Karasu’dan açılan yelken okyanusları aştı

Sosyal medyada Cengiz Arslanoğlu'nu takip ediyorum. Yaşadıklarını ve paylaştıklarını hayretle izliyorum. Youtube kanalında hikayesi paylaşılmış.

Kıskandım!...

Bizim Sakarya'nın insanı O. Ve bizim!... İçimizde onu tanımayan bile vardır. Niye es geçeriz ki böyle hikayeleri ve böyle cesur kişileri. Aslında güzel şeyler de oluyor hayatta. Cesaretiyle cesaret verenler, ufkuyla ufkumuzu genişletenler var. Cengiz Arslanoğlu gibi... Fark yaratan farklı kişilere ihtiyacımız var. Bilgeliği, cesaretle taçlandıranlara...

---Merhaba!

Costa Rica, Samara' ya selamlar. Sizinle yapacağım okyanuslar ötesi bir röportajı ben de merak ediyorum... Küçük bir yerde büyüyüp de, ufkunuzun bu kadar geniş olması, böyle bir projeye imza atmanız şaşırtıcı.

Kendinizi bize biraz anlatsanız. Daha doğrusu Cengiz Aslanoğlu nasıl olunur? Çünkü, bu cesaretin arkasında bilgelik gizli. Böyle bir hayal nasıl oluşur ki bir insanda?... Tohumları çocuklukta atılmış olmalı.

Çocuk Cengiz'i tanımalı ki; hayallerini ve bugününü anlayabilelim.

---C.Arslanoğlu;

Ben Adapazarı doğumluyum.

Babam resmi müteahhitti. Sinanoğlu Sakarya köprüsü inşaatından sonra, Karasu'da hükümet binası, ilkokul inşaatı ve birçok resmi işler alması nedeniyle, 1959 senesinde Karasu' ya yerleştik. İlk ve ortaokulu Karasu' da bitirdim.1970'de, Kabataş Erkek Lisesine yatılı geldim.

1960 senesinden itibaren her yaz, düzenli olarak 4 ayımız ailece deniz kenarında geçti. O zamanlar kumsalda, Karasu Belediyesi'nin kurmuş olduğu çadır kampları vardı. Her sene öndeki çadırlardan biri bize aitti. Babam çadırın önüne ilk yazlar eğrelti otundan kapalı çardak, sonraları da lambri tahtalardan baraka yapardı. Karasu'lu 3- 4 aileden biri bizdik (60'lı senelerin başlarından sonlarına doğru)... Mayıs sonu, okullar kapanır kapanmaz yazlık hayatımıza başlar, okullar açılana kadar yani, Eylül ortalarına kadar sürerdi. Çadır kamplarında, Adapazarı'nın nezih aileleri yanında Ankara'dan ve İstanbul'dan aileler de vardı. Ağustos fırtınalarından sonra herkes gider, koskocaman sahilde birkaç aile kalırdık.

Bizim, yani çocuklar olarak tek eğlencemiz kumsalda top oynamak, Karadeniz'in o güzel dalgalarında yüzmekti. Civcivler gibi yüzerdik. Bize kimse "aman dalga var akıntı var" demezdi. Her ne kadar sevimsiz görünse de, Karadeniz'in harikulade bu halini benimsemiştik, kavramıştık. Tek eğlencemiz gün boyu yüzüp, oynayıp o güzelim altın gibi kumda uzanmaktı.

Hele hele herkesin gittiği, tamamen ıssız olduğu zamanlar daha çekiciydi. Upuzun sahilin, altın gibi kumsalın güzelliğini doyasıya içimize çekerek büyüdük, hele o dalgaların sahille öpüştüğü yerde yürümek, uyumak bambaşka bir zevkti.

Akşamları ateşler yakılır, etrafında oyunlar oynanırdı. Sakarya nehrine doğru zambak tarlaları vardı. Topladığımız zambakları, annem Paşabahçe cam sürahinin içine koyar, çardağımıza, barakamıza ayrı bir hava verirdi. Kokusu hala burnumdadır.

O ıssız zamanların güzelliği, benim kumsal ve deniz aşkıma ilham vermiştir.

