Açlık oyunları (Ramazan’ın izinde)

Hz. Âdem (AS) ile başlayan İslam’ın değişmez ibadetlerinden biri de oruçtur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyuruyor (Bakara 183-184):

            “Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.”

            Oruçta öne çıkan kavramlardan biri diğerkamlıktır, dolayısıyla açların halini anlamak şeklinde açabiliriz bu kavramı. Bu konuyu bazen şöyle anlıyor Müslümanlar:

­—Evet, açların halini anladım-anlıyorum, çok zormuş.

Külliyen yalan, tıka basa yedikten sonra 16-17 saati geçmeyen yemek yemeye ara veriş bu durumu anlamamıza imkân vermiyor. Sabahtan akşama zorlu şartlarda çalıştıktan sonra akşamleyin karnını ancak doyurabilen, daha sonra kalanları sabah kahvaltısında atıştıranları bu şekilde anlamamız mümkün mü?

            Bu anlayışın bir tık üstü ise (sanki güvercinlere yem verir gibi) birkaç market kolisinin törenlerle fakirlere dağıtılması şeklindedir. Çoğu zaman -alın ve bu iyiliğimi unutmayın- tarzında bir yaklaşımla yapıyorlar bunu. ‘Dua etmeyi unutmayın ha!’ uyarısını da ekliyorlar tabii. Sonra kendi dünyalarına geri dönüyorlar; arabamızın bir üst modeli ne zaman çıkacak, modası geçen eşyalarımızı nasıl değiştireceğiz, yeni eşyalarımız bu eve sığacak mı, yeni bir ev mi alsak? Zaten Cennetteki yerimizi garantilemiştik. Bu arada işçilerimizi asgari ücretle nasıl daha çok çalıştırabiliriz, konusunda da kafa yormak lazım. Camimizin imamından çalışanlarımıza bu konuda bir vaaz isteyebiliriz mesela.

            Şimdi TV kanallarını şöyle bir gezin, oruç tutanların ‘Reyyan’ kapısından Cennete gireceklerinden bahsedecekler size. El-hak doğrudur elbette ama eksiktir kanaatimce. Kapının ötesinde bizi neyin beklediğini kimse söylemiyor. Hiç kimse şunu söylemiyor: Siz gücü elinde bulunduranlar, zenginler, okumuşlar yani her türlü imkân sahipleri yeryüzünü imar etmeden bir yere varamazsınız. Boşa kürek çekmeyin. Birkaç deniz yıldızını kurtarmakla, bir serçenin kanadını sarmakla gideceğiniz yer ancak Cennetin çölü olur.

            Peki, nedir-ne değildir yeryüzünü imar etmek. Yeryüzünü imar etmek, demek yeryüzünü yaşanabilir kılmak, demektir. Adaleti sağlamaktır. Açlığı önlemektir yani en az elli milyar insana yetecek kadar çok olan gıda ürünlerini yedi milyar insana insaf ölçülerinde ulaştırmaktır. Sözüm yanlış veya eksik anlaşılmasın oruç, namaz, zekât, hac, kurban vb. İslam’ın olmazsa olmazlarındandır ve her biri aslında yeryüzünü yaşanabilir kılmada birer antrenman mesabesindedir ve hakkıyla yapmak lazım. Ancak benim vurgulamak istediğim bu ibadetlerin gerekli ama yeterli olmadığıdır. Ayrıca da bu ibadetlerin yaptığımız kötü işlere perde yapılmasını eleştiriyorum.

Bir dua ve bir uyarı

'Allah razı olsun' çok güzel bir dua ama rastgele kullanılabilir mi?

Bazen insanlar kendi desteklediği siyasi, içtimai şahsiyetlerin (güya) veya herhangi kişilerin halk için yaptığını düşündüğü her şey için söylüyorlar bunu ki gayet dikkatli olmak gerekir. Çünkü sırf siz dua ettiniz, diye Allah yapılan bir işten razı olmaz. Bunun iki ölçüsü vardır:

1-O işin Allah için yapılması,

2- İşin Allah'ın istediği ölçülerle yapılmasıdır, vesselam.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.