Fındıkta neler oluyor?

        Sakarya vilayetinde yaşayan, atadan beri fındık üreticisi bir ailenin fındık üreten çocuğu olarak bu hafta fındık üreticisini bilgilendirme yazısı yazmayı uygun gördüm.

        Sakarya ili katma değer yönünden yıllık ortalama 100 bin ton fındık üretimi ile ekonomik girdisinin büyük çoğunluğunu bu tarım ürününden elde eden bir vilayettir. Bu vilayette yaşayan esnaf, sanatkar, meslek erbabı, işletmeci, tekstilci, turizmci ve burada sayamadığım bir sürü ticaret erbabı bir şekilde fındık girdisinden nemalanmak durumundadır. İlimiz merkezi ilçe ve diğer yerleşim yerlerinde ticaret yapan işletmelerin müşteri potansiyelinin ekseri çoğunluğunun fındık üreticisi ve onun ürettiği ekonomik değere olduğunu unutmamamız gerekir. Yani fındık para ederse ekonomi var, etmezse ekonomi yoktur.

              Kilo başına bu günkü piyasa değeri olan 20 TL’den fındığı hesap edersek 100 bin ton fındığın ilimize parasal katkısı 2 milyar TL’dir. Ama dört ay önceki kilo fiyatı 24.5 TL’den hesap edersek 100 bin ton fındığın değeri 2 milyar 450 milyon TL ediyordu. Yani Sakarya ili dört ayda 450 milyon TL değerinde fındık girdisinden mahrum bırakılmıştır. Fındıktaki her 1 TL’lik artışın Sakarya ekonomisine 100 milyon TL olarak yansıyıp katkı sunacağını unutmayalım. Çiftçinin son bir yılda kaybettiği alım gücü de bu işin cabası.

       Fındık konusunda otorite sayabileceğim bir müteşebbis ile birkaç gün önce konu üzerinde fikir alışverişinde bulundum. Söylediklerini özetlemeye çalışacağım. Pandemi sürecinin ihraç pazarlarımızdaki tüketimi olumsuz etkilediğini, bu seneden gelecek sezona hatırı sayılır bir miktarın devredeceğini, önümüzdeki yıl Türkiye rekoltesinin 750 bin ton olarak beklendiğini ve bu durumun geçen seneki devreden miktar ve bu seneki 750 bin ton eklendiğinde arz fazlası gibi bir görüntü yaratacağından fiyatlara olumsuz yansıdığını örneklerle anlatmaya çalıştı. Özetle arz talep dengesizliğinin ortaya çıkacağını ve fiyatlar üzerinde olumsuz etki yaratacağını söylüyordu.

   Fındığın her alanında faaliyet göstermiş bir ailenin bireyi olarak yaklaşık 30 yıldır fındık ekonomisin seyrini takip ederim. Fındığın en temel sorunu arz talep dengesinin sağlanamamış olması ve fındık kartellerinin rekabet ortamının olmayışı nedeniyle her zaman bu durumu kendi lehlerine avantajlarına çeviriyor olmasıdır. Son yıllarda arz fazlası fındığın elde kaldığına dair hiçbir veriye rastlamış değiliz. Bu karteller üç faktörü çok iyi değerlendirmekte ve bu zamanlarda piyasayı oluşturmaktadır. Birinci faktör fındık dalda görünmeye başlayıp rekolte tartışması yaşanmaya başladığı zamandır (bu günler). Bu dönemde basın yayın organları ve haber platformlarında yoğun bir propaganda yaparak rekolteyi fazla gösterip arz fazlası yaygarası koparmaları ve bunda başarılı olmalarıdır. İkinci faktör fındık pazara inmeye başladığı zaman karşılarında rekabet edecek kimse olmadığı ve fındığı satmak zorunda kalan borçlu üreticiden düşük fiyatla iki üç aylık ihraç ihtiyaçlarını karşılayıp sonrasında fiyatı istedikleri gibi speküle edebilmeleridir. Üçüncü faktör ise çiftçinin kendi ayağına sıkması olarak değerlendirebileceğimiz, fındığın emanete bırakılarak kartelci sermayenin eline geçmesi durumudur.

