Emek olmadan yemek olmaz

İlk önce sanıyorsunuz ki şu matematikten bi 80 alsam yeter. Sonra tek hedef şu üniversiteye bi kapak atsam ohh kurtuldum oluyor. Çabalanıyor uğraşılıyor üniversiteye giriliyor, bitti mi sanıyorsunuz, sizce biter mi?

Sanıyorsunuz tek dert üniversitenin bitmesi... Hayır hayır yanılıyorsunuz, o henüz başlangıç. İyi bir iş için farklı donanımlar gerekiyor, yabancı dil gerekiyor, az para istemek gerekiyor, neredeyse haftanın 7 günü o az paraya çalışmak gerekiyor. Tabi hiç para kazanmamış birine başlangıçta o para büyük meblağlar gibi görünebilir, bu yüzden çoğu iş yeri yeni mezunları işe alıyor, az paraya çok iş heyecanı ne de olsa...

Gerçi bu çizdiğim tablo yine de iyi bir tablo. Bu üniversiteyi kazanabilmiş, sonrasında iş bulabilmiş ve çalışan bir insan tablosu. Herkesi böyle şanslı mı sanıyoruz. O zaman çok yanılıyoruz. Bu ailesi arkasında olanların güzel hayatı baylar bayanlar. Ama olmayanlar var! Zaten herkesin beyaz yaka olduğu bir sistemde diğer işleri kim görecek. Bazı işler de okumaktan, yazmaktan, çizmekten ziyade el becerisi, tecrübe, deneyim, fiziksel olarak o işe yatkınlık gerektirmez mi? Mesleki eğitim o kadar önemli ki sanırım biz toplum olarak henüz farkında değiliz.

Artık insanlar 30 yaşına kadar sınavlarla uğraşıyor. Bir yere gelmiş, yetişmiş insan, öylece ağacın kavuğundan çıkmıyor. Bugün 20-30 yaş arası, gelecek planlamasında kendini sağlamak isteyen bireyler ALES, KPDS, KPSS’ye girmeden yola devam edemiyor.

Çocuklar daha ilkokuldan itibaren mücadeleye başlıyor. Bu mücadele okulları bitirmekle iş bulmakla bitmeyecek. Hayatın kendisi bir mücadele alanı. Belki yaşam savaşı. Öyle ki çocuklarının kendilerinin desteğinden sonra da başarılı ve mutlu bir hayat kurmasını isteyen aileler bir projeyi hayata geçirir gibi emek harcıyorlar.

Fakat unutulmamalı ki hayat öyle uzun ki kısa vadeli başarılar hayattaki başarıyı vermiyor bize. Ve başarı anlık kazançların elde edilmesiyle olabilecek bir şey değil. Bu dünya kavramı için başarı buradan göçüp gittiğimizde arkamızda neler bıraktığımız. Adımızın nasıl anıldığı. Yoksa büyük paralar değil, adımızın her yerde kibrimizle, büyüklenmemizle anılması değil, belki sadece imkanımız varsa elinden tutabildiğimiz bir insanın bizi iyi niyetle anmasıdır başarı.

Başarıyı diğer haliyle algıladığımızda hayat hüsran ve hayal kırıklığı olarak arkamızda kalır çünkü biz yaşarken yüzümüze söylenmeyecek çoğu şey aslında diğer insanlar tarafından adımızla birlikte anılmaya başlanmışsa işte bu büyük bir kayıptır. Bu dünya yaşantısında bir yere gelebilmek için verilen her çaba aksi takdirde boşa gider. Çünkü bu çaba bir yerlere düzgünce, emek harcanarak, alın teriyle gelebilmek için yapılan çalışmanın eseridir. Böyle bir amacımız yoksa ve başarıyı belli kriterlerle zaten belirlemişsek okumaya, çocuk okutmaya hiç gerek yok. Dünya malını kazanmanın bin bir türlü yolu var.

Fakat yaşamdaki başarı hakkıyla, helalinden verilen tüm emeklerin karşılığında alınan bir mutluluktur. Alın size bir duvar yazısı "Emek olmadan yemek olmaz beyler"... Ha bazen emek olsa da yemek olmaz, bazen de emek olmasa da yemek olur. İşte bu yarı felsefi yarı siyasi bakış da diğer yazıların konusu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Soydan Ünlü - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.