Bu ülke babanızın çiftliği değil!

Kimse bulunduğu konumu kullanarak, kendilerine bahşedilen makamları babalarının çiftliği gibi kullanamaz. Ancak, maalesef ki son yıllarda bizim ülkemizde en sık görülen manzara bu..

Bir makam verilmeye görsün..

İlk iş ‘bu makamı kendi çıkarlarım doğrultusunda nasıl kullanırım’ çalışması yapmak.

Tıpkı geçtiğimiz hafta görevden alınan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan gibi.

Bakan Pekcan, kendi bakanlığına, kendisi ve eşi Hasan Pekcan'a ait olan Nanoksia Biyoteknoloji firmasından 9 milyon liralık dezenfektan alındığın ortaya çıktı.

Ne ala memleket..

İhale bile yapmadan, belirlediğin fiyattan konumunu kullanarak, kendi şirketine para kazandır. Bununla da yetinme küçük esnaf inim inim inlerken, aylarca dükkanını açamaz, evine ekmek götüremez iken, sen bakanlık olarak esnafa üç kuruş destek veremez iken, kendi şirketine Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan 1.4 milyon TL devlet desteği al.

Peh peh peh..

Bakan Pekcan’ın şirketine verilen bu destek, birde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı resmi sitesinde örnek olarak paylaşılmış..

Utanmazlığın bu kadarı.

Buradan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na soruyorum, Bakan Pekcan’ın şirketi dışında kaç dezenfektan üretimi yapan şirkete bu destekten verdiniz?

Burada Bakan Pekcan’ın yanında, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın da görevden alınması gerekmez miydi?

Devletin malı deniz. Ye babam ye..

Bunlar buz dağının görünen, ortaya çıkartılan kısımları. Ya arkasında kalan, görünmeyen, ortaya çıkartılamayan daha ne gibi yolsuzluklar, hırsızlıklar var kim bilir.

İnsan da biraz utanma, biraz ar olur.

Sana; bu ülkeyi en iyi şekilde yönet, esnafın tüccarın sıkıntılarını gider, bu zor gününde sorunlarına çözüm bul, destek ol diye verilen o makamı, kendi çıkarların için kullan. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kendi kasana koy. Zehir zıkkım olsun, sen ve senin gibi bu ülkenin sırtından geçinenlere.

ÖĞRETMENİN ÜÇ KURUŞUNA MI GÖZ DİKTİNİZ?

Ya öğretmenin aldığı üç kuruşluk ek ücretine göz dikenlere ne demeli.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19 Nisan tarihli kararı ile öğrencilerin uzaktan veya yüz yüze eğitime katılmamaları durumunda, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin kesileceği açıklandı.

Sanki öğretmenlere dört dörtlük bir zemin hazırlayıp verdiniz, öğretmende keyfi yere derse çocukların girmesini engelledi.

Siz Milli Eğitim Bakanlığı olarak, her eve internet mi götürdünüz?

Siz Milli Eğitim Bakanlığı olarak, her öğrenciye bilgisayar, tablet mi verdiniz?

Siz Milli Eğitim Bakanlığı olarak, yüz yüze eğitim verilen okullarda virüse karşı her türlü tedbiri aldınız mı?

Siz ne yaptınız da, öğretmenlerden ne istiyorsunuz?

Evinde interneti olmayan, evinde tableti, bilgisayarı olmayan çocuk nasıl derse girecek?

Ya tek odalı bir evde 3-5 kardeş yaşayan.

Her çocuğun evinde ayrı özel odası mı var zannediyorsunuz.

Öğretmenler, eğitim ve öğretim açısından derse hazırlanmış, ama öğrenci derse katılmadıysa bunun suçlusu öğretmen değildir.

O öğretmen bir kişiye de aynı dersi anlatacaktır, 10 kişiye de..

Bir kişi içinde aynı mesaiyi harcayacaktır, 10 kişi için de..

Siz neyin hesabındasınız Allah aşkına. Kendi başarısızlığınız faturasını öğretmenlere kesmeyin.

Mesainizi, öğretmenin maaşından ne kadar, nasıl kesebilirize harcayacağınıza, eğitim, öğretimin altyapısını nasıl daha iyi yaparız da, tüm çocuklara ulaşırıza harcayın.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Günay Yazıcıoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.