Korona’dan önce duvarı nem, insanı gam öldürür!

‘Kış bitti, cemreler düştü bahar geldi, Koronasız, güneşli güzel günler bizi bekliyor’ derken; İngiltere'nin ‘ Korona Virüsü mutasyona uğradı' açıklaması dünyada yeni bir korku daha yarattı. Ve Korona Virüsü bu defa da mutasyon yaparak, yeni salgınlarla, yeni yeni korkularımızla karşımıza çıktı...

Önce mutasyonun, ne anlama geldiğine kısaca bir göz atalım.

Mutasyon: Virüsün genel yapısındaki değişikliklere deniliyor.

***

KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK..!

Mutasyona uğradığı ve daha hızlı yayıldığı iddia edilen Korona Virüsü, verdiği korkuyla dünyayı bir kez daha alarma geçirdi.

Korku, panik insan sağlığını olumsuz etkileyerek, bağışıklık sistemimizin zayıflamasına, hastalıklara kolay yakalanmamıza sebebiyet verir. Vücutta korku hormonu salgılanınca, olumlu (Pozitif) hormonların salgılanması engellenir, bloke olur.

***

BAHARA HENÜZ EREMEDİK AMA, ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ, ÇARE “ SİZ ”SİNİZ..!

Korona Virüsü; akrep, yılan vb. zehri gibi vücuda girer girmez insanı öldüren bir virüs değil..! Çaresiz değiliz, yapabileceğimiz şeyler var, demektir aslında bu...

Korona Virüsü kişinin bünyesine, kronik hastalık durumuna ve bağışıklık sisteminin güçlü olup olmadığına göre etkiliyor kişiyi, tıpkı diğer hastalıklarda olduğu gibi.

Bir de sürekli mutasyona uğrayarak kendini değiştiriyor.

Yani; tek tip bir Korona Virüsü yok karşımızda.

Peki, eli kolu bağlı- kös kös oturup, korkarak hastalığın bize gelmesini mi bekleyeceğiz. ?

Bunun hiç kimseye faydası olmayacağı gibi, aksine çokça zararları olur...

***

ELİ KOLU BAĞLI, KÖS KÖS OTURMAK YOK..! PROFİLAKSİ VAR VE BİZ, BİR ADIM ÖNDEYİZ...

Elbette bir gün salgın bitecek ama virüs, grip virüsü gibi hayatımızda hep olacak, kaybolmayacak. Ve bizler bundan böyle Korona Virüsü ile de yaşamayı öğreneceğiz, grip virüsü ile yaşamayı öğrendiğimiz gibi...

Öyleyse bir yerden başlamalı, hastalığa karşı önlemler almalıyız.

Bunun için hastalanmadan önce, koruyucu önlemleri öğrenmeli ve uygulamalıyız. Bunun adına “PROFİLAKSİ “deniliyor.

Profilaksi, tedavi değildir. Hastalık meydana gelmeden önce; hastalığı, hastalıkların oluşumunu, ilerlemesini önlemeye çalışmak için alınan tıbbi ve kişisel bakım- hijyen tedbirlerinin bütünüdür.

***

HANGİ PROFİLAKSİ METOTLARINI UYGULAMALIYIZ, NELER YAPMALIYIZ ..?

Uzun yıllarını, Sağlık Sektöründe çalışarak geçirmiş biri olarak söylemeliyim ki ; konu oldukça önemli. Bu yüzden, tek tek ele almak istiyorum, profilaksi metotlarında neler yapmamız gerektiğini.

Ve:

* Kişisel bakımı ve hijyeni, ev ve çevre temizliğini yapmalıyız. Tabiri caizse, suya - sabuna dokunmalıyız.

* Birbirimizle iletişimi koparmamalı, yalnızlaştırılmaktan kesinlikle uzak durmalıyız. Zira; insanlar ilgiden, sevgiden, mahrum edilip, yalnız bırakılırsa; korkuya, strese yenik düşer ve bağışıklık sistemimiz olumsuz etkilenir, çabuk hastalanır, hastalıklarla savaşamayız. Unutmayalım, “Duvarı nem, insanı gam öldürür” Korkudan, stresten uzak durmalı, moralimizi yüksek tutmalıyız..!

