Boğaziçi protestoları

Namık Kemal ne güzel demiş "Bârika-i hakikat, müsâdeme-i efkârdan doğar". Bugünkü Türkçeyle “Hakikatin ışığı fikirlerin çarpışmasından çıkar”. O nedenle tartışmadan çekinmemek lazım. Tartışarak doğruyu bulabiliriz. Ama kutuplaşma bizi tartışmasını bilmeyen bir topluma dönüştürdü. Her olayda kutuplaşıyor, her şeyi siyah-beyaz olarak algılıyor, asgari müşterek oluşturamıyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi konusunda da kutuplaştık. Ve bizim gibi düşünmeyenlerin söylediklerine kulaklarımızı tıkadık. Yine siyah-beyaz çıkmazında takıldık kaldık. Kutuplaşma ve kutuplaşmanın meydana getirdiği çatışma…

Melih Bulu hem Boğaziçi dışından yapılan bir atama olduğu için yanlış bir seçimdi. Hem de kariyer ve yeterlilik olarak yanlış bir seçim. Ama ilk değildi. Ne Cumhurbaşkanının rektör ataması ilkti. Ne de bir üniversiteye ilk kez dışardan rektör atanıyordu.

İşin ilginci, PKK'nın her eylemine destek veren, hatta Güneydoğuda açılan ihanet hendeklerin başında güvenlik güçlerini kınayan Boğaziçi'nin o hocaları Cumhurbaşkanına Rektör atama yetkisi verildiğinde seslerini hiç çıkarmadılar. Yani Sarı Öküz giderken tepki vermediler. Boğaziçi Hocaları 1980 ihtilalinin dışardan atadığı rektöre de on sene boyunca tepki göstermemişlerdi.

Pekiyi şimdi neden bu kadar tepki var? İtirazları birkaç noktada toplamak mümkün.

En önemli İtiraz Üniversite dışından atamaya...

Sadece Üniversitelere değil, hiç bir kuruma dışardan atama yapılmamalı... Dışardan yapılan atamalar o kurumda burayı yönetecek kimse yok demektir... Bu Boğaziçi Hocalarına yapılan hakarettir... Gösterilen tepkiler de haklıdır... Gençler Boğaziçi'ni seçerken oranın hocalarına, birikimlerine inandıkları için orayı seçiyorlar... Nasıl Akademisyen olduğu belli olmayan bir partizanın yönettiği bir üniversiteyi niye kabullensinler ki?

Üniversiteyi, akademisyenleri, öğrencileri hiç tanımayan, üniversitenin geçmişinden habersiz bir rektörün normal şartlara üniversiteyi tanıması, yanlışları tespit etmesi çok zaman alıcı ve zor bir olay. Bir de öğretim üyelerinin ve öğrencilerinin destek vermediklerini düşünürseniz başarılı olması çok zor.

Dolayısıyla Boğaziçi Üniversitesi gibi bir üniversiteye dışardan atama yapılmasını doğru bir atama olarak nitelemek mümkün değil.

Diğer önemli bir itiraz, Melih Bulu’nun yeterliliğine.

2012 yılında yapılan rektörlük seçiminde Gülay Doğu Barbarosoğlu, Boğaziçi Üniversitesi hocalarının büyük çoğunluğunun oyunu aldı. Cumhurbaşkanı da onu atadı. Barbarosoğlu 2016 yılında yapılan rektörlük seçiminde de, üniversite konseyinden en yüksek oyu almasına rağmen, Erdoğan onun yerine Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne, AK Parti Eskişehir milletvekili Emine Nur Günay’ın kardeşi Prof. Mehmet Özkan'ı atadı. Şu anda eylem üstüne eylem yapan Boğaziçililer, Prof. Mehmet Özkan da siyasi torpille atanmış olmasına rağmen, bilimsel kariyerinde leke olmayınca onu rektör olarak kabul ettiler. İtiraz etmediler.

Pekiyi Melih Bulu bilimsel açıdan neden yetersiz bulunuyor? Melih Bulu’nun yazdığı tezler ve yayımladığı kitaplarla ilgili intihal –bilimsel hırsızlık- iddiaları var. Daha önce Boğaziçi Üniversitesine öğretim üyesi olmak için başvurmuş, ama yeterli bulunmadığı için kabul edilmemiş. Boğaziçi öğrencileri, üniversite giriş sınavında ilk binin içinde yer alan öğrenciler. Bu öğrencilerin, kendi hocalarına göre düşük profilli bir rektörün yönettiği bir üniversite isterler mi? Gençler bu durumu ne ironik eleştirmişler; “ Boğaziçi’ne en kolay girilebilen bölüm rektörlük.”

