Korku toplumu ve kültürü

Ateş düştüğü yeri yakar. Yaktı da… Biz sadece televizyonlardan basının bize gösterdiği kadarına şahit olduk, o sürede üzüldük. Sonra da yayılan söylentilerle kendi canımızın, ailemizin sevdiklerimizin canının derdine düştük. Bunun için yayıldı canlı bomba ihbar dedikoduları, sokağa çıkmamalar başladı, sindik, sindirildik… Ne de güzel oluşturuldu korku toplumu.

Toplumumuz üzerinde büyük bir baskı var. Detayları bilemeyecek kadar sıradan bir halkım ben. Bana söylenilenle, duyduklarımla muhakeme etmeye çalışıyorum. İşin iç yüzünü işin içine karışmadan bilemeyeceğimi de biliyorum üstelik. Şimdi ismi “şehit” diye anılan hayatını hakikaten kalleşçe kurulan pusularla kaybeden kahraman insanlarımızın ruhu şad olsun. Bugün şehit diye anılan isimler, bir annenin gözü gibi baktığı evladı, bir eşin yolunun gözlediği hayat arkadaşı, bir evladın sırtını dayadığı babasıydı… Sözün bittiği yerdeyiz.

Şimdi Oğuz ATAY’dan bir alıntı yapmak istiyorum sizlere: Korku toplumu ve kültürü

Dünyayı bir savaş alanına çevirdikten sonra, her yandan düşman saldırısı bekleyenlerin korkusudur. Bir şehre kapanıp bütün ülkenin saldırısını bekleyen sarayın korkusudur bu. Her davranışın devlete yöneldiğini sanan paranoyak yöneticilerin korkusudur. Kültür korkusudur. Matbaadan, şiirden, resimden, felsefeden, hatta dinden korkmaktır bu. Korkunun sonucu yabancılaşmadır. Kavram kargaşası yaratarak temel kavramlardan uzaklaşma çabasıdır.

Temel kavramların onu bir hiçe indirgeyeceği korkusudur. Korku ortadan kalkarsa, postunu kaybedeceğinden korkan tekke şeyhinin korkusudur. Bunun için müeyyideler gevşektir; herkes korkmalıdır, ama ceza da uygulanmamalıdır. Müeyyideler hayatı zehir edecek kadar korkutmalıdır, ama isyan ettirecek kadar kesin olmamalıdır.

Neyin ne olduğu, hangi suçun cezasının ne kadar olduğu bilinmemelidir. Fakat herkes, her an suç işlediğini hissetmelidir ki başkaldıramasın. Her zaman suç işlediği halde kendisine taviz verildiğini hissettiği için başı önünde dolaşır insanımız. Bizim "ilk günah"ımız budur.

Cezalandırılmayan küçük günahların toplamı - hoşgörümüz de budur. Ayrıca devlette aynı suçluluk duygusu içinde müeyyideleri uygulamaz. Bu bakımdan bağışlayıcıdır. Karşılıklı bir oyundur bu. Bağışlanmayan tek suç, bu oyunu fark etmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. Gerçeği aramaktır. Bilim bunun için tehlikelidir, deneme bunu için tehlikelidir, roman ve hikaye bunun için tehlikelidir. Belirli kalıplar içinde kalan şiir bunun için tehlikesizdir. Taklitçi olmayan Batıcılık bunun için tehlikelidir. Gerçeği arayan Doğu bunun için tehlikelidir.
Oğuz Atay/ Günlük

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Soydan Ünlü - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.