İktidar Güdümlü Sivil Toplum Olmaz

MAZLUMDER’in aylık düzenlediği insan hakları seminerlerinin, geçtiğimiz ayki misafiri avukat Cüneyt Toraman’dı.

Son dönemde 28 Şubat davasıyla gündeme gelen Toraman, o akşam yaptığı konuşmasında, birey, devlet ve sivil toplum ilişkilerini anlatmıştı.

Günümüz dünyasında, devletten daha büyük örgütlü bir organizasyon bulunmadığına dikkat çeken Toraman, böylesine devasa bir gücün, özellikle de denetlenemediği zamanlarda, sivil toplum ve bireylerin hakları ve özgürlükleri açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu söylemişti.

1789 Fransız devriminden sonra biçimlenen “modern devlet” anlayışının, her şeyimize karışan bir devlet olduğunu belirtmiş, modern anlamıyla insan hakları mücadelesinin de işte bu tehdidin bir ürünü olduğuna dikkat çekmişti.

Sivil toplumun, devlet yahut iktidar gücüne karşı örgütlenmediği takdirde, savunmasız hale geleceğini ve her türlü hak ihlalinin artacağını belirten Toraman’ın özellikle sona doğru hatırlattığı bir şey bence çok önemliydi.

Sivil toplum örgütlerinin daima, hak ve özgürlükleri esas alması gerektiğini belirten Toraman, batılı ülkelerde sivil toplum örgütlerinin, iktidarla işbirliği yapmasının, düşmanla işbirliğiyle eşdeğer tutulduğuna dikkat çekmişti.

Bu girişi niye yaptım?

Sözü, bir süredir Başbakan’ın iktidar alanında Gülen cemaati ile süregiden güç kavgasına, özellikle İslami kimlikli sivil toplum örgütlerinin de dâhil olmasına getirmek istediğim için…

Önce 97, sonrasında da 37 sivil toplum örgütü, yayınladıkları ortak imzalı bildirilerle, açıktan iktidara destek oldular.

28 Şubat’taki tavrını eleştirdikleri Gülen Cemaati’ne karşı yayınladığı aşikâr olan ilk bildiride 28 Şubat sürecini bitirdiği iddiasıyla AK Parti’ye şükranlarını sunan sivil toplum örgütleri, “Bu mücadelenin şahidi olduğumuz kadar, gelecekte de destekçisi ve duacısı olacağımızı ilan ediyoruz.” demişlerdi.

Bu ilanın da kesmediği ve aslında hepsi aynı ağacın dalları sayabileceğimiz 37 sivil toplum örgütü de yayınladığı yayınladıkları bildiriyi “Hakk ve sabır eksenli bu yürüyüşün dün olduğu gibi gelecekte de en sadık yarenleri ve duacıları olacağımızı kamuoyuna saygıyla ilan ediyoruz.” şeklinde son vermişti!

Anlayacağınız, 28 Şubat’ta darbe sürecine karşı dahi bir araya gelemeyen Müslüman mahallesinin onca kuruluşu, şimdi iktidar içi bir hesaplaşmada anında yan yana durabilmişti!

Bu meseleyi birçok bağlamda eleştirebiliriz ama ben sözü, girişte bıraktığım yerden sürdüreyim.

Ne demiştik?

Sivil toplum örgütleri iktidar için değil iktidara karşı olduğu için önemlidir.

Peki doğrudan iktidar güdümlü bir anlayışı savunan ve yukarıda bahsi geçen bildirilere imza atarak iktidara adeta açık çek verebilen bu kuruluşların sivilliğinden bahsetmek, mümkün mü?

Bu saatten sonra kesinlikle değil; öncesi de ayrıca tartışmalı zaten…

Nitekim, MAZLUMDER’in seminerinde savunduğu argümanları, Cüneyt Toraman, geçtiğimiz günlerde Zaman gazetesinin yorum sayfasında yazdığı bir yazıda tekrarlarken, aynı tespiti yapıyor ve şöyle diyordu:

“Siyasal iktidara karşı örgütlenen sivil toplum örgütlerinin, iktidarın yanında yer aldığını açıklaması, STK’ların varlık sebebine aykırıdır!

Sivil toplum kuruluşlarının başındaki “sivil” sözcüğü, bu kuruluşların, siyasal iktidarın yanında saf tutmasına izin vermez!

Böyle bir tavrı tercih ediyorsa, böyle bir kuruluşun, NGO (hükümet dışı organizasyon) olarak kabulü mümkün değildir.

STK’ların, amaçlarını gerçekleştirebilmeleri, siyasal iktidarla aralarındaki mesafeyi korumalarıyla mümkündür…”

Geldiğimiz noktada, Müslüman mahallesinde temsil kabiliyeti olan birçok sivil toplum örgütünün sivillikten çıkıp, iktidarın ideolojik aygıtına dönüştüğünü görüyorum.

Açıkçası bu adil bir şahitlik yapması gereken Müslüman camia açısından oldukça büyük bir yanılgı.

Lakin güç, iktidar, makam ve hırsın tadına kendini kaptıranlar, nefislerine yenik düşerken, Allah’ın günleri aramızda döndürüp durduğunu unutmuş görünüyorlar…

Dilerim uyandıkları gün, daha da çok geç kalmış olmayız!

TEBRİK

Sakarya Yenihaber 9 yaşına girdi. Kurulduğu günden bugüne bağımsız bir yayın politikası izleyen ve özellikle merkez medyada tek sesliliğin hâkim olmaya başladığı bir dönemde farklı sesleri bünyesinde taşımaya gayret gösteren Yenihaber’in çizgisini güçlendirerek sürmesini diliyor, bugüne kadar gazetemizin bu günlere gelmesinde emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Beytullah Önce - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.