Bir kaç balıkçı kayığından başka ne yelkenli ne motor yacht görebildik. Ufka alabildiğine baktığımda, açık deniz bana hep gizemli gelmiştir. Zamanla ergenliğe geçtiğimizde çok uzaklara açılırdık. Açıkların sessizliği de bir başka güzellik verirdi bana. Çok hoşlanırdım orada sırtüstü dinlenmekten, uyurdum adeta.. Sonra hiç dinlenmeden sahile kadar yüzerdim, yüzerdik. O yorgunlukla kumlara adeta sarılıp dinlenir uyurduk.

Dolayısıyla deniz aşkım, Karadeniz'in dalgaları ve Karasu'nun altın kumlu sahilinden geliyor.

Deniz sevgisi Karasu sahilinde atılmış. Peki diğer yıllarda etken neydi?

--C.Arslanoğlu;

Lise hayatım ve gençlik yıllarımda her yaz denizdeydim.. Askerlik sonrası, Avrupa'ya gittim. Almanya'da izdivaç sonrası, yaklaşık 35 sene Frankfurt'ta kaldım.

Deniz hep aklımdaydı.

Bilhassa Karasu...

----Ve belli ki Sadun Bora hayranlığı var. Ve; benimsenmiş bir Dünya turu felsefesi  de.

--C. Arslanoğlu;

2000 senesinde kafamda bir Dünya seyahati projesi oluştu. Zamanla "Sadun Boro 50. yıl anısına Aynı Rota" diye o zamanın şartlarına göre ve tek başına olarak hayalimi resmen projeye döktüm. Hedef koydum...

2013'te, Turgut Özal'ın basın ve turizm danışmanı, gazeteci yazar Can Pulak abi aracılığıyla Sadun baba ile görüştüm. Yelkeni öğrenmek şartıyla icazet aldım. Güzel bir ortamda O'nun katamaranında hoş bir muhabbet yaptık. 2015'te vefat etti. Benim için Türk denizcilik tarihinin en önemli ilk ismidir.. Ruhu şad olsun...

----Bu nasıl bir hayaldir?

Nasıl istenmiştir de hayata geçmiştir?

Nasıl bir yol izlenmiştir?

C.Arslanoğlu;

Benim ne yelkenli tekne, ne yelken hiç bir bilgim deneyimim yoktu. 2015'te uzun araştırmalardan sonra Almanya Münih yakınlarındaki Chiemsee gölünden projeme uygun bir tekne aldım...

Tekne 1981 Model, Bavaria890 marka, 8.90x2.90 m. boyutlarında. Daha sonra bir kamyon satın alarak Karasu'ya götürdüm...Bir seneye yakın karada kaldı. Altını boyayıp hazırladıktan sonra haziran ayında suya indirdim. Hayatımda ilk defa yelken açıyordum ve iki ay sonra 15 Ağustos 2017 sabahı ezan vakti vira bismillah diyerek kaldığım yerden Sakarya nehrinden marşa bastım.

---Sadun Bora'nın eşi ve miçosu (kedi) vardı.

Siz bir can yoldaşı aldınız mı yanınıza ?

C.Arslanoğlu;

Yanımda 5 aylık, gene Karasu'lu, ismini Pupa koyduğum fino köpeğim vardı. Şile ve İstanbul'dan sonra 22 Ağustos'ta artık Dünya seyahatim başlamıştı.

Ayvalık'ta yıllardır tanıştığım deniz ve tekne bilgisi olmayan arkadaşım Emel Çulak aramıza katıldı. Hiçbir tecrübemizin olmadığı 2,5 mürettebatla yola koyulduk. Yolda hep yelken talimi yapıyordum, İyon denizinde yakalandığımız fırtınayı, acemiliğin verdiği telaşla olan halimizi, unutamıyorum...

Biraz maceralı biraz keyifli yolculuğumuzla, Sadun babanın gittiği yerlere uğrayarak, Fas Tanca'ya geldik. Emel buradan uçakla döndü.

(Devamı yarın)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kamer - Cok güzel bir röportaj.

Böyle bir kişiliği tanıttığınız için teşekkürler.

Öyle ihtiyaç varki hayallerin gerçekleştiğini görmeye.

Ve cesaretli kişileri...

Sadece bütün olmalıydı bu yazı.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 12 Nisan 09:34