     Çare nedir derseniz 18Aralık 2020 tarihli ‘’Fındık Gerçeği‘’ yazımı okuyarak hafıza tazelemenizi önerebilirim. Ama yine de konuyu açmak gerekirse yukarıda bahsettiğim üç faktörün üretici üzerindeki baskısını nasıl azaltabileceğimize bakmak lazım.

      Birinci olarak devlet, Çiftçi Birlikleri, Ziraat Odaları ve Sivil Toplum Örgütleri üretici üzerinde Demoklesin Kılıcı gibi sallanan ve fındık dalda görünmeye başladığı zaman arz fazlası yaygarasına karşı önlem almalı ve bu kartelci sermayenin argümanlarını boşa çıkarmalı, arz fazlasına yaygarasına veya yalanına net çözüm üretmeleridir. İkinci faktör fındık pazara inmeye başladığı zaman üreticinin fındığını ucuza kapatmak için piyasa düzenleyici rolünü elinde bulunduran kartelci sermayenin işini bozmak için pazarda rekabeti arttırıcı düzenlemeyi yapmalarıdır. Maalesef bu konuda görevlendirilen TMO her dönmede kötü sınav vermiştir. Fiskobirlik’ten hiç bahsetmiyorum, çünkü bu günkü haliyle piyasaya etki etme gibi bir misyonu olmadığı ortadadır. Üçüncü ve en önemli faktör ise fındığın kesinlikle emanete bırakılmaması durumudur.

      2020 - 2021Fındık sezonu için fındık fiyatı açıklayan ve fındık alıp piyasayı düzenleyeceğini vadeden TMO’nun sezonda hazırlıksız olması, alım merkezine gelen üreticinin fındığını yok taş var, yok toz var, kuru değil gibi mazeretlerle  geri göndermek istediği  çiftçiler tarafından dile getirilmektedir. Alımına karar verdikleri ürün fındıkta ise gerekli Randımanı vermeyerek kilo başına 2 – 3 TL gibi fahiş bir fiyat kaybına sebep olmaları yine üreticinin şikayetleri olarak seslendirilmektedir. Bu durum üreticiyi canından bezdirmekte ve tüccarın kucağına itmektedir. Üretici “Bu kartelci sermaye karşısında sahibimiz yok mu?’’ Sorusunu sormaktadır.

   Dalda fındığın görülmeye başladığı şimdilerde yine kartelci fındık baronları arz fazlası yaygarasını koparmaya başladılar bile. Üreticinin dikkatli olması ve çiftçi birliklerinin konuya müdahil olup çiftçinin yanında yer alması ve bu konuda devlet yetkililerini uyarması gerekir. Basın yayın organlarında yapılacak arşiv çalışmasında göreceğimiz şey şudur. Türkiye geçmiş yıllarda 60 – 70 bin ton fındık üretirken bile bu arz fazlası yaygarası koparılıyordu. Bu kartelci firmalar çiftçinin daldaki ürününe pazara gelmeden değer biçme gücünü nereden alıyor?  Sorusu hala cevap bulmuş değil.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şenol Kabaoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Ali Velioğlu - Oltan gıdanın Ferrero ya satılmasından sonra Türk fındık üreticisinin eli kolu bağlanmıştır.Tekelleşme her zaman üreticiye zarar verir..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Mayıs 23:17
02

Yandex - Fıstık ta ne oluyor ise fındıkta da o oluyor

Üretici köylü TMO ya fındığını ölü eşşek fiyatına satmaya zorlanıyor muhafazakar hükümet tarafından..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Mayıs 11:05
01

Cevat Birgül - Sizin gibi ben de fındık üreticisi bir bireyim. Her yıl yapılan "arz fazlası var" sözü piyasayı düşük tutmak için yapılan bir spekülasyon. TMO pazara düzenleyici olarak girmiyor. Hükümetin kontrolünde olan TMO piyasayı düşürüyor. Alım merkezleri yaygın değil ve uzak. Açıklanan fiyat ya tüccar ile aynı, veya altında. Randıman, tüccardan her zaman iki veya üç puan aşağıda ve yok yaştı, yok taş vardı v.b. sudan bahaneler ve zorluklar yedek. Üretici Ferroro ile baş başa ve çaresiz...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 01 Mayıs 00:53