Başka bir itiraz konusu da Melih Bulu’nun siyasallaşmış kişiliğine. Rektörlük makamının siyasallaşmasının doğru olmadığını, bir rektörün hangi partiden olursa olsun, parti taraftarlığının tescilli olmasının çok doğru olmadığını her aklı başında insan kabul edecektir…

Atamayı yapanlardan bu haklı itirazlara makul cevaplar gelmedi. Melih Bulu’nun üniversiteyi zıplatacağından dem vuranlar oldu, bunu hangi birikimiyle nasıl yapacağı konusunda toplum tatmin edilmedi. Atamanın hukuki olduğunu söylemeleri tek makul savunmaydı. Atamanın kanuniliği tartışılamaz. Ama hukukiliği tartışmalıdır.

Özetle, Boğaziçi Üniversitesinin öğretim üyelerinin ve öğrencileri Melih Bulu’ya itirazlarında yerden göğe haklıdır. Boğaziçi öğrencilere itirazlarını önce oldukça demokratik yöntemlerle ifade ettiler. Ama daha sonra eylemler, siyasal olarak HDP’nin ve fiilen de PKK ve bazı terörist sol grupların kontrolüne girdi. Boğaziçi öğrencilerinin çoğunluğu tarafından istenmeyen HDP’li milletvekilleri her eylemin ön safında yer almaya başladılar. Vandal bir yapıya evrilen eylemler de HDP’nin ve ülkenin kutuplaşmasından çıkarı olanların işine yarıyordu.

Boğaziçi Üniversitesinde ülkesine, milletine bağlı tek amaçları iyi bir eğitim almak olan büyük bir çoğunluk var. Bunlar da rektör atamasına karşılar. Bunlar da atamayı siyasi ve amaçlı buluyorlar. Ama protestoların yöntemine itirazları vardı. Ancak, sesleri çok çıkmıyordu.

Bu gruplardan birisi olan Boğaziçi Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü, eylemlerin terörize olmasına tepkisini bir bildiri ile açıkladı. Bu bildiriyi içerik olarak çok önemli bulduğum için dikkatinize sunmak istedim.

"Boğaziçi Üniversitesinin öğrencileri ve akademisyenleri olarak tek bir haklı talep ve mücadele etrafında birleşiyoruz. Üniversite rektörünü üniversite seçmelidir. Rektör seçimi istiyoruz

En başından beri şu hassasiyette ortaklaşıyoruz. Farklı görüşlerden pek çok öğrenci ve akademisyeni bir araya getiren bu itirazın, haklılığımıza gölge düşüren ve birliğimize zarar veren bir mecraya sürüklenmesine izin vermeyelim. Bu nedenle yapılan anketlerde öğrencilerin çok büyük çoğunluğu bildirilerde HDP adının geçmesine karşı çıktı, protestoların üniversite içinde yapılmasını istedi.

Bugün ise bambaşka bir noktadayız. Dün 'Boğaziçi Dayanışması' adını taşıyan ve üniversite dışındaki eylemlerin başını çeken bir grup Boğaziçi öğrencileri adına Cumhurbaşkanı'na hitaben bir açık mektup yayınladı ve o metinde 'Kayyum atanan HDP'li belediyelerin yanındayız', 'Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'ya özgürlük' ifadelerini kullandı.

Boğaziçi Üniversitesi'nin demokratik üniversite için mücadelesinin, HDP'ye, Selahattin Demirtaş'a, Osman Kavala'ya kalkan yapılmasına izin veremeyiz. Bu metni kaleme alanlar, bu okulda milli hassasiyetleri yüksek olan ve bu mücadeleye destek veren çok sayıda Boğaziçi Üniversitesi öğrencisinin böyle bir bildiriye asla imza atmayacağını bildikleri halde 'Boğaziçi Dayanışması' imzasını kullanıyor.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın gözaltına alınan öğrencilere yaptığı ziyaretin videosu, sürecin nasıl buraya getirildiğini gözler önüne sermektedir. Bu görüşmede 'kayyum rektör' sloganının HDP'li belediyelerle dayanışmak için bilinçli olarak seçildiği vurgulanıyor. Üniversite dışına taşan eylemlerin HDP/PKK ile birlikte planlandığı itiraf ediliyor. Zaten eylemin başından sonuna Hüda Kaya, Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi PKK'ya desteği açık olan HDP milletvekillerinin yönlendiriciliği, Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olmayan provokatif grupların öne çıkma gayreti ortadadır.

