ETTUĞRUL OSMAN OSMANOĞLU

Osmanlı hanedanından Ertuğrul Osman, 23 Eylül 2009 tarihinde vefat etti ve 'Beni dedem Abdülhamid'in yanına gömün' vasiyeti üzerine, teamüllere aykırı olarak özel izinle cenaze, Sultanahmet Camiinden kaldırıldı ve dedesi Sultan II. Abdülhamid Han'ın yanına defnedildi. Bilindiği gibi O, Osmanlı'nın sarayda doğmuş son temsilcisiydi.

1924 Mart'ında Osmanlı hanedanından 36'sı erkek, 48'i kadın ve 60'ı çocuk toplam 155 kişi, vatandan kovularak sürgüne gönderilmişti. İşte Ertuğrul Osman da bu 155 kişiden biriydi. Bu Osmanlı Hanedanı üyelerinin tamamının malına el konulurken, onların Türkiye'ye girmelerine de, Türkiye üzerinden transit geçiş yapmalarına da izin verilmedi.

Bu sürgün, tam yarım asır sürdü ve Ertuğrul Osman da 2004 yılında Türk vatandaşlığına kabul edildi. Ahir ömrünü Amerika'dan gelip İstanbul'da, vatan toprağında geçirmek istemişti. Çok güzel bir Türkçesi vardı. Çok çile ve meşakketler çekmiş ve geçimini bir maden ocağı işleterek temin etmişti. Lakin O, vatanı aleyhine ve hanedanın sürgünü ile ilgili kötü hiçbir söz sarfetmedi. Tam bir Osmanlı beyefendisiydi. Elbette Osmanlı'nın değerlerinden çok şey yitirmişti. Ama asaletini olduğu gibi muhafaza etmesini bilmişti. 'Türk doğdum. Türk öleceğim' demişti. Aynen dediği gibi de oldu.

Cenazesinde, Sultanahmet Camiinin meşhur İmam- Hatiplerinden olan Emrullah Hoca'nın yaklaşımı da ilginç, ilginç olduğu kadar da düşündürücüydü. Zira Hoca, helalleşmeye sıra gelince aynen şöyle diyordu: ' Osmanlı soyunun bizler için yaptıkları ortadayken, bizim nasıl bir hakkımız olabilir bilemiyorum ama haklarınızı helal ediyor musunuz?' Bu suale verilen 'Evet' cevabı o kadar gür bir sadaydı ki, Osmanlı için, 'Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş' sözünü hatırlattı.

'Fatih, Yavuz, Kanuni dışında Osmanlı'da gurur duyulacak ne var?' diye düşünen ve Oktay Ekşi gibi Osmanlı'ya dudak büken, hatta daha da ileri gidip küfreden bir zümre var maalesef memleketimizde. 'Kişi bilmediğinin düşmanıdır' sözü gereği bu insanlar, Osmanlı'yı gerçek manasıyla öğrenseler, farklı düşüneceklerine inanıyorum. Tüm dünya Osmanlı'yı alkışlarken, O'nu dost ve düşman hürmetle anarken, maalesef bizim önyargılı davranan bir kesimimiz var. Zannediyorum ki bu tavır, Osmanlı'dan ziyade, Osmanlı'nın şahsında, İslam'la alakalı. Şöyle bir söz var: 'Anasının hatırına ne sümüklü çocuklar öptüm' diye. Bu vatan bize, tabii ki gökten zembille inmedi. Bu cennet vatan bize, Selçuklu ve Osmanlı'nın bir mirasıydı. O Osmanlı ki, bize tam 25 Türkiye büyüklüğünde bir toprak kazandırmıştı. Bu devasa vatanı, adeta kumara verircesine kısa zamanda kaybetmiştik. İttihat ve Terakki de Osmanlı'nın idam fermanını imzalayarak ipini çekmişti. Hala bugün ayı zihniyetin uzantılarının ceremesini bu millet çekiyor. Bereket ki, elimizde kalan son bir avuç Anadolu toprağını kurtarmak üzere, Atatürk'ün etrafında kenetlenen bu millet, şaha kalktı da İstiklal mücadelesini kazandı. Batmakta olan Osmanlı gemisi enkazından T.C. Devleti, bu mücadele sonucu doğdu.

Şu kural unutulmamalı: 'Mazisi olmayanın âtisi de olmaz. Tarih, milletlerin hafızasıdır.' Artısıyla, eksisiyle onlar bizim ecdadımız. Hunlardan Uygurlara, Selçuklu'dan Osmanlı'ya kadar hepsini rahmet ve minnetle anıyor ve geçmişimizle iftihar ediyoruz. Bu vesileyle Ertuğrul Osman Osmanoğlu'na da Allah'tan rahmet diliyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Turan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.