Korku ve özgürlük aynı yürekte barınabilir mi?

CHP, üniversiteye girişlerde başörtüsü yasağının kalkmasını kabul ederken, bürokratik hayata başörtünün girişine itiraz ediyor...

Gerçekte asıl istemediği; kendisi gibi olmayanları tehdit edecek bir din algısına sahip dindarın bürokratik alandaki varlığı.

Her ne kadar bunu açıkça beyan etse de, CHP'nin direncinin anlamı bu.

Bu direncin anlamı şudur:

Dindar birey, bürokratik alanda var olmak, çalışmak için dini sembolleri bir kenara bırakabiliyorsa, dini hayatının her yerinde uygulama zorunluluğu hissetmiyorsa; dinle kurulan bu 'bağ' kabul edilebilirdir, tehdit içermez.

Eğer dindar birey dini semboller yasaklandığında bürokratik alandaki talebinden vazgeçiyorsa dini, hayatının her yerinde uygulama zorunluluğu hissediyorsa; dinle kurulan bu 'bağ' tehdit edicidir.

Bürokratik alan yasağı bir Kemalist için, kendiyle ilgili tehdit algısına turnusoldur...

Bu yasak/turnusol; sadece ayna görevi görmekle kalmaz, Kemalist biri için kendini koruma mekanizmasına da dönüşür.

CHP ve onun gibi düşünenlerin en son vazgeçecekleri kendini koruma kalesi, bürokratik alandır; özgürlüklere karşı geliştirdikleri direncin en son noktası burasıdır.

Bu nedenle üniversitede serbestliğe direncini kırmış durumda.

Göreceksiniz, lise ve öncesine de 'evet' diyeceklerdir çok zorlanırlarsa;

Ama bürokratik alana 'hayır' diyeceklerdir.

Çocukların aileleri tarafından baskı altında kalmalarına göz yumacaklardır, sırf bürokratik alanda dindar bireyi tehdit olarak gördükleri için...

***

Muhafazakarlar 'hizmet alan ve veren' ayrımına sıcak bakıyor, yeter ki ilkokuldan itibaren başörtüsünün takılmasına serbestlik getirilsin...

Hayrünnisa Hanım açıklama yapıp, 'ilkokula gerek yok, ortaokuldan başlasın Başörtüsü serbestliği' dedi, lütfetti...

Ona göre on iki yaşındaki bir çocuk; inançları sorgulayabilecek, bir inanç sistemini kendi içinde edinebilecek birisi!..

Dindarların özgürlük sorunu, bireysel bir özgürlük sorunu değil, dinsel kimlikleriyle ilgili bir sorundur.

Geleneksel din algılayışımızın nasıl bir yaşam istediğini, nasıl bir toplum istediğini, dindar olan da olmayan da biliyor!..

Geleneksel din anlayışımızın; toplumu, devleti yönetmek, toplumsal hayatın kurallarını kendine göre belirlemekle ilgili bir talebi var!..

Bu nedenle başörtüsüyle ilgili özgürlük talebi, gerçekte sadece bir mevzidir!

Çocuklarının dini kurallarla yetişmesini istiyorlar; çünkü serbest ve özgür yetişirlerse ileri yaşlarda dine meyletmeyeceklerini düşünüyorlar...

'Bürokratik alanda başörtüsü özgürlüğü mü, yoksa lise ve öncesinde başörtüsü özgürlüğü mü?' seçeneği sunulsa, dindarlar; üniversite ve lise öncesinde başörtüsü serbestliği seçimini tercih edecektir.

Dindarlar bireyin özgürlüğünü değil, din anlayışlarının, cemaatlerinin özgürlüğünü talep etmektedir gerçekte.

Hizmet alan ve veren ayrımını kabul etmelerinin nedeni de budur.

***

Bizim toplumumuzun özgürlük sorunsalı; birey üzerinden değil, kimlikler üzerinden yürüyor.

Bizim toplumumuzda kişiler özgürlüğü birey için değil, ideolojik aidiyetleri için talep eder.

Çünkü kendileri bir birey değildir.

İdeolojik aidiyetleri ve diğer sosyal kimliklerle kendilerini tanımlarlar.

Bireysel kimlik geliştirememiş birinin aklı, ruhu, aidiyet geliştirdiği toplumsal grupların normlarıyla kuşatılmıştır.

'Ben' dediği şey, aslında içinde yaşadığı toplumdur.

Bu nedenle, kişiler özgürlük talebinin kendisi için olduğunu zannetse de, talep; ait olduğu sosyal grup içindir.

Kimliği özgür olursa, kendisi özgür olacaktır.

***

Bizim toplumumuzun özgürlük talepleri korkularla sınırlıdır:

Dindarların özgürlük talebi 'dinden çıkma korkusu'nda; dindar olmayanların özgürlük talebi 'din tarafından kuşatılma' korkusunda son bulur...

'Korku' ve 'özgürlük' yan yana durabilir mi?

Aynı 'yürekte' barınabilir mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Topkara - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.