Karakterli şehir olmak!

Bugün, siyaseten, 'Bu şehri Ahmet ve partisi yönetecek!' deriz. Yarın, O'nu beğenmez, 'Şehrin yönetimini Mehmet ve takımına verdik!' deriz.

Bunu BİZ; HEPİMİZ dersek deriz. Tabii bu, şehrin bize, hepimize ait olduğunu anlarsak olur. Bir Şehir Karakteri ortaya konulursa olur.

Kişiler, kurumlar da şehri yönetme görevi aldıklarında, karakterlerini bu esasa uyarlamak zorunda. Yok öyle, 'İktidar benim! Her istediğimi yaparım!'

Sakarya'da; Devlet, Hazine, Milli Emlak ismi altında ne kadar mal-mülk varsa; BİZİMDİR, HEPİMİZİNDİR. Kimseye yağmalatmayalım!

İçimi acıtan bir sezgi vardı. Gazetemin Perde Arkası yazıyı çabuklaştırdı.

İl Genel Meclisi'ne ve belediye meclislerine seçilenler, işe önce bu şehrin tarihini öğrenmekle başlamalı. Şehir tarihini bilmeyenler, karakterini özümleyemezler.

Bu şehir insanı, İŞ ve EKMEK denilince; Şeker, Tüvasaş, Donatım fabrikalarına arazisini yok pahasına vermiştir. O kapılarda ekmek yiyen on binlerce insanın çocuklarıyız. Bu şehirde nasiplenmeyen aile yok gibidir.

Sakarya Üniversitesi'ne o muhteşem araziyi yok pahasına veren insanların adını da Sakarya Tarihi'ne kazımak gerekir; Şehri Yönetme Karakteri'mize de!

MHP, CHP, RP, Demokrat Parti ve seçilmiş tüm siyasiler; Karakterimizi bilirler. Sakarya'nın karakterini İl Genel Meclisi ve belediye meclislerine seçilmiş tüm partililere unutmayacakları şekilde hatırlatmalılar.

Örneğin: Belediye meclislerine seçilen gençlerin (Özelde de Sapanca), iktidarın şartsız uydusu olmamaları sevindiricidir. Şart; Şehir Karakteri'dir.

Amaaa!!! İl Genel Meclisi'ne seçilen muhalefet temsilcileri, iktidardan orada kişisel itibar-iltifat görerek yumuşar, araziye uyarsa herkes kaybeder.

İl Genel Meclisi'ni siyasi parti başkanları mutlaka kendileri de izlemeli!

Senin tır parkın nerede?

İstanbul'da müthiş bir sel felaketi yaşandı. Yönetenler asla pardon demedi.

Tren de devrilse, uçak da düşse, sel de götürse; çıplak gelinip, Karun gibi gidilse de; kimse pardon demez. Allah kulu da istifa etmez, görevden alınmaz!

İstanbul'daki selde en büyük skandal, dere yatağı içinde kurulu bir tır parkında yaşandı. Tır parkının sahibi (!) Amcamlar mı? Yapılma dönemi belli mi? Amcamların Dönemi mi?

Sorumluluk? Suçlu??? Koku spreyleri!!! Ozon tabakasını delen SİZler!!!

Neyse, Sakarya'ya dönelim!

Tır Parkımız nerede? Hem, yanılmıyorsam, Hazine arazisinde! Hem de, Sakarya Nehri'nin, hiçbir bent olmayan taşma alanı içinde!

Telaşlanmayın! Oraya sel gelirse, oradaki nehre sıfır tüm yerleşimler de batar! Vurgulamak istediğim şey, her yerdeki, her zamanki gibi, plansızlığımız!

Dönem dönem, 'Şehre hükmeden!' birileri çıkıp, at oynatır; Tır Parkı olur.

Ama, 'Marka Şehir, Dünya Şehri!' lafları havada kalır. Sakarya Nehri orada akar! Çevresi rezildir. Orada hala bir Çağdaş Şehir Gelişme Planı yoktur.

Koruma bandı ve teraslarla yükselen iki yanında, bir Marka Şehir yoktur! Bizi dünyaya, 'Sanatsal Çelik Köprüler Şehri!' diye sunacak eserlerin sözü hiç yoktur! Yaşanamayabilinir (!) Şehirler içinde olmak sürpriz mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Silinmiş Makale - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.