Cahil yetiştiren sistem

“Türkiye inovasyon (yenilikçilik) kapasitesinde 83’üncü sırada. Oysa 5 yıl önce 55’teydik…

Ar-Ge harcamalarında 5 yıl önce ilk 62 arasındaydık, şimdi 79’a geriledik. Mevcut eğitim sistemiyle çağa ayak uyduramayacağımız görünüyor...

5 yıl önce eğitimde ilk 79’daydık, geçen sene 89’a şimdi 92’ye geriledik…

Matematik ve fen eğitiminde 102’nci sıradayız. Oysa 5 yıl önce 74’üncüydük…

Ar-Ge harcamalarında ilk defa milli gelirin yüzde 1.01’ine geldik. Ama AB yüzde 2, OECD ülkeleri yüzde 2.4 harcıyor…

Biz ilerliyoruz ama rakipler bizden daha hızlı ilerliyorsa geriliyoruz demektir. Veriler de onu gösteriyor. Ülkemizde büyük bir genç nüfus var. Bunun iyi kullanılması hatta tehlikeye dönüşmemesi için istihdam yaratmalıyız...”

Bu sözler kime ait?

Rekabet Kurumu’nda “Global teknoloji içinde Türkiye’nin yeri” konulu konferans veren Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili Ali Koç’a…

28 Aralık 2015’te bu köşede yer alan Müftü ile Eğitim Müdürü başlıklı yazımda, ilköğretim çağındaki çocukların akademik performansını ölçen iki uluslar arası sistem TIMSS (Dünya Bankası) ile PISA ‘nın (OECD) uyguladığı ve Türkiye’den öğrencilerin de katıldığı test sonuçlarından örnekler vermiştim.

Bu bilgiler New York Üniversitesi öğretim üyesi Selçuk Şirin’in Yol Ayrımındaki Türkiye kitabından alıntıydı.

Bu eğitim sistemiyle çağı yakalayamayacağımızı dile getiren Ali Koç o kitabı okumuş mudur bilemem. Ama ortaya koyduğu veriler kitaptakilerle birebir örtüşüyor.

Dünya hızla teknoloji yatırımlarına yöneliyor. İnovasyon, rekabeti bambaşka noktalara çekiyor. Şirketler artık ne tür rakiplerle karşılaşacaklarını bilemiyor.

Örneğin tüm dünyada cep telefonu piyasasını ele geçiren Nokia, birdenbire karşısına çıkan Apple’ın iPhone’una yenik düşeceğini biliyor muydu?

Bahçeşehir Eğitim Kurumları Kurucusu Enver Yücel de Türkiye’yi ileriye taşıyacak eğitim yönteminin bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik odaklı model olduğunu belirtip şu çarpıcı gerçeği dile getiriyor:

“Gelirimizin büyük bir kısmını eğitime harcıyoruz. Ama, ihraç ettiğimiz ürünlerin kilogram başına değeri 1,5 dolar. Bu değer 1500 dolara çıktığında verdiğimiz eğitimin karşılığını alabiliriz.”

Yenilikçilik ve Ar-Ge yarışında yer almak istiyorsak hem düşünmek hem de hayal kurmak zorundayız.

Cep telefonlarına indirilebilen ve konuşulanı hatasız yazan program geliştirenler, ellerine birer kalem alıp “Bununla yapılanı başka şekilde yapabilir miyim?” diye soranlar, düşünenler ve bunun hayalini kuranlardır.

Peki biz ne yapıyoruz?

İlköğretim çağındaki çocuklarımıza düşünmeleri ve hayal kurmaları için nasıl bir eğitim ortamı sunuyoruz?

Yaşadığım ilçede gördüklerimi söyleyeyim:

Henüz ana sınıfında okuyan erkek çocukların başına önü Arapça harflerle işli kartondan fes geçirip, kız çocuklarını da kefen beziyle sararak ilahiler eşliğinde sahnelere çıkarıyoruz. Salon koltuklarında oturan eğitimcilerle veliler de bu gösteriyi çılgınca alkışlıyor!

Henüz kendi dilinde okumayı-yazmaya geçmemiş çocuklara “Değerler Eğitimi” adı altında Arapça öğretiyoruz.

“Ülkeyi ayakta tutacak olanlar, ilkokul bile okumamış cahil halktır” diyebilen Rektör Yardımcısı’na katlanan ülkede, bu dünyanın boş olduğu safsatalarını beyinlerine nakşettiğimiz çocuklardan inovasyon hayali bekleyeceğiz, öyle mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Cihan Ersöz - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.