Eski Ramazana özlem

Ramazan denince sizin aklınıza ilk ne gelir bilemem ama benim aklıma ilk gelen şey şüphesiz ki kalabalık aile sofraları. Kimilerine göre bu minarelerde yanan renkli ışıklar, mâni okuyan davulcular ya da beklenen uzun pide kuyrukları. Çoğumuzun aklına gelenler birbirine benzer şeylerdir çünkü bunlar ramazanın olmazsa olmazları. Hepsi ramazanı güzel kılan, içimizde heyecan yaratan şeyler. Ama maalesef ki 2 senedir ramazanı bu olmazsa olmaz dediğimiz şeylerden mahrum bir şekilde geçiriyoruz. Bugün itibariyle, ramazan geldi gelecek derken 5 günü geride bıraktık bile. Anlamadık nasıl geçtiğini çünkü o eski ramazanlar yok artık. Kültürümüzden gelen bu güzel alışkanlıklar maalesef ki yavaş yavaş silinmeye başladı hem hayatlarımızdan hem anılarımızdan.

Geçtiğimiz günlerde yapılan kabine toplantısı ile birlikte ramazanda kısmi yasaklar tekrar gündeme geldi. Saat kısıtlaması 21.00'den 19.00'a çekildi. Vaka sayıları arttıkça doğal olarak tedbirler de sıkılaştırılmaya başlandı. Haliyle bu yasaklardan ramazan ayı da nasibini almış oldu. Koronavirüs nedeniyle şimdi de iftar vermek, iftara gitmek yasaklandı. Zaten bu zorlu süreçte alınması gereken kararlardan bir tanesi de bu olmalıydı. Fakat yasaklanan sadece toplu iftar yemekleri olmadı, bu ramazan bizi sahura uyandıran davulcuların da sesini duyamaz olduk. Maalesef onlara da yasak getirildi. İlk gün bir hevesle sokaklara çıkıp mâni söyleyen davulcuların da hevesleri yarıda kaldı. Kararın doğruluğu yanlışlığı tabi ki kişiden kişiye değişir fakat fikrimi belirtmek istiyorum ki bazı vatandaşlarımız salgın sürecinde uzun pide kuyruklarında herhangi bir önlem almıyor. Yetkili şahıs/kurumlar buna ses çıkartmıyor. Ancak kısıtlama sebebiyle dışarıya çıkamayan ve tek başına davul çalan insanlar sağlık için ne gibi tehdit oluşturur işte bu nokta tartışılır…

Daha şimdiden hepimizin özlemi oldu eski ramazanlar. 2 sene öncesine kadar ramazan ayında heyecanlı ve bir o kadar da kalabalık geçirilen günler yerini herkesin evlerine çekildiği ıssız günlere bıraktı. Tüm bunlar yaşanmadan önce kalabalık geçirilen iftar sonrası teravihlere gidilir, sahura kadar yürüyüşler yapılırdı. Gecenin bir körü cıvıl cıvıl olurdu hayat. Kültürümüzün vazgeçilmezi olan misafirperverliğimiz ile boş kalmazdı evlerimiz, eş dost kim varsa evimize davet eder, iftar sofralarında birbirimize eşlik ederdik. Hele de en sevdiğin dostun, akrabansa o gün misafir edeceğin kişi tatlı bir heyecan olurdu üzerimizde. Daha özenli kurulurdu sofralar, gözler saatte olur dakikaları sayardık. Sofradaki muhabbetlerin keyfi, yemek sonrası çaylar kahveler derken 1 ay çok hızlı bir şekilde geçer giderdi.

Sıcak yaz aylarında zorlu geçerdi ramazan ayı ama akşamları da daha bir keyifli olurdu. Bahçelerde oturur ılık esen rüzgâr eşliğinde sahura kadar vakit geçirir, muhabbet ederdik. Yapılan muhabbetlere kuş cıvıltıları hatta çekirgeler de eşlik ederdi. Parlayan yıldızların altında diğer gün hangi yemeğin yapılacağı ya da kimin davet edileceği konuşulurdu. Şimdi ise bunlardan eser kalmadı. Bizler ev-iş hayatı yoğunluğunda kaybolurken koronavirüs endişesi ile yaşıyoruz, zaman da böyle akıp gidiyor. Eskilere dalıp giderken de kültürlerimize olan bağlılığımızı bir kez daha anlamış oluyor, yaşadığımız anları özel kılan şeylerin ne olduğunu görüyoruz. Korona yüzünden tedbir üzerine tedbir almaya devam ediyoruz. Haliyle bu seneki kısıtlamalar daha bir dolu dolu “nerede eski ramazanlar” dedirtiyor. Biz yine de şükredip, sağlığın her şeyden önemli olduğunu unutmayalım. Salgınla birlikte mücadele verip o eski ramazanlara dönmek umuduyla, herkese hayırlı ramazanlar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülcenur Koç - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

İbrahim Atalay. - Gerçekten şimdiden özlenen ramazan ve bizlere gerçek dostlukları unutturan bu koronadan kurtulmak için gerekenleri yapmak önce yöneticilerin sonrada bizlerin üzerlerimize düşenleri yapmak allah yar ve yardımcımız olsun sanada başarılar dilerim allah yolunuzu açık etsin.???.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 22:51