Sallandık da aklımız yerine geldi mi?

Dün sabah Allah depremi yeniden hatırlattı.

Çoğumuz unutmayı seçmiştik oysa.

Kimimiz yatağından fırladı.

Kimimiz oturduğu yerden

Kimimiz işyerinden

Uzun sürmeyince hepimiz önce rahat bir nefes aldık.

Sağımızı solumuzu kontrol ettik.

Her şey yerli yerindeydi.

Civarda hasar filan görmeyince de hemen telefonlara sarılıp meraklandıklarımızı aradık.

O sırada aklımda birkaç soru vardı.

Devamı gelecek miydi?

Merkez üssü burası mıydı yoksa daha başka yerde meydana gelen çok daha büyük bir depremdi de biz de Adapazarı'ndan mı hissetmiştik?

Birincisi, devamı konusunda tedirgin ediyordu.

İkincisinin ise sonuçlarını düşünmek yeterince kötüydü.

Haberi kısa sürede internetten öğrenme imkânımız oldu.

Bir kez daha rahatlama

Sonra da merak

Kandilli Rasathanesi'nin son depremler sayfasını inceledim.

Gece 02.30 gibi bir sürü köpek aynı anda havlamaya başlayıp da ses caddelerde uzun uzun yankılanınca tedirginlik duymuştum.

Kontrol ettim, o saatte herhangi bir şey görünmüyordu.

Ama bir haftadır Sakarya'nın ufak ufak sallandığını fark ettim.

3 Temmuz'da Geyve, 2.2 büyüklüğünde

1 Temmuz'da Hendek'te 2.4 ve 2.1 büyüklüğünde

30 Haziran'da Söğütlü'de 2.2 büyüklüğünde

28 Haziran'da Pamukova'da 2.4 büyüklüğünde

27 Haziran'da Geyve'de 2.3 büyüklüğünde

Depremler olmuş.

Küçük ve çoğunu hissetmediğimiz bu sallantılar inşaAllah enerji birikiminin de önünü alıyordur.

Ama ne olursa olsun sonuç değişmeyecek.

Birinci dereceden deprem kuşağındayız.

Geçtiğimiz haftalarda yenilenen deprem haritası da aynı gerçeği hatırlatmıştı.

Buna göre yeni fay haritasındaki diri fayların sayısının 150 değil, 326 civarında olduğu duyurulmuştu.

Diri fay hatlarının en çok yoğun bölgeler ise Güney Marmara, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu idi.

Türkiye ana karasında 5,5 ve üzeri büyüklükte deprem üretebilecek 485 nokta olduğu belirtilmişti.

Ve bu noktalardan biri de elbette Adapazarı'ydı.

İşte dün sabah bizim yokmuş gibi davranmaya devam edip de Allah'ın hatırlattığı gerçek buydu.

Peki, Marmara depreminden bugüne geçen zaman zarfında biz bu gerçekle birlikte yaşamayı mı öğrendik?

Yoksa bu gerçek yokmuş gibi hayata devam etmeyi mi?

Şahsen benim cevabım ikincisidir.

Depremi unutmuş gibiyiz.

En son Van depreminde hissettiğim duyarsızlık da bunu teyit etmişti.

Van halkını en çok anlayacak bir şehir gayet rahat davranmıştı.

Önümüzdeki ay ise depremin yıl dönümü gerçekleşecek.

Deprem konusundaki hafızamız da bir kez daha ortaya çıkacak, deprem bilincimizin geldiği seviye de

Her iki konuda da çok umutlu olduğumu söyleyemem.

Depremi neredeyse resmi bir prosedür gereği gündeme alacağız.

Eski haberler yeni sunumlarla anlatılacak.

Ekranlarda görüntüleri izledikçe 'Neydi o günler' diyeceğiz ve sanki o günler bir daha yaşanmayacakmış gibi devam edeceğiz.

Dün sabah bunun böyle olmaması gerektiği yönünde bir mesaj almış olmalıydık.

Sizce aldık mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beytullah Önce - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.