Herkes şu soruyla karşı karşıya: Bu eylemleri yapanların ve bu metni yayınlayanların derdi Boğaziçi öğrencileri midir? Burada söz konusu olan rektörlük seçimi midir? Yoksa kapatılma tehdidiyle karşı karşıya olan HDP'ye nefes borusu açmak mıdır? HDP'yi ve onu savunmak için her türlü provokasyonu yapmaya hazır grupları masumlaştırmaya çalışmak mıdır?

Biz bu tezgâhta yokuz! HDP terörün partisidir. Diyarbakır annelerinin evlatlarını dağa götürüp PKK'ya teslim eden partidir. Mehmetçiğimizi şehit eden teröristlere belediye araçlarıyla mühimmat taşıyan partidir. Bir üniversite gencini alıp Ankara Güvenpark'ta kendini patlatan bir canlı bombaya dönüştüren bir partidir. Kürt gencini ABD'nin petrol bekçisi yapmak isteyen partidir.

Biz demokratik üniversite istiyoruz, terörün güdümündeki siyasetin yörüngesine girmek değil. Boğaziçi Üniversitesi'nin geleneği ve birikimi Türkiye düşmanı bu rüzgâra kapılmayacak kadar köklüdür.

Üniversitemizin talebi, teröre ve terörün kurumlaşmış ifadesi olan HDP/PKK'ya özgürlük değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır. "

Okuyuculardan bir kısmı, Boğaziçi Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nün adına takılacak, bir kısmı şununla-bununla irtibatı var diyecek. Ben yalnızca bildirinin içeriğine bakıyorum Ve doğru buluyorum.

Rektöre karşı haklı itirazlar bölücülerin çıkarlarına heba edilmemelidir. HDP ve terörist sol gruplar öne çıktıkça rektöre kamuoyunun desteği artacaktır.

Ve unutmayalım, gerginlik ve kutuplaşma, yalnızca onlardan nemalananlara yarar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fazlı Köksal - Mesaj Gönder --- Okunma

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

08

Berna Catalbas - Fazlı Bey çok güzel bir yazı olmuş, bu hafta aynı konuya aynı pencereden bakmış olmamız da ayrıca tebessüm ettirdi. Saygılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21
07

Necdet - Üniversitelerimiz, gerçekten kendi hatalarını hep görmezden gelmiştir. Ne Zaman yanlış kendilerine yapıldı mı zıplamaya başlıyorlar. Ağzına sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21
06

Ayhan Turhal - Maalesef yazdiklariniz doğru ve gerçek konuya biraz mizahi yönden bakarsak en hoşuma giden kısmı Bogazicine girilebilinen en kolay bölümün Rektörlük olması elinize sağlık ama durum gerçekten vahim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21
05

baki akın - Yusuf Kaplan bir tv de yıllar önce orta doğu, İstanbul teknik ve Boğaziçi ünv yıkılmasını istiyordu. Bu konuda birkaç maksat olabilir ama asla Boğaziçi'ni yüceltmek maksatlı değil. Konturollü gerginlik, siyasi kutuplaşma ve okula yönelik bir operasyon (iyi bir üniversiten olsun başka devletler de istemez) olabilir. Bu durumda her ne olursa olsun marjinal gruplar sahaya iner, inmesi gereken başka marjinal gruplar varsa onlarıda devlet yönlendirmek için indirir.Oyunu bozmak sağduyu sahibi hak sahiplerine düşer.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21
04

Davut SARI, Ankara - Turkiye'nin en zeki ogrencilerine terorist muamelesi yaparsak, hepsi ilk firsatta bu ulkeyi kuserek terk eder; yazik olur, beyin gocu ivme kazanir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21
03

Nevzat Coşkun - Başkanlık sistemmi tartışma olmasın diye getirilmedi mi ??

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21
02

Musa Can - Ne güzel bitirmişsin Baskan gerginlik ve kutuplaşma ancak bundan faydalalara yani bölücülere yarar haklı savundukları Rektörlük atamasını sekteye uğratır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21
01

Yıldırım DAĞDAŞ - Konu her yönden tartışılmış. Böylece çok şey öğrendim. Teşekkürler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Şubat 23:21