Konusu olmayan yazı

Bugün yine, belli başlı konusu olmayan, saf, temiz ve sade bir yazı yazasım var. Kalemimin ucuna dolan cümlelerin, rengi çok, rotası yok. Duygusu çok, sınırı yok. Haykırışı çok, ancak hiç bir sesi yok. Yüreğim, kalemime uyup, çılgın özgürlüğü tatmak istiyor, bedenim, hayalime uyup, bir sahilde huzur ile yürümek. Aklım, imana ve şüküre sarılmak istiyor, nefsim ise, her zaman beni, isyana ve öfkeye sürüklemeye çalışıyor. Fakat şu an, yeni bir masal, yeni bir hayal ve yeni bir cümle yolculuğuna çıkıyorum. Bakalım bu yolda, kim ve ne ile karşılayacağım ve bu yol beni, hangi tarafa, ne şekilde götürecek.

               Şu an dünya, sabahın ilk saatlerini yaşıyor. Dünya sakinleri ise, baharın, kendini iyiden iyiye hissettirdiği bir güne uyanıyor. Güneş, şairlere ilham, aşıklara romantizm, ressamlara sıradışı bir örnek ve geceyi, dert, hüzün, kaygı ya da ağrılar içinde geçiren insanlara umut olan, kızıllığı ile doğmaya başlıyor. Her insan, uyku mahmurluğu ile güne ‘’merhaba’’ diyor. Kimi, hızlı hareketlerle hazırlanıp, evine aş götürmek için, işine yetişmeye çalışıyor, kimi, çocuğunu kahvaltı yaptırıp, onu güne hazırlama telaşı ile boğuşuyor. Kimi, ‘’uykum var yaa’’ diyip, bilerek ya da bilmeyerek, sahip olduğu iş nimetine isyan ediyor, kimi ise, çöp toplamayı bile, nimet sayıp, baş tacı yapıyor.

               Ben ise, her dakika, biraz daha kalabalık hale gelen sokaklar, caddelerde dolaşıyorum. Her ne kadar, ortam çok kalabalık olsa da, her insanın yüreğinde, koca bir yalnızlık var aslında. Bizler, çok sesli, çok konuşan, çok bilen ve çok kalabalık görünüyor olsak ta, bizler, çok aciz, çok sessiz ve çok yalnızız. Lakin bunun, hiç kimse farkında olmuyor. Çünkü hayati, çok yoğun yaşıyoruz. Yoğun yaşadığımız için de, hayatın bazı önemli noktalarını, gözden kaçırıyoruz.

               Misal, gezdiğim sokaklarda herkes, bilgili ya da bilgisiz çok fazla konuşuyor. Kimi aşktan söz ediyor, kimi meşkten. Kimi kırk çeşitli kahvaltı sofrasına burun kıvırıyor, kimi kuru ekmeğe şükür ediyor. Her bir insan, kendi derdi ile uğraşarak ve sadece kendi derdini, dert ederek yaşıyor.

Zira unuttuk her şeyi. Mesela, işgal altında olan Kudüs, konuşulmuyor bu ara. İnsanlığın geldiği nokta, gençliğin nereye gittiği sorgulanmıyor. Örneğin, neden hiç kimse, dua etmeyi akıl etmiyor? Neden hiç kimse, hayatin içinde, kendini zamana bırakmayı beceremiyor? Ve neden hiç kimse, Allah’a teslim olmayı tercih etmiyor?

               İşte bu yüzden, biraz sessizlik, biraz suskunluk ve biraz sakinlik gerek bize. Ya da hayati, kalabalığın içinden çıkarak izlemek gerek. Belki o zaman, hayatın farklı ve değerli noktalarını da fark ederiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Alperen Erturul - Çok güzel bir makale yüreğinize sağlık :)

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 07 Nisan 01:37
01

Emirmirasercan - Gece gece çok iyi geldi ve içinde bulunduğum duruma tercüman oldu yazınız.Ne güzel dusunceler ve ne güzel ifade etmişsiniz özetle...Kaleminize yüreğinize sağlık Allah'a emanet olun ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Nisan 00:35