Kadının sesini duyan var mı?

Birkaç gün önce kadına şiddetin önlenmesiyle ilgili TKB (Türk Kadınlar Birliği) Sakarya şubesi önderliğinde bir eylem gerçekleştirildi. Bu konuyla ilgili basında yer alan haberlerde eyleme katılan kadınlarla ilgili, sadece bir gruba dâhil olan kadınların eylemiymiş izlenimi vardı. Ya dernek üyesi ya parti kadın kolları adı geçmekteydi. Okuyunca insanların bireyden ziyade aitlik kavramıyla hareket ettiğini fark ettim. Burada problem particilik ya da toplumdaki birey olamama- bağımlılık problemi değildi. Bu bir sivil toplum olamama problemi vardı.

İnsanlar bu konuda biraz daha sokağa çekilmeli. Biraz daha sivilleşmeli. Burada farkındalık oluşturulmak istenen konu kadına şiddetti. Sadece Türk Kadınlar Birliği üyesi kadınların ya da parti kadın kollarının problemi değildi. Fakat basına bile yansıyan sadece işin bu kısmıydı. Durum 'Sakaryalı kadınlar şiddet konusunda sessiz kalmadı' olamadı mesela. Durum Sakarya'nın geneline yansıyamadı yani. Neden çünkü hep dediğim gibi Anca yağını kavuran insanlarız, başı kaldırıp da neler oluyor demeye bir fırsat bulamıyoruz. Türkiye 3. dünya ülkesiyse, Sakarya bu ülkenin de 3. kademesi 3'ün de 3'ü yani. Vahim bir durum! Bu sefer de bu ses duyurma sadece belirli bir kesime aitmiş gibi duruyor

Kadınlarla ilgili başörtüsü eylemleri erkekler tarafından dile getirilmekte, kadın sorunlarını erkek egemen medya ele almakta, neredeyse kadın derneklerini de erkekler kurup sorunlara kendi bakış açılarıyla yaklaşacaklar. Kadın o kadar evde ve o kadar dış dünyadan soyut ki bunların yaşanması gayet normal. Özellikle basında bırakın eşitliği kadın sıfırı tüketmiş. Yazarlara bir bakın? Sivil toplum derneklerinin kurucu ve üyelerine bir bakın. Kaç kadın görebilirsiniz?

Sakarya'da 1359 dernek var. Bu durum Türkiye ortalamasına göre %1.68 gibi düşük bir oranda kalıyor. Sakarya'da adında kadın geçen 4 dernek belirlenmiş. Sakarya basınında da en çok Türk Kadınlar Birliği'nin çalışmaları ses getiriyor. Saygı duyulası bir azim.

'Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin Sağlanması' konulu Başbakanlık

Genelgesi 25 Mayıs 2010 tarihli ve 27591 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe

Girmiştir. Buradan sadece bir genelge diyerek her zamanki bürokrasi işleri olarak görülebilir fakat önemli bir adımdır. Amaç sadece temenni değil, somut bir çalışma ortamı kurmaktır.

Bilindiği gibi Türkiye'de kadınların işgücüne katılımı son derece düşüktür. Mart 2011-2012 döneminde işgücüne dahil olmayan nüfusun 868 bin arttığı görülmektedir. Bu, işgücüne katılsalardı ve iş bulamasalardı, işsiz sayısını artıracak potansiyel nüfus anlamına gelmektedir. İşgücü dışında özellikle ev kadını nüfusunun artması dikkat çekici bir gelişmedir. Nitekim son 12 ayda artmış görünen 868 bin işgücü dışı nüfusun 500 bine yakınının ev işleriyle meşgul kadın nüfusa dâhil olduğu görülmektedir. Böylece ev kadını nüfusunun 12,2 milyona ulaşarak istihdam edilen nüfusun yarısına ulaştığı dikkat çekmektedir.'

Bunun gerisinde bakım hizmetlerinin kadının omuzlarında olması, ikili iş yükü önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle ailenin, çocuğun korunması ve kadının omzuna yüklenen yükün azaltılmasında gerçekleştirilmesi gereken; özel işyerlerinde de kreş ve gündüz bakım hizmetlerinin kamu tarafından desteklenmesi veya yerine getirilmesinin yolları aranmalıdır. Bunun için nüfus büyüklüğüne göre her yerleşim yerinde yerel yönetimler tarafından ücretsiz ya da düşük ücretli kreşlerin açılması önerilmelidir. Türkiye'de yasaya göre 150 çalışandan fazla kadın çalışan olan işyerlerine kreş açma yükümlülüğü getirilmiştir. Düzenleme sadece kadınları kapsamakta ve küçük işyerlerini dışarıda tutmaktadır. Küçük işyerlerine kreş açma zorunluluğu getirilmesi kadın istihdamı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecektir. (Kadın çalışanları kayıt dışı çalıştırmak ya da kadınları istihdam etmekten kaçınmak gibi.) Bu nedenle çocuk bakım hizmetlerinin kamu tarafından ya da kamu desteğiyle verilmesine ilişkin politikalar üzerinde durulmalıdır.

Dolayısıyla iş başbakanın dediği gibi 3 çocuğun dünyaya getirilmesiyle bitmez. Yapılacak o kadar çok iş söylenecek o kadar çok söz var ki sayfalar yetmez

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Soydan Ünlü - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.