NE AMERİKA NE RUSYA NE DE ÇİN

Daha onsekiz yaşlarındaydık bu sloganı haykırdığımızda. Üzerinden neredeyse kırk yıl geçti ama görünen o ki; bugün, o zamandan daha fazla ihtiyaç var o haykırışlara. Hem de daha gür bir sesle. Ancak ne yazık ki; sağcısıyla, solcusuyla hatta futbolcusuyla BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) denen o melanetin Türkiye'deki ilk adımı olan 12 Eylül darbesiyle başlayıp, onun kucağında filizlenen ANAP iktidarıyla sürdürülen 'İDEALSİZLEŞTİRME' politikaları ve devamında 28 Şubat sürecinde şekillendirilip siyaset sahnesine sürülen AKP iktidarıyla had safhaya ulaşan inanç yozlaşması neticesinde, bu cesareti gösterebilecek toplumsal ruh kalmamıştır. Artık insanlarımız; 'Ya Amerika, Ya Rusya, Ya da Çin' teslimiyetinin ve çaresizliğinin esiri haline gelmişlerdir adeta.

Hafta sonu bir 'Çalışma gezisi' münasebetiyle ülkemizde bulunan Hillary Clinton'ın bu ziyareti, yıllar öncesinden beynime kazıdığım bu slogana götürdü beni. Ne işi vardı Türkiye'de? Yine hangi melanetin peşindeydi Beyaz Sarayın talimat kuryesi? Öyle zannediyorum ki çok yakın bir zaman içerisinde kokusu çıkacaktır bu işin. Bundan sonra hükümet yetkililerinin ve iktidar sözcülerinin beyan ve uygulamalarında, Hillary hanımın bu ziyaretinin izlerini fazlasıyla göreceğimizden şüpheniz olmasın. Hakkari Şemdinli'de 23 Temmuzdan bu yana sürdürülen operasyonların, tam da bu ziyaretin gerçekleştiği gün sona ermesini, sadece bir tesadüf olarak değerlendiriyoruz. Konuk hanımefendinin bu konuda herhangi bir ricasının(!) olmadığına inanmak istiyoruz.

Yaklaşık birbuçuk saat süren görüşmelerinin ardından birbirlerine 'Çak!' yaparak vedalaşan iki mevkîdaşın, görüşmelerinin hemen ardından yaptıkları açıklamalar, aslında her şeyi ortaya koyuyordu. Görüşmenin ev sahibi olan Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu muhtevası bizce 'Hiçbirşey!' olan bir açıklama yaptı:

'Suriye'de insanlık trajedisine son verecek kararlı adımların atılması en temel dileğimiz. Son olarak Halep'teki gelişmeler hepimize kaygı veriyor. Halep'te yerleşik mekânlara hava kuvvetleriyle yapılan saldırılar hem büyük bir insan katliamına hem de büyük bir tarih katliamına yol açıyor. Uluslararası toplumun artık bu katliama açık ve net bir şekilde 'dur' diyecek adımları atması gerekiyor. Clinton ile bu konuları, atılabilecek adımları geniş bir çerçevede ele aldık. Suriye'de geçiş sürecinin en kısa sürede tamamlanması ve bu geçiş sürecinde herhangi bir güç boşluğunun oluşmaması konusunda da mutabık kaldık. Böylesi bir güç boşluğundan istifade etmek isteyen başta PKK olmak üzere terör gruplarına karşı her türlü tedbiri almamız gerektiği konusunda da ortak bir perspektife sahibiz.'.

Misafir Dışişleri Bakanı ise, Davutoğlu' na göre daha net tarifler yapıyordu açıklamasında:

'Bugün, Amerikan ve Türk ekipleri arasında notlarımızı paylaştık ve ortak bir operasyonel resim ortaya koymak istedik. Bu sayede kendi aramızdaki işbirliğini iyileştirmeyi, arttırmayı ve şiddeti durdurmak isteyen herkesle işbirliği yapabilmeyi sağlamayı amaçlıyoruz. Dışarıdan da Suriye'deki şiddettin durabilmesi için elimizden gelen baskıyı devam ettireceğiz. Dün Washington'da İran-Hizbullah-Suriye arasındaki bağlantıların kesilmesi için gerekli adımların atılması kararlaştırıldı ki bu sayede Esed rejimi daha erken bir şekilde gidebilsin'.

Sözlerinin başındaki 'Operasyonel resim' tabiri ile sonunda dile getirdiği bir gün önce Washington'da alınan 'İran- Hizbullah- Suriye arasındaki bağlantıların kesilmesi kararı' şeklindeki ifadeleri arasına, aklınıza gelen her şeyi koyabilirsiniz. Sanırım bu aralığı dolduracak olan ve gerek iki mevkidaşın, gerekse konuk bakan'ın Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmelerde konuşulan şeyler, Türkiye'nin bundan sonraki yol haritası olarak önümüze çıkacaktır. Umuyor ve diliyoruz ki; sonu belli olmayan, yeni melanetlere doğru sürüklemez, bu yol haritası Türkiye'yi. Yine umuyor ve bütün kalbimizle diliyoruz ki; Türkiye'yi yönetenler, hesaplarını Amerika, Rusya, Çin veya bir başka Emperyalist gücün önlerine koyduğu şablonlara göre değil, sadece Türk Milletinin birlik ve beraberliğine Türk devletinin ebedi bekasına halel getirmeyecek milli şablonlara göre yaparlar. Bilvesile, yıllar öncesinden gelen bir haykırışı, bir kez daha kulaklarına fısıldamak istiyorum:

NE AMERİKA, NE RUSYA NE DE ÇİN,

HERŞEY TÜRK TARAFINDAN, TÜRK'E GÖRE, TÜRK İÇİN!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zihni Açba - Mesaj Gönder

# Ne, Amerika, Ne, Rusya, Ne, de, Çin

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.