RUMLAR KOCAALİ'DE NE ARIYOR?

4-5 yaşlarımdan hatırlıyorum.

Köye 2 tane papaz geldi ve bizde kaldılar.

Yer sofrasında birlikte yemek yememize rağmen, şimdi görsem tanıyamam kendilerini.

Bizim gibi Türkçe konuştuklarını ve rahmetli dedemin çaktırmalarına da kahkahalarla güldüklerini iyi hatırlıyorum.

Köyde pek kalmıyorum ama Rumların senede iki- üç defa geldiklerini duyuyorum.

Buralardan giderken, toprağa gömdükleri altın- gümüş ve değerli eşyalarını ya kontrol etmeye ya da alıp götürebilmenin yollarını aramaya geldiklerini sanıyorum.

Konumuz hazine avcılığı değil.

Konumuz ortalık yerlerde dolaşan rivayetler.

Meseleyi ta baştan ele alırsak, ne demek istediğimiz kolayca anlaşılacaktır.

Bizim köy, 42 haneli bir Rum Köyü imiş.

Kurtuluş Savaşı dönemindeki karışıklıklar zamanında, hem Rumlardan ve hem de bizden çeteler varmış.

Bu çetelerden bazıları karışıklıktan istifade edip soygunlar yaparken, bazıları da karşı tarafa zarar verecek işler yaparmış.

Ama komşuluk hatırına, birbirlerini kollama ve sahiplenme durumları da olurmuş.

Mesela çete kuran Rumlar, köyü terk edip dağlara çıkarken, hasta ve yaşlı olan kimseleri evde bırakırlarmış.

Yollarda katliam da yapsalar, bizimkiler, evlerde bırakılan hasta ve yaşlı Rumlarla ilgilenir, yiyecek, içecek, ilaç ve giyecek gibi konularda gerekli yardımları yaparlarmış.

Karşılığında hep mi nankörlük görmüşler?.

Hayır.

Rum çeteler, geri dönüp, köyleri basınca, onların bıraktığı yaşlı ve hasta insanlar, bizimkilerin iyiliklerini inkâr etmemiş ve yapılabilecek büyük katliamlara fırsat tanımamışlar.

Ne var ki münferit de olsa canilikleri olmamış mıdır?

Olmuştur.

Rivayet odur ki; Rumlar, Karapelit Köyü ve çevresinde, büyük çaplı bir katliam yapacaktır.

Katliamın bütün safhaları, kademe- kademe planlanır.

Günü ve saati gelince düğmeye basılacaktır.

Fakat beklenmedik bir gelişme, olayı başarısızlığa mahkûm eder.

Tezgâhı bilen Rumlar, bir gece önceden bizimkilere haber vererek, tedbir alınmasını sağlar ve olay kazasız belasız savuşturulur.

Ancak ondan sonra bir kıyamet kopar ki akıllara zarar.

Çeteler, işin içinde bir iş olduğunu anlar ve bizimkileri uyaran 6- 7 tane Rum’u tespit ettikten sonra onlara korkunç bir ceza verirler.

Öyle asma ya da kurşuna dizme türünden değil.

Rivayete göre, suçlu addettikleri adamların el ve ayaklarını iyice bağlarlar.

Sonra onları, açtıkları çok derin bir kuyuya atarak, üzerlerine de ağaçtan kalaslar koyarak, toprakla kapatırlar.

Rum çetelere göre; ihanetin bedeli ölümdür.

Şimdi burada; “Elin gavuru, gene kendi gavurunu öldürmüş, bize ne kardeşim” diyebilirsiniz.

Benim aradığım o da değil.

Hemen ve hiç vakit kaybedilmeden, gerekli kazıların yapılarak, olayın gün yüzüne çıkarılması gerekir.

Neden biliyor musunuz?

Bunlara belli olmaz.

Yarın bir gün ortaya çıkıp; “ Türkler bizim soydaşlarımızı diri- diri toprağa gömdüler” diyerek ortalığı öyle bir velveleye verirler ki, söylenen her yalana inanma eğiliminde olanların oranı % 64’ü geçer alimallah.

Ondan sonra, işin yoksa 3 ayda bir, birilerinden özür dile dur.

İşin aslını bilip, ortaya çıkarmakta fayda var azizim.

Bundan böyle yoğurdu üfleyerek yeme zamanıdır.

Ne olmaz, ne olmaz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.