YERLİ TOHUM ŞART

* Sağlıklı, düzenli, bağışıklık sistemimizi güçlendirecek organik gıdalarla beslenmeliyiz. Bunun için ilk önce, kendimize ait GDO’suz tohumlarla tarım yapmalıyız. Yerli tohum kullanarak, dışa bağımlı olmaktan, bir lahza dahi beklemeden kurtulmalıyız..!

GDO’lu tohumların, toplumların sağlıklarını tehdit ettiğini artık hepimiz biliyoruz.

Bugün içtiğimiz süt bile, süt değil. Çünkü; hayvanlara pancar küspesi, pirinç kırığı, mısır silajı, kimyasaldan zengin hazır yemler yediriyorlar.

Laboratuvarlarda üretilen et, peynir vb. gibi sentetik gıdalardan uzak durmalı, tüketmemeliyiz.

Hava, su, toprak eskisi gibi doğal değil artık, kirletildi. Tohum GDO’lu, yem GDO’lu olunca diğerlerinin organik olma ihtimali dahi yok..!

İşin özü, özeti şu aslında : Suyumuzu, toprağımızı, havamızı, tohumumuzu, tarımımızı, yapaylıktan kurtarmalıyız..! Kurtarmalıyız ki, sağlığımızı koruyabilmek için en büyük adımı atabilelim.

* Önce biz insanlar doğaya sahip çıkmalıyız, taşına - toprağına, suyuna - havasına, tohumuna - ağacına, hayvanına..

Dikkatinizi çekmek istiyorum; önce hasta ediyorlar, sonra ilaç satıp, tedavi(!) ediyorlar. Aslında ilaca bağımlı kılınıyoruz da farkında değiliz. Çünkü ilaç sektöründe, pasta dilimi çok büyük..! Kimse kimseyi kandırmasın, hiç kimsenin umurunda değil, kim ölmüş kim kalmış..!

* Koruyucu hekimliğe öncelik tanınmadıkça, tedavi edici hekimliğe can dayanmaz bu gidişte. Neden önce hasta olmayı bekleyelim ki, hasta olmamak için çareler varken..! Neden tonlarca paralar dökelim ilaçlara(!)..! İlaç sektörü kazansın diye, insanlar öldürülmekte..! İlle de PROFİLAKSİ, ille de PROFİLAKSİ, ille de koruyucu hekimlik..! Her şey özüne dönerken, biz neyi bekliyoruz, neden özümüze geri dönmüyoruz..?! Betonlaşan, dijitalleşen dünyamızda, toprağı özleyeceğimiz günler çoook yakında...

* Unutmadan, kendi aşımızı da kendimiz yapmalı, dışardan ithal etmemeliyiz. Devletimiz milli aşılar üretmeli. Bu konuda küçük bir hatırlatma yapmadan edemeyeceğim: 1990 Yıllarında Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık örgütü; Nikaragua, Meksika ve Filipinler’de 15 ve 45 yaşları arasındaki kadınlara tetanos aşısı uygulamış ama aşı erkeklere yapılmamış. Bu durumdan şüphelenen Katolik “Comite Provida de Mexico” (Meksika Yaşam Komitesi), aşıları test ettirince, aşının kadınların hamile kalmasını engelleyen antikorları ürettiği ortaya çıkmış.

Demem o ki, “Siz onu anladınız “

* Bunların dışında; düzenli uyumalıyız, özellikle gece uykumuzu ihmal etmemeliyiz.

* Spor - egzersiz yapmalıyız. Temiz havadan, güneş ışığından, yeşil doğadan nasiplenmeliyiz. Güneş ışığından D vitamini ihtiyacımızı giderirken, insanları depresyona karşı koruyan kalkan olduğunu da unutmamalıyız...

* Ve en önemlisi sevgiden bol katmerli bir yaşam seçmeliyiz. Sevgi her acının, her derdin, her hastalığın, her yaranın en muhteşem devası ve tüm canlıların en önemli gıdasıdır...

Gerçek sevenlerinizin çok olduğu, sağlıklı, huzurlu günler diliyorum, ayrı ayrı her birinize...

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Birgül Soytürk - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.