar Ergenekon'u, Balyozu yargılayamadı.

Ağzına yüzüne bulaştırıp, oradan bir mağdur yarattı.

O zaman da korkuyordu, şimdi de korkuyor.

6000 bin tutuklama...

3000 bini hakimler ve savcılardan oluşuyor.

Arkası da gelecek deniyor...

Ergenekon'u Balyoz'u hukuk içerisinde kalmadığı için becerememişti bu iktidar.

O zaman da kendisine muhalefet eden, ancak silaha, eyleme bulaşmamış, insanlar, sırf iktidarı suçluyor, eleştiriyorlar diye içeri atılmıştı.

Yıllarca içeride tutulmuşlar, mağdur edilmişlerdi ve davanın kadük hale gelmesine neden olmuşlardı.

Darbeyi gerçekten planlayanlar bunun hesabını vermeden dışarı çıkmışlardı.

Şimdi de böyle olacağının işaretlerini görüyoruz.

Hukuksuzluğun diz boyu olduğu bir süreçten geçiyoruz çünkü.

Hukuksuzluğun bizi getirdiği yer burası,

bundan sonrasında da daha iyi bir yere götürmeyecektir.

***

Cemaatin bir terör örgütü olduğunu düşünmedim, ama "Terörize" edilebilecek bir ideolojik alt yapısı olduğunu her zaman düşündüm.

TBMM'ye bomba atacak, kendi vatandaşına kurşun sıkacak kadar cinnet içine girmişlerse, buna tepki göstermekten daha fazlasını yapmalı bu ülke;

durup düşünmesi gerek.

Daha önce terör örgütü değilse de artık bir terör örgütü cemaat.

Alt yapısındaki insanlar da hızla çevrelerinden gördüğü dışlanma, taciz ve hatta tecavüzle giderek kristalize olacaktır ve terörize edilecektir.

PKK ve IŞID'e bir tane daha ekledik.

***

Asker kurşunuyla karşı karşıya gelmiş insanlar idamın geri gelmesini istiyor,

Cumhurbaşkanı da bunun olabileceğinin işaretini verdi.

Bu adım daha sancılı bir durum yaratacak.

Ahmet Sever'in köşe yazısında belirttiği gibi Abdullah Öcalan'ın da idamı istenecektir idam geri geldiğinde.

Öcalan'ın idamının sonuçlarını bir düşünün...

***

Darbe engellendi, evet.

Ancak ülkemiz hızla yaşanmaz bir yere dönüşüyor.

Bu durum,

bunu yapabilecek güçte olanlar için yani gerçek bir darbe için daha müsait bir zemin demektir.

Umarım böyle olmasın.

Lakin bu umudun boş bir umut olduğunu kendim de biliyorum...

Hepimizin aklımızı başımıza almasını diliyorum ve temenni ediyorum,

Boş ve anlamsız bir temenni olsa da...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.