Konu çok, başlık yok

Masama, yazı yazmak için oturdum, ama bu yazıya başlayana kadar, tam beş saat boyunca, boş boş dolandım durdum internet ortamında. Bu beş saat boyunca, aklıma onlarca başlık gelip gitti. Lakin bir tane başlık bile, yüreğime dokunup, kaleminden düşmedi. Çünkü ülkem Türkiye’de, her şey çok fazla yine. Nereye doğru bakarsam bakayım, doğru ve güzel şeyler gördüğüm gibi, yanlış ve arızalı şeyler de görüyorum.

                Bir yıldır evde olduğum için mi, ülkenin yoğun gündemi yüzünden mi bilmiyorum. Ama kafamın içinde, binlerce düşünce volta atıp duruyor. Düşünce yorgunu adeta yüreğim. Yedi gün, yirmi dört saat düşünüyor, ancak hiç bir eyleme imza atamıyorum. Durum bu şekilde olsa da, otuz üç yıldır yaşıyorum sonuçta. Benim sahibim, hiç bir şeyi yapamayan, ailesine yük olan beni yaşatıyor ise, bir bildiği ve kutlu bir sebebi vardır elbette.

                Kafam, çok karışık bu ara yine. Bulanık adeta her taraf. Ne doğrular, ayan beyan görünüyor, nede yanlışlar. Yarına dair bütün umutlarımı, bugün yapılan hatalar kirletiyor. Gün be gün, değişiyor dengeler. Bugün, Türkiye için, İslam için ve ümmet için tarihi ve devrim tadında bir karara imza atıyor iken, yarın kendi egomuza yenik düşüp, milletin gönlünü kırıyoruz.

‘’Başın olsa da yüksek,

Gözün enginde gerek,

Kibirle yürüyerek,

Yolu incitme gönül’’ diye, şiir okuyan biz değil miydik? 

                On dokuz yılda, bu iktidar sayesinde, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini anlatacak değilim. Hatta bırakın on dokuz yılı, son bir yılda, bu iktidarın, millete yaptığı hizmetleri ve aldığı devrim tadındaki kararları yazmaya kalksam, bu yazının ucu bucağı gelmez. Lakin, şuan Türkiye’de öyle bir iklim var ki; üç yanlış, bir doğruyu değil, tek bir yanlış, on tane doğruyu götürüyor. Vatandaşlara aşıların bedava vuruluyor olması değil de, aşı geldi mi, gelmedi mi diye, işi sulandırmaya çalışılıyor. Pandemi döneminde, açılan ultra lüks şehir hastaneleri değil, Adana’daki uyduruk sahra hastanesini konuştuk biz. Ya da Ayasofya’nın sevincini yaşamadan, Ali Erbaş Hoca’nın, haklı hutbesini savunduk. Yani; her zaman olduğu gibi, algı karşısında, olguyu savunuyoruz.

                Kendi adıma söylemem gerekirse, ben, inandığım dava için, algı ile ölene kadar mücadele ederim, zerre kadar da yorulmam. Ama, ama, ama… son zamanlarda, öyle şeyler oldu ve oluyor ki; hak davası için, ölümü göze alanlar bile; ‘’aaa yeter artık’’ dedi.

                Çok fazla uzağa gitmeye gerek yok. Örneğin geçen haftalarda, 104 emekli amiral, gece yarısı darbe bildirisine imza attı. Peki ak parti teşkilatlarından, yeterli tepki geldi mi? O 104 darbeci amirale, teşkilatlar olarak, ‘’hodri meydan’’ dendi mi?

Ya kokain çeken, k.a olayına ne demeli? Bu davaya gönül verenlerin, gönlünü kırmadı mı? Sakın bana; “k.a. Partiden anında ihraç oldu.’’ demeyin. İhraç olması, beni rahatlatan ya da beni mutlu eden hadise değil ki. İhraç olacaktı ve oldu. Asıl sorulması gereken sorular; bu kişiyi içimize kim soktu? Bu şahsa destek veren, şuan nerede? Ve içimizde, daha kaç tane k.a gibi tipler var?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

09

Tolgas - Bence birilerin göremediklerini yazmaya devam et...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Nisan 02:57
07

Ahmet Beyaz - Eline, emeğine sağlık. Tebrik ederim güzel bir yazı olmuş.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Nisan 01:39
04

Ykd - Güzel bir yazı. Tebrik ederim. Yanlız k.a. olayına çok takılmamak lazım.Her ailenin iti de olur yiğiti de. Kaldı ki o kardeşimiz de yolunu şaşırmış olabilir.Ona doğru yolu göstermek de yine toplumun görevidir.Dışlamak olmaz.

Son bir not kardeşime,

Sen ailene yük değil olsan olsan yüksek mertebe vesilesi olabilirsin. ALLAH derecelerini alî kıldıklarından eylesin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Nisan 21:43
12

FatihMerdoglu - @Ykd 04 nolu yoruma cevabı: Krtada bir yanlış varsa cezasknı geciktirmeden verilmeli. Yoksa bu adam çaldı bu nizden şj adam kokain çekti bu bizden üstünü kapatalım ailemiz zarar görmesin derken ortada aile diye birşey kalmaz. Suçluya göz yummak bizide shçlu yapar ve insanların gözünde üç kağıtçı olarak algılanırız. Halbuki syça teşvik değil ceza vermeliyiz. Ve Hatta diğer insanlardan farklı görüştekilerin gösterdiği tepkilerden daha fazla tepki göstermeliyizki saygınlığımız artsın. Yoksa kendi içimizde bile değerimiz beş para etmez hal alır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Nisan 08:42
03

Okan Kara - Çok haklisiniz, ellerinize sağlik. Güzel bir yazi olmuş

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Nisan 21:39