Geleceğe mektup

Mektubun tarihe karıştığı, duygularımızı sadece 140 harflik tweetlere sığdırdığımız ve cümlelerin sıradanlaşıp değerini de her geçen gün biraz daha kaybettiği bugünlerde mektuba olan saygım sevgim ve hayranlığım daha da artıyor… Çünkü ağzından çıkan cümlelerden beyaz kağıda düşen cümlelerin ömrü çok daha uzun, hatta ölümsüz oluyor.

Kalem ve kağıdın buluşmasından çıkan her cümle, farklı bir anlam ayrı bir değer taşır aslında. Kalemi elinde tutan insan aynı zamanda yüreğini de elinde tutar ve yürek ne fısıldarsa kaleme, kalem de harfi harfine onu yansıtır kağıda. Kağıdın kokusunu ciğerlere çekerek, kalemin hareket etmesini hissederek yazılan her mektup bu sebeple özel ve anlamlıdır işte.. İnsan zarfa cümleler ile birlikte yüreğini de koyup postalıyor mektubu kilometreler, aylar, yıllar ardına… Kim bilir ben belki de bu yüzden seviyorumdur duyguların saf olduğu aşkların ulu orta değil de sadece ama sadece iki kişi arasında yaşandığı ve mektubun tek silah olduğu o naif, kibar ve temiz seksenli yılları. Ayıbın henüz emekli olmadığı, gösterişin icat olmadığı ve herkesin herkesi düşündüğü yıllarmış o yıllar…

Ben de o yılların anısına bugün geleceğinden emin olamadığım geleceğe kısa bir mektup yazmak istiyorum… Tüm yüreğim ile, geleceğe kocaman ve tertemiz bir “merhaba’’ patlatıyorum… ismin, içimdeki umut tohumlarını birer birer yeşertiyor. Nasıl geleceksin, ne şekilde geleceksin, geldiğin zaman ben ne halde olacağım yüzümde tatlı bir tebessüm m, yoksa adı keder olan gözyaşı mı olacak bilmiyor bilemiyorum. Sana dair en ufak ip ucu, en ufak bilgi tanesi yok cebimde. Geldiğin zaman beni ne hale sokacaksın, nelere ağlatacak, nelere güldüreceksin, bugünümü çok mu arayacağım, yoksa hiç aklıma bile gelmeyecek mi bilmiyorum…

Geldiğin zaman belki yine çok büyük, yine çok zor bir imtihan yaşayacağım. Kim bilir belki yine bütün görüntüler ani bir şekilde karman çorman olacak bende. Bütün sokaklar iç içe girecek ve de bütün sokak başında, kocaman bir “çıkmaz sokak’’ tabelası olacak ve her şey, birer birer çözülmez bir düğüme dönecek. Çaresizliğin en koyusunu yaşayıp uçurumun kenarında sallanan bir yaprak gibi hissedeceğim kendimi. Sonra en çıplak halim ile Allaha sığınmanın hazzına bir kez daha varacağım…

Bir ihtimal olsan da bir gün gelirsen geldiğin zaman cebinde mutluluk huzur ve en önemlisi sabır olsun. Sabır olsun ki Allahın bana verdiği her zor işe, dünyanın en büyük ödülü olarak bakabileyim. Sabır olsun ki bin defa düşsem de, bin defa ayağa kalkabileyim. İşte gelecek, senden sadece bunları istiyorum. Bana etrafıma, huzur ve mutluluk yayacak güç ile gel. Ve bana hayatın anlamını anlayıp, anlatacak kadar kuvvet ile gel. Hayatın değerini anlayıp anlatacak kadar kuvvet ile gel.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 2022 yılı asgari ücreti ne kadar